Çadırların önünde bağdaş kurmuş düşünürken sisle kaplı dağları izliyorlardı. Kuru çam dallarının yanarken çıkardığı sesler, etraftaki kuşların cıvıltısı, kaynayan suyun sesi ikisine de huzur veriyordu. Yanan çam dallarının kokusu etrafa yayılırken, ikisi de kim bilir kimi ya da neyi düşünüyordu. Çaydanlıktaki su taşıp ateşi söndürünce Hüseyin yerinden kalkıp çayı demlemeye koyuldu. Kangal hala uyumaktaydı. Sağlam...
Son Yazılar:
Post-Formal Düşünce Üzerine
Peride Celal: Kurtlar ve Komünistler
Bir Zaman Haritası
Gerçeğin Gölgesinde İdea’nın Karanlık Metafiziği
Cevat Çapan’dan Hatırlayışlar: Sürgünler Ayrılıklar
Salyangoz Haiku dergisi, ikinci sayısıyla okurla buluştu.
Hikâyede Kalmasın
Barış Yıldırım’ın üçüncü şiir kitabı Rüzgâr Dindiğinde: Seyrüsefer Günlükleri çıktı
Strain: Faşizmin Gen Havuzundaki Sevgi Ve Nefret
Medeniyetin Sonunda Odysseus
PETER PAN: KABUSLAR ÜLKESİ – ÇOCUK EDEBİYATI KLASİĞİNİN KUİR KORKU FİLMİ UYARLAMASI
Odysseia, heyecan verici ve gerici bir ağıttır
Anadolu Keçelerini Dünyaya Tanıtan Sanatçı: Selçuk Gürışık
Odyssey ve kültürel sağın tutarsızlığı üzerine düşünceler
Brecht: O küçük insanları severdi
Karanlıktan Gelen Doğum Sonrası Depresyon Alegorisi mi?
Özer Kabaş Salt’ta: Denizaşırı ve Zamanları
Yüksek Gerilimin Poetik İnşası: Etten Kurgu
Açlığın İçinden Geçerken İnsanlığını Unutan Yazar: Knut Hamsun
Kategori: Litera
Üç Defa (Şiir)
büyük günahlardan geçtim gelip sesime yerleştim dağ eteğinden yaralı dağ eteğinden yaralı dağ eteğinden yaralı naftalinledim tüm şiirleri seni taşıyan yerime uygundur hançer yerle yeksan yerle yeksan yerle yeksan yalnızlığım senin sokağının cini bu ağrı hep kapını çalacak merhametli olsaydın merhametli olsaydın merhametli olsaydın (ben böyle olmazdım) kuruyan ruhum...
Yaratıcı Bir Faaliyet Olarak Delilik ya da Karanlık Kahkahanın Cazibesi
Dünyanın bir yerinde, zamanın akışının bir anında doğmuşuz. Doğduğumuzdan beri üstümüze kimlikler atılmaya başlıyor ve bizse onları sürekli üstümüze giyiyor- giyiyoruz. Yıllar geçtikçe toplumun, ailenin, koşulların üstümüze bindirdiği yükler ağırlaşıyor, önce hareket etmekte zorlanıyoruz, sonra ise nefes almakta.. Sonra bir bakmışız ki, üstümüze binen/bindirilen kimliklerin yaratığı sahte ben’liklerin, gerçekliklerin hamalı olmuşuz. Omzumuzu kaplamış yükler, çıkıyoruz...
küfran (şiir)
çünkü gecede bekleyen kırgın nehirlerden kin taşları topladım göç yolunda kalana. kanımı kamaştıran karanlığın küfranı oldum. çünkü pıhtılaşan hüzünlerin aynasına çevirdim yüzümü. gözlerimi karanlığa alıştırır gibi sesledim ölümü, ey benden yeni acıdan eski ölüm beni kargışla. çünkü ben bu plastik çağın yalnızı değilim Kapak: Bora Başkan
ÜTOPYA ZORUNLUDUR
İnsanın en temel arzusu yer-değiştirmektir Bunu uzunca bir süre mübadele sayesinde gerçekleştirdi. Bu biçim iki yabancının birbirini eşit kabul etmesine dayanır ve insanı bencilce davranışlarından giderek uzaklaştırıyordu. Böylece uygarlıklar inşa edildi ve eşitlik ilkesini kabul edemeyen keyfi topluluklar tarihten silindi. BİR TANE ÜTOPYA VARDIR Hareket soldan sağa doğrudur. Soldaki sayısız nokta bir aradalığı mübadeleyle sağlayan...
Kadın hem şair hem itaatsiz olunca zulüm
“Ah, ah, çok pişman olacaksın bu sözü söylediğine! / Kitabımı geri ver ve öpücüğümü al yerine. / Dostum muydu duyduğum, düşmanım mı, / “Ne kalın kitap küçük bir kafa için böyle!” / Gel, sana şimdi en yeni şapkamı göstereyim, / Dudak büzüp süslenişimi izleyebilirsin hem de! / Ah, her şeye rağmen, devam edeceğim seni sevmeye....
Ölüm Reçetesi… (Şiir)
en temizi bir sonbahar çelişkisi oyalarken zihinleri bir sözcükten en kıymetli harfi söküp gitmek sessizce sabaha karşı veda etmek mesela, belki beklenmemiş bir ölüm garantisiydi gecenin sesine karışmamış her uyku terapisi, üstelik henüz adı konmamış otopsi tutanaklarını yıkan bir ölüm sebebi ikna etmişse herkesi, masaldır gerisi kinli bir kurşun lekesi olmadan ölebilmek ürpertmeden...
Büyük Yazarların Küçük Eserleri
Şu bana hep enteresan geliyor mesela, yani, büyük yazarların haddinden fazlaca büyük, kalın ve oylumlu eserler verdikten sonra kenarda kalmış küçük ancak çok daha özgül bir ağırlığa sahip eserlerinin dilimize tercümesi. Tabii, çevre modernleşmelerinin sıkıntılarından biridir bu, başlıca eserler, başlıca yazarlar bilinir ancak ara katlarda neler olup bittiği pek bilinmez. Belki de bu kasıtlı...
YÜZYILLARIN İZİNDE YAZARIN TANIKLIĞINI OKUMAK
Yüzyıllardır sanatın öyküsü üzerine yazılan çizilenler “metni” kutsal bir anlatıya dönüştüren “iletiler” toplamı olarak algılanmasını da beraberinde getirmiştir. Sanatın bir insan eylemi olarak ortaya çıkışı (Aslında bir hayatta kalma savaşının doğal ve zorunlu sonucu olarak da görülebilir bu), metin çerçevesinde bir dizgeye dönüşümünde sanatçının ideolojisi, toplumsal süreçlerin birer ürünü olan tüm birikimler ya okurdan kopuk...
BİR KAYIP NESNE OLARAK ÜTOPYA’NIN ADI
Suruç’ta Katledilen Genç Yoldaşların Anısı’na, “Gerektiği gibi yazılmış metin örümcek ağına benzer: gergin, eşmerkezli, saydam, sıkı örgülü ve çapraşık. Uçuşan her şeyi kendine çeker. Arasından geçmeye çalışırken ağa yapışıp kalan metaforlar onu besleyen avlardır. Konu ve malzeme kendiliğinden ona doğru kanat çırpıyordur. Bir tasarımın gücü ve doğruluğu bir alıntının başka bir alıntıyı davet etmesini sağlayıp...









