Zamanın içinde kısa bir sessizlik olsa da, o an Emine’nin zihninde yıllar geçiyor, yüzlerce kelime kasırga gibi uçuşuyor başını döndürüyordu. İstanbul, bardaktan boşalırcasına yağan yağmurla başlamıştı güne. Doğa ana, ayrım yapmaksızın, şehrin bütün semtlerini yıkamıştı. Kenar mahalle kadınları bugün, daha bir şevkle, dip bucak temizlik yapacaklardı temizliğe gittikleri evlerde. İstanbul’ da bahar temizliği zamanıydı. Emine...
Son Yazılar:
Öncü Bir Sanatçı: Yücel Dönmez
Mehmet Raif Ersoy: Figür, Emek ve Kültürel Bellek Üzerine Bir Resim Pratiği
İnsanın Bilişsel Üç Sorunu: Kurgucunun Üç Oyunu
ŞİİRİMİZİN “ANDRE BRETON”U!
CNN-MTV VE YAPAY ZEKA
Edip Diye Bir Çocuk -Aynadaki Kelebek (Öykü)
KEDİYE DÖNÜŞEN KADIN (ÖYKÜ)
GOREE ADASI – KÖLELİK – HOLLYWOOD
Gaye Boralıoğlu: İstanbul, Yurtsuzluk ve Varoluş
Ahmet Cemal: Adaşımı anarken
Deniz Göktaş veya “Bulutsuzluk Özlemi”
BABAOCAĞINDAN AYRILMAK DURUMUNDA KALAN SUPERGIRL
Mehmet Atlı: Kürt Müziğinin Modern Sesi
EVREN EROL’DAN “BAŞKA BİR PENCERE” SERGİSİ
Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu’ndan “Hrisantos’u Kim Öldürdü?”
DİSTOPİK BİR DOYUMSUZLUK: ”IŞILTILI HAŞERAT
Yolun Yükü
Kadir Ağabey’in Ardından
ustam dağınıktır dağınıklıktır benim
Ana Sayfa
Sevda Yurtalan
