[email protected] Onu yıldızlara uğurladığımızdan beri, her 8 Mart’ta annemi anımsarım. Aslında hep anımsıyorum. Hem bilgisayarımda masaüstümde hem de çalışma masamın baş köşesinde aynı fotoğraf, yetmişlerin sonu ile seksenlerin başından bir fotoğrafımız var siyah beyaz; tam da renkli fotoğrafçılığın yaygınlaşmasının öncesi… Herkes bir parça anımsar annesini 8 Mart’ta (elbette, anne kızgınlığıyla söyleyelim bunu, başkalarından yer kalıyorsa!);...
Son Yazılar:
Beat kuşağı ve Beatnikler hakkında 10 film
Osmanlı’da Bayramın Zarafeti: Bir Kartpostalın Anlattıkları
Göğün Altında (Şiir)
Bir Tiyatro Mirası: Antonin Artaud ve Bali Tiyatrosu
SENDEN YANA
BESBELLİ (ŞİİR)
Döngü (Şiir)
Leyla Qasim’a (Şiir)
Işıkla Yazan Yaprak: Işıkla Yazılan Fotoğraf
FİKRET MUALLA’NIN FİLMİNİ ÇEKMEK VE ANILAR…
Galeri Kev’den Yeni Sergi: Fırat Altındal-Yapısöküm
John Ruskin’in Eseri Modern Düşünce ve Yaşama Etkisi – V
cenneti gördüm (şiir)
Gözleri İki Pankart! (Şiir)
ŞAMDANLARI DONATINCA (ŞİİR)
EDİP CANSEVER ŞİİRLERİ ÜZERİNE BİR OKUMA
Yanılgı Lekesi (Şiir)
SÖYLEŞİRKEN BİR ŞAİR DOSTLA (ŞİİR)
Stefan Zweig ve Viyana
Kategori: Litera
STEFAN ZWEIG JOSEPH ROTH’U ANLATIYOR
Zweig’ın anı konuşması, 23 Haziran1939, Conway Hall, Londra Çeviri: Ahmet Arpad “Son yıllarda sık sık yaşadıklarımız bizlere sevdiğimiz bir insana veda etmek gibi güç ve üzücü bir gerçeğin altından kalkabilmemizi öğretti. Başka ülkelere sığınmış, dışlanmış sayısız dostumuza, kendimizi adadığımız çevreye, evimize, mülkümüze ve güven içindeki bir yaşama her geçen gün gittikçe daha çok veda etmiyor...
Sahibinin Sesi: Sanatın Sağaltır
1 Mart 2019 Cuma akşamı saat 7’yi 5 geçeye kadar, aklım hafta içi gittiğim doktora derslerinde ne kadar sıkılmış olmamla o kadar meşguldu ki, akşam saat 8’deki oyuna biletim olduğunu unutmuşum. Beyin nasıl bir organsa, oyuna 55 dakika kala, içerden bir zile bastı ve ben elimde telefon “instagramda takılırken” birden hazırlanıp çıksam, oyuna yetişebilirim, dedim....
ÖLÜLER (Öykü)
ÇIKMAYALI OTOMOBİL MARKALARI DEĞİŞMİŞ dedi Romeo: HAH HAH HA Q Residence’ın cam kapısı önünde-Juliet’e başıyla caddeden geçen bir otomobili göstererek. Ellerini cebine attı-aslında kasanın anahtarını arıyordu- cebinden bir bozuk para çıkarıp: HOOP deyip, havaya attı: PARA BİRİMLERİ DE DEĞİŞMİŞ MİDİR? Juliet: BAKSANA ROMEO DEDİ YAĞMUR YAĞIYOR, ASIL ÇIKMAYALI YAĞMUR BAŞLAMIŞ- dua eder gibi iki...
MEKÂN ALGISI VE ŞİİRSEL MEKÂNIN KAYBI
İLETİ Dört duvar arasına kapatılmış (kuzeyde, bilmeme kristali, icat edilecek manzara güneyde yansımalı bellek doğuda ayna batıda taş ve sessizliğin ezgisi) cevapsız mesajlarımı yazıyordum. Octavio Paz Mekân kavramının daha çok roman, öykü, tiyatro gibi tahkiyeye dayalı yazınsal türler için kurucu bir unsur olarak ele alındığını, bu türler üzerinden ayrıntılı, derin yorumlara konu olduğunu biliyoruz....
Savaş Eskidikçe Askerler Gençleşiyor
Sırf bu, başlıktaki veciz cümleyi okumak, sonra tekrar okumak için size bir roman tavsiye edebilirim. Türk romancılığının afacan yazarı M. Altar Kaplan, zoru deneyen bir üslupla yazılmış ama okuru tarafından sular seller gibi okunacak görünen son romanıyla tekrar karşımızda… İki Nehir Arası başlıklı romanı II.Dünya Savaşında Rusya bozgununa uğrayan Alman Ordusunu anlatıyor; daha fazlasını aktarıyor....
Erich Maria Remarque -“Barış Savaşçısı”
Bundan 90 yıl önce, 31 Ocak 1929 tarihinde ilk kez basılan “Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok” romanı 20. yüzyılın Alman dilinde yazılmış en başarılı eseridir “Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok” romanı bundan 90 yıl önce 31 Ocak 1929’da yayımlandığında; 20. yüzyılın Almanca yazılmış en başarılı eseri olacağını ne yazarı Erich Maria Remarque ne...
Westeros’ta Kadın Olmak
Ortaçağın farkı bir versiyonunda geçen Buz ve Ateşin Şarkısı, insanların, toplulukların ve örgütlerin birbirleri arasında olan günlük ve sosyal ilişkilerini bulunduğu yerin ortamına bağlı olarak işlerken bu kişilerin ve kurumların özüne göre de bir hikaye örgüsü verir. Bu yazıda bizim bildiğimiz ortaçağın aksine önemli rolleri olmayan ve cahil, kavgacı, erkek egemenliğinde ikinci planda kalan kadınlar hepimizin hayranlıkla...
Alkışlayan Elleriniz Dert Görmesin
Yığınlar, günbatımından hemen önce doldurmaya başlıyor meydanı. Her yaştan ve kesimden insan var topluluğun arasında. Çocuklar, balon dağıtan adamların olduğu yöne doğru koşuşturuyorlar; anne ve babaları, ücretsiz yemeğin derdine düşmüşler. Sahnede hummalı bir koşuşturmaca var. Gençliğin yeni sevgilisi, eşinden henüz ayrılan “kutsal ailenin” temsilcisi şarkıcı için son provalar yapılıyor. Mahalle kahvesinde müşteriler, yerel yönetimce hazırlanan...
Bandini’yi Toza Sormak
Elbette yerinde ağır, çakılı, kıpırdamaz bir kütleye sormayacağızdır. Toza soracağız o rüzgarla dans eden, rotasız harekete. Başka kime sorabiliriz ki Bandini’yi? Belki de kendisine en yakın saydığı Meksika tenli Camilla’ya, ki o da sonunda küçük dostuna bir kap süt bırakıp şu tepelerin arkasında görünmeyen bir yerlere kaçıp gitmiştir. John Fante’nin Toza Sor kitabı bizi Bandini...









