Nolan’ın önerisi, Trumpizm’in kopuşumuzun nedeni olduğu, nezakete, kurumsal meşruiyete ve ahlaka saygısızlığın bu krizi yarattığı; milliyetçiliğin ve zulmün açıkça benimsenmesinin bizi daha büyük eşitsizliğe ve şiddete doğru sürüklediği yönünde görünüyor. Christopher Nolan’ın Homeros’un destansı şiirinin sinematik uyarlaması olan Odysseia, ülkeyi kasıp kavurdu. Güney Illinois’deki memleketime yaptığım tatil sırasında, filmi kendim deneyimlemek için ailemle birlikte bir Dolby...
Son Yazılar:
Savaş Karşıtı Bir “Destan”: Troya Blues
Fredric Jameson ve Raymond Chandler: Tavizsiz Diyalektik
Yapay Zeka ve Wall Street Endişesi
Yuvanın Resmi
Serdar Koçak’ın Dilinde Egemenlik, Aidiyet ve Özgürlüğün İmkânsız Anatomisi
Adolf Hitler ve basın özgürlüğü!
Gece İlahisi (Şiir)
Seyyah (Şiir)
Marx ve Joyce: Paralel Evrenler
Kefaret – Savaş denen melanet üzerine düşündürücü bir film
Göğün Altında (Şiir)
Üzgün Serinlik (Şiir)
Ankara ve İstanbul Resminin Plastik, Sosyolojik ve Ekonomik Diyalektiği
Merdivenler (Şiir)
İnsan ve Şiir
Öğrenciler, sınıf ve ırksal baskı karşısında Fransa
Özlem Üner Resminde Bakışın İktidarına Karşı Sessiz Direniş
Sordum Denize (Şiir)
Ağaç ve… (Şiir)
Kategori: Kritik
Odyssey ve kültürel sağın tutarsızlığı üzerine düşünceler
İtiraf etmeliyim ki, Odyssey filmine yapılan aşırı tepkilerden biraz keyif aldım. Elon Musk’ı bu kadar sinirlendiren her şeyin doğuştan bir değeri olmalı, değil mi? Bu aşamada, beni şaşırtacak hiçbir kültürel aptallık yok. Ama Odyssey etrafındaki tartışmalar gerçekten karmaşık bir süreçti. Tanrılar ve canavarlar hakkında yüzyıllar önce, modern ırk veya tarihsel temsil anlayışlarımıza benzeyen bir efsanevi şiirden bahsediyoruz. Oyuncu kadrosunun yeterince “Yunan” görünmediğinden...
Brecht: O küçük insanları severdi
Bir zenginle bir fakir karşılıklı durmuş birbirlerine bakıyorlar. Fakirin yüzü solgun. Konuşuyor:” Ben fakir olmasaydım sen zengin olamazdın…” Bertolt Brecht, 1934 * O burjuva karşıtıydı, küçük insanları severdi. Geçen yüzyıl Alman epik tiyatrosunun en önemli ismi kabul edilen Bertolt Brecht bundan 70 yıl önce, 14 Ağustos 1956 tarihinde Doğu Berlin’de ölmüştü. Geçen yüzyıl Alman epik...
Karanlıktan Gelen Doğum Sonrası Depresyon Alegorisi mi?
Yalnızca çocuklara şiddet uygulanması değil şiddet uygulayan çocuk imgesi de bir tabu olarak ana akım sinemanın kırmızı çizgileri arasında yer alsa da korku sinemasında canavar ve/veya kötücül çocuk imgesi özellikle son elli yılda sık kullanılan bir imge. Sinema tarihinde psikopat (doğaüstü herhangi bir unsur içermemesi açısından sonraki on yıllardaki muadil sinematik temsillerden ayrılan) bir çocuğu...
Yüksek Gerilimin Poetik İnşası: Etten Kurgu
“Nötr Bellek çökecekse Tarihi ham haliyle kaydederek çökecektir” (s.47) Zafer Zorlu’nun Etten Kurgu adlı şiir kitabı, Everest Yayınları tarafından Mart 2026’da yayımlandı. Kitap, başlıklara ayrılmış tek şiirden oluşuyor; her başlık, bütün içerisinde birer parçayı arz ediyor. Bu yönüyle tematik bir kitap niteliğine sahip. Zafer Zorlu; av-avcı, fail-kurban ikilemindeki gerilimi diyalektik çelişkiyle dinamik hâle getiriyor. Bu...
Açlığın İçinden Geçerken İnsanlığını Unutan Yazar: Knut Hamsun
İnsan, yaşadığı kadar algılar evreni ve insanı. Hayata nereden baktığımız, çoğu zaman hayatta nerede durduğumuzla ilgilidir. Her şeye sahip bir insanın dünyaya bakışıyla, bir dilim ekmeğin hesabını yapmak zorunda kalan insanın dünyaya bakışı aynı değildir. Çünkü hayat herkese aynı yerden dokunmaz. Kiminin önüne sofralar kurulur, kimi ise bir lokma ekmeğin hayalini kurarak uyur. Kiminin...
İsyankâr Dişli: Dennett, Smolin ve Dostoyevski’nin İzinde Varoluşsal Bir Sentez
İnsanlık tarihi, doğa yasalarının deterministik kesinliği ile özgür iradenin özgürlük talebi arasındaki gerilimin tarihidir. 21. yüzyıl bilimi ve felsefesi, bu gerilimi benzeri görülmemiş bir keskinliğe ulaştırdı. Bu denemede, üç farklı düşünsel yaklaşımı; Daniel Dennett’in zihin felsefesindeki materyalist indirgemeciliğini, Lee Smolin’in kozmolojik doğal seçilim hipotezini ve Fyodor Dostoyevski’nin varoluşsal isyanını, tek bir potada eriterek insanın, insanlık...
Semboller Sanık Sandalyesinde: Epstein vakası kadim tanrıları nasıl komplo kanıtına dönüştürdü?
Ekim 2025. Polonyalı death metal grubu Behemoth’un Türkiye’de konser vereceği duyurulduğunda, haber kendi olağan dinleyici kitlesinin ötesine geçecek gibi değildi. Her yıl büyük şehirlerde buna benzer onlarca konser düzenleniyor. Birçoğuna ben de katılıp kayda değer bulduğum anları kaydederim. Bu konser de yoğun bir takvime eklenecek sıradan bir etkinlikten ibaretti. Boynuzlu tanrılardan beş köşeli yıldızlara uzanan...
Teknofeodalizm: Kapitalizmi Öldüren Neydi?
Bir kavramın ortaya çıkması çoğu zaman yeni bir dünyanın habercisidir. Sanayi Devrimi’nden sonra kapitalizm, Soğuk Savaş yıllarında küreselleşme, son yıllarda ise yapay zekâ… Yanis Varoufakis’in Teknofeodalizm: Kapitalizmi Öldüren Neydi? adlı kitabı ise bunlara yeni bir kavram ekliyor: teknofeodalizm. İlk bakışta iddialı, hatta provokatif görünen bu kavram, kitabın bütün omurgası. Varoufakis daha giriş sayfalarında cesur bir...
Çatışan Laiklik Anlayışları Arasında Daralan Laiklik Ufku
Türkiye’de laiklik bir ideoloji işlevi görüyor, oysa laiklik, dört ayak üzerinde durması gereken, nötr bir kavram. Devlet ve dinin, kurumsal ve işlevsel olarak birbirinden kesin sınırlarla ayrılması Devletin tüm inançlar ve inanışlar karşısında eşit mesafede durması Devletin dinsel azınlıkları koruyacak bir tutum içinde olması Hangi inançtan olursa olsun, herkesin kendi inancının gereğini-kamusal hayata zarar vermediği...









