Tüm dünyayı saran ve çağın ruhuna sızan şiddet ve saldırgan siyaset ortamı, entelektüel üretimde bulunan her insanı “Neden böyle oldu? Hani direniş yükseldikçe baskıcı rejimler son bulacaktı? Neyi öngöremedik?” sorularına cevap aramaya itiyor. Geçmişi yeniden ve yeniden okuyoruz, hangi “büyük boşlukta” bozulduğunu anlayabilmek için büyünün. “Modern insanın açmazı” üzerine pek çok teori, düşünce geliştirildi, geliştiriliyor....
Son Yazılar:
Mustafa Ağatekin: “İşin sonu, neticesi” demek encam
Yeni Dünya Düzeni: Etobur Yırtıcıların Geçit Töreni
haplar ve laflar dünyasının paslı yazgısına şiirden merhem ezen çocuğun hikayesi (şiir)
ÇAĞILTI (ŞİİR)
KOMANDOKARA III. FASİKÜL (ŞİİR)
HAYDAR ÜNAL’DA TARİH, BELLEK VE DİRENİŞİN POETİKASI
Karanlık Kuşağın Künhü (Şiir)
Dip Adası (Şiir)
kan kırmızı gecelerin masalları (şiir)
Deniz Kıyısındaki Meyhane (Şiir)
Kütleçekim (Şiir)
Kaç Adım (Şiir)
Yapay Zeka Çağında İş Nasıl Bu Kadar Kötüleşti
NURETTİN BELİKIRIK: “NEDEN SORUSU, YAPTIĞIM RESİMLERİMİM BİR İFADESİ OLARAK ORADA DURUYOR.”
Sven Beckert: Kapitalizmin bir başlangıcı vardı ve bir gün sona erecek!
Fincanın Kıyısından Odak Etiğine
DÜNYAYI İKİ KERE GEZMİŞ OLAN KİŞİ İSTANBUL’DA
OLAN BİTEN; OKUL CİNAYETLERİ, SARI ZARFLAR, ŞİMDİKİ ÇOCUKLAR
“Paslanmış kapıyı açmak isteyene anahtar”: Yakanıza Gül
Kategori: Litera
Haremdeki Yalnızlar; Resmi Tarih ve Osmanlı Eşcinsel Kültürü Üzerine
“Tarihin temize çekilmesi; Milli Tarih” Tarih ile bağı Malkoçoğlu, Kara Murat, İstanbul’un Fethi gibi destanlaştırılmış olaylar ve şahıslar üzerinden şekillenenlerin, hakikatin kıyısından kenarından geçmeyenlerin tarihidir Milli Tarih. Diğer adıyla “Resmi Tarih” Gündelik hayatın her alanında bizi kendisine çağıran, aksi istikamette yol alanları yok eden ‘Resmi Tarih Otoritesi’, onu tek ve doğru bilgi olarak sunan kültürel...
Ölümün Ambivalensi, Yas ve İkircikli Haller
Ölüm yüzyıllardır gerek ilkel gerek modern insanın korkusu olagelmiştir. Bu korkunun temelindeyse ölümün ne olduğunun bilinemeyişi yatmaktadır. Ölüm kendi içinde çelişkiyi barındırır. Bir yanıyla var oluş sürecini tamamlarken diğer yanıyla var diye zannedileni yok etmektedir. İnsanın doğumundan itibaren oluş süreci başlar, var oluş ile kendini tamamlama sürecine girer. Fakat insanın tam olması yahut tamamlanması yaşadığı sürece mümkün...
Karşılaştırmalı Edebiyatın Olanakları ve Sınırları(*)
Zoran Zivkoviç’in “Armağan Zamanlar”ında Ziyaretçi olarak adlandırılan doğaüstü bir karakter, çeşitli mesleklerden insanları ziyaret ederek onları geleceğe, gerektiğinde de geçmişe doğru yolculuklara çıkarır. Ziyaret ettiği kişilerden biri de antik dilbilim uzmanı bir akademisyen bilim insanıdır. Üniversitenin eskiden ardiye olarak kullanılan bir bodrum katına atılmıştır. Artık antik dilbilim ile kimsenin bir işi kalmamıştır. Ziyaretçi bu bilim...
ARETHA FRANKLIN’e Sevgiyle
Bir Değişim Geliyor Bir Değişim Irmak kıyısında doğdum, küçük bir çadırda, Ah o zamandan beri savrulup duruyorum bir ırmakçasına. Çok zaman oldu, çoook uzun zaman oldu Ama biliyorum bir değişim geliyor bir değişim, evet evet geliyor. Yaşamak çok yordu bizi, ama korkarım ölmekten yine de. Çünkü bilmiyorum ki, nasıldır öbür dünya, göğün ötesinde. Çok zaman...
Edebiyata Dair ¨Havadan Sudan¨ Sohbetler
Yaz gelince sanki Okur’un hâletiruhiyesi değişiyor zannedersiniz. Bütün yayınevleri ¨yaz okumaları¨ için kitap listeleri hazırlar ve siz sanırsınız ki, bütün kış okumak fırsatını bulamayan bu insanlar bir anda vitrinlere, raflara hücum edecek çantaları doldurmakla yetinmeyip koltuk altlarına sıkıştırdıkları kitapların sayfalarını daha kaldırıma adım atar atmaz yalayıp yutarak ne yazılmışsa hepsini hatmedecektir. Heyhat! Boşa yanılgı… Eski...
Yalnızlığın Örümcekleşmemiş Hali: Katip Bartleby!
Ne kadar kitap okursak okuyalım, hayatımıza yön veren eserler sorulduğunda ancak birkaç kitap ismi sayarız. Ve bazı kitaplar vardır ki döneminde rağbet görmese, değeri anlaşılmasa bile bir çok yazarın rehber olarak aldığı eserler arasına yerleşir. İşte bu eserlerden birisi de Katip Bartleby… Edebiyat severlerin bir başka önem atfedip kıymetli gördükleri yazarlar vardır. Bu isimleri bazen...
Masada ya da Yatakta: Yazmak Üzerine…
Yazmak Üzerine.—Klasik yazarların hepsi olmasa da birçoğu eserlerini yatakta oturarak yazarlardı. Keynes, ‘homoekonomikus’ olarak tabir edilen iktisadî insanın psikodinamik tüketim ve tasarruf temayülleri ile kâr peşinde koşan hayvanî içgüdülerini teorize ettiği iktisat metinlerini yatakta yazardı. Proust ‘Kayıp Zamanın İzinde’ derinlere dalan dolambaçlı cümlelerini astım krizleri arasında yatakta yazdı. Mark Twain de kendi hayal ürünü olan...
Coetzee’nin Bütün Romanlarına Genelgeçer Bir Prolegomena
Montesquieu, şöyle yazar: “Doğu halklarının dünyanın en güçlü izlenimlere kapılmasına neden olan organ zayıflığına, bedenin tembelliğiyle doğal olarak ilintili, ruhu herhangi bir eylemde bulunamayacak, herhangi bir çaba gösteremeyecek, herhangi bir münakaşaya giremeyecek hale getiren belli bir ruh tembelliğini de eklerseniz, bir kez birtakım izlenimlere kapılan ruhun bundan böyle asla değişmeyeceğini anlarsınız.” (Kanunların Ruhu Üstüne, Üçüncü...
RUTH KADAR YABANCI, HAMZA KADAR YALNIZ
Robert Wyatt art-rock dünyasında çok özel bir yer edinmiş bir müzisyen. Müziğe Canterbury topluluğu Wildflowers ile başlayan Wyatt, Soft Machine ile kariyerinde hayli başarılı bir dönem yaşamıştı. Ancak bu dönemi onu tekerlikli sandalyede yaşamak zorunda bırakan trajik kaza, hastanede geçen uzun aylar, kimi kez karamsarlığa sürükleyen günler izledi. 70’lerin ortalarında müziğe başarılı bir solo albümle...









