Yazar Metin Aydın, bir yıl evvel ki “Bisturi – Huzursuz Metinler” (2018, Kaos Çocuk Parkı Yayınları) kitabından sonra bu sefer de “hercümerç- minimal metinler” (2019, İmleç Kitap) ile karşımıza çıkıyor. Metin Aydın’ın ilk kitabı olan “Biblo Hayat”( Babil Yayınları, 2010) yayımlandı, ardından “üryan” (2016, Lethe Yayınları), adlı kitabı ile okurlarıyla buluştu. Metin Aydın, minimal metinlerde;...
Son Yazılar:
Post-Formal Düşünce Üzerine
Peride Celal: Kurtlar ve Komünistler
Bir Zaman Haritası
Gerçeğin Gölgesinde İdea’nın Karanlık Metafiziği
Cevat Çapan’dan Hatırlayışlar: Sürgünler Ayrılıklar
Salyangoz Haiku dergisi, ikinci sayısıyla okurla buluştu.
Hikâyede Kalmasın
Barış Yıldırım’ın üçüncü şiir kitabı Rüzgâr Dindiğinde: Seyrüsefer Günlükleri çıktı
Strain: Faşizmin Gen Havuzundaki Sevgi Ve Nefret
Medeniyetin Sonunda Odysseus
PETER PAN: KABUSLAR ÜLKESİ – ÇOCUK EDEBİYATI KLASİĞİNİN KUİR KORKU FİLMİ UYARLAMASI
Odysseia, heyecan verici ve gerici bir ağıttır
Anadolu Keçelerini Dünyaya Tanıtan Sanatçı: Selçuk Gürışık
Odyssey ve kültürel sağın tutarsızlığı üzerine düşünceler
Brecht: O küçük insanları severdi
Karanlıktan Gelen Doğum Sonrası Depresyon Alegorisi mi?
Özer Kabaş Salt’ta: Denizaşırı ve Zamanları
Yüksek Gerilimin Poetik İnşası: Etten Kurgu
Açlığın İçinden Geçerken İnsanlığını Unutan Yazar: Knut Hamsun
Kategori: Litera
EDEBİYATTA ÖVGÜ VE YERGİNİN SINIRI
Eleştiri dünyamız, okuma alışkanlıklarımız ve okur olarak sanatçıya-esere dönük yaklaşımımız, bugün dahi, geçmişten devraldığı fanatikçe tarafgir olma, son derece öznel bir yan tutma ya da karşıtını bütünüyle yok sayma fiilinin çok ötesine geçmiş görünmüyor. Eleştiri ve okuma edimlerimizin ‘nesne’sine yorumsal yaklaşımlarda bulunurken bu denli ölçüsüzlüğünün sınırlandırması gerektiği aşikârdır. Gülünç yergiler ve nesnesinden uzak kişisel, hamasi...
Küçük İskender’e karşı sorumluluğumuz
Şairimizi kaybetmenin üzüntüsündeyiz. Belli ki yasımız bir süre daha, şiirlere kendimizi verinceye dek sürecek gibi. Çünkü benzersiz bir şairi yitirdik. Çünkü ilkleri başaran bir şairi yitirdik. Çünkü şairliğe karşı duran şairi yitirdik. K. İskender için şiir ve düzyazı amaç değil bir araçtı. O sanattan daha önemli şeylerin varlığını gördü. K. İskender önce hayat diyenler kuşağında...
HER ŞEY ÇOK DAĞINIK: YAVUZ ÖZKAN’SIZLIK
Dünya’dan gittiğiniz günden beri, kalbim ağrıyor. Hayattan bu kaçıncı sekişim, bilmiyorum. Hala nasıl yaşıyorum, onu da bilmiyorum. Nasıl bir güç varsa bu köhne kalbimde… Bu halde beni görseydiniz, çok kızardınız. “Boşuna izlemişsin filmlerimi, seninle konuşarak nefesimi gereksiz tüketmişim” derdiniz. Bundan eminim. O çünkü, Yavuz Özkan’dı. Güçlüydü, çok güçlüydü. Güçlü olmanın ne demek olduğunu, bana öğretendi....
seranat (şiir)
bir şey söyleyeceğim amakınama beniçünkü ertelenen her düşkaçırır uykuyu ne istiyorsun bendenperdelerdengücüm yetmiyorörtmeye geceyi ıssız dudaklarımdaseni sevmek için ihtiyacım var şimdidaha çok sözcüğe yoksa öldürebilir benigölgenle aramdaki bu mesafe Resim: Utku Varlık
ZAMAN MEFHUMU
Yıllardır görüşmediğim bir arkadaşımla altı yılın ardından buluşmak için sözleştik. Öğlen 12’ye 10 kala arkadaşımla yazıştım ve 1 saat sonra buluşma yerine geleceğini, yolda olduğunu belirtti. İşlerimi o buluşmadan sonra devam etmek üzere ertelemiştim, beklemekten başka yapacak bir işim yoktu. Hem altı yıldır görmediğim arkadaşımı görecek olmanın heyecanı hem de bir iş yapmadan beklemenin sıkıcılığı...
Bekleme odası
Yorgun atlar duruyor şehrin üstünde, bir hikaye besteliyorlar mırıldanıp üstümüzde bir şeyler olmalı bir şeyler yaşanmalı bir şeylerin anlamsızlığı ile. Her şeyi yok etmeden önceydi, kalbimdeki radyo cızırtsını düzeltmeden önce, doğru frekansı kaybettikten hemen sonra. Televizyonların salya sümük taklit yapıp asıllarını becerdiği günlerdi. Seni özlüyor olmamın garip olmadığı geceler ve şikayet iniltileri. Kozmik blues, uzay...
Elveda Cumhuriyet (Şiir)
bir yokuşu çıkıp gelmiştim köşkün arka bahçesindeydi cumhuriyet kalbimde gençliğin şelalesi kızıl mı kızıl gözlerim çiçekler açıyordu esrik cümleler sardım boynuma fular gibi atkı gibi günler artı günler orda yıllarca kelimeleri ovdum gözlerimin feri içimin ağrıyan yerlerini ovdum sorsalar (kim kimin kalbine eğilerek ne sormuş ki şimdiye kadar) sorsalar hayatımda tashih olmasın diye musahhih oldum...
Cumartesi Şarabı
Renkli arabalar geçiyor şehrin üstünden gürültüsüz ve insansız … Kendimsiz kalıyorum kedisiz… Garip bir yüzyıl bu, renksiz! Bir odada oturuyorsun; kahverengi bir odada, at kuyruklu kanatsız ve uçabilen bir odada. Hiçbir yerde değilken görebiliyorum seni, yanıma -sesini elindeki şişeye doldurup- geliyorsun. Sen gelene kadar defalarca unutup hatırlıyorum seni. Yeniden şimdiki gibi. Yanımdasın bir yüzyıl sona...
DEVAMSIZLIK (öykü)
Beni nehrin öbür yakasından getirdiler. Çocuklarla iddiaya tutuşmuştum. Onlara, nehri bir yakasından diğer yakasına yüzerek geçeceğimi söylemiş, ancak bunu yaptığımda tekrar aynı şekilde geri dönmekten korkmuştum. Öğle güneşinin altında karşı kıyada feryatlarım dört bir yanı doldururken öylece çırılçıplak kalakalmıştım ki adamlardan biri yüzerek gelmiş ve beni geri götürmüştü. Sonra da “Lan orospu çocuğu, ben senin...









