Çalma eylemi, etik dışı özelliği bir yana, aynı zamanda her zaman “içinde bulunulan o an”dan koparılana işaret eder; şimdiyi ötelere fırlatma, yarına bir şeyler saklama… Gelecekte var olacak özneye şimdide var olan şölenden bir şeyler araklama… Araklama için önce bir “aralama” gerekiyor. Yani ayırt etme, seçme. Aralama sözcüğü içinse uyanık bir akıl. Dürer’in zamanın ağırlığına...
Son Yazılar:
Elliler Apartmanı: Öykünün ve Şiirin Yeniden İnşası Üzerine
Hasan Sarıtaş Gallery Sergi: COMMON GROUND
Sanat ve Ölümsüzlük Arzusu: Gılgamış Destanı Üzerine Felsefi Bir Deneme
11. Hitay Vakfı Sanat Yarışması Kazananları Belli Oldu
Teknofeodalizm: Kapitalizmi Öldüren Neydi?
Çatışan Laiklik Anlayışları Arasında Daralan Laiklik Ufku
Aşı Yarası
Odysseus ve Sisyphos’un “Korkunç İşkence”si
TOMITA: BİR JAPON MÜZİK DEHASI
TÜRK SANAT PİYASASINDA ELEŞTİRİNİN ÖLÜMÜ
YAPAY ZEKA FİLM YAPIMLARINDA
Frank Zappa: Sosyo-Politik Hicvin Bestecisi
TEKNİĞİN GÖLGESİNDE RUH ARAYIŞI: YARATICILIKSIZ SANATÇILIK
Doğanın Kanı, Şairin Mürekkebi: Kökler ve Kemikler
Hayatın Kıyısında Durmak: Erdost Akbaba’nın Neredeyse Romanı
Bodrum Golf Club’ta Ayla Turan ve Kemal Tufan’ın Heykel Sergisi Sanatseverlerle Buluştu.
EKSANAT 3. Seçki Çıktı!
Nizameddin Pirinççioğlu: Fotoğraf, Mezopotamya’nın Hafızasını Geleceğe Taşıyan Bir Tanıklıktır
Nihat Özdal’ın Bulut / Haiku Kitabı
Kategori: Kritik
James Monroe’nun Çiti ya da Donroe’nun Altın Varaklı Balyozu Arasında
Monroe’nun Çiti (1823 – Başlangıç) ABD Başkanı James Monroe, Kongre’de o ünlü sözleri (“Amerika Amerikalılarındır”) sarf ettiğinde yıl 1823tü ve aslında Latin Amerika’nın etrafına görünmez bir çit çekiyordu. Bu çit, sözde “Avrupalı sömürgecilere” karşı kalkandı; ama özünde, kıtanın tapusunu Washington’daki kasaya kilitleyen bir mülkiyet ilanıydı. Bugün de Donald Trump’ın, Amerikan basınında verilen ismiyle “Donroe Doktrini”...
Truva: Heinrich Schliemann Kahraman mı? Sahtekar mı?
Sadece günümüzde değil, tarih boyunca kahraman ve sahtekar kavramlarının tam olarak netleşemediği bir çok kişiye rastlarız. Geçtiğimiz yazın sonunda, değerli arkadaşım Kamil Yüceoral’ın (emekli müsteşar) daveti üzerine, Ekim 2018’de açılan ve 2020 yılında Avrupa Yılın Müzesi Ödülü’nü alan Troya Müzesi’ne gittim.. Bu müzede Truva’dan elde edilen eşsiz tarihi eserleri yer almakta. Truva kazılarını başlatan ve...
Üçüncü Reich: Hayatta Kal!
‘Üçüncü Reich’ savaş halindeyken, Berlinlilerin çoğu hayatına devam etti. Hayatta Kal (“Stay Alive”) adlı kitabında Ian Buruma, Nazi yönetimi altındaki Almanya’da hayatta kalan şehir sakinlerinin bir portresini çiziyor. 1939’da Polonya’nın Naziler tarafından işgalinin ilk günlerinde Alman Nazi propagandacıları, Berlinlilerin Führer’lerine karşı hissettikleri fırtınalı, tutkulu sadakat ile övünüyorlardı. Ancak sağduyulu gözlemciler, başkente çöken bıkkınlığı fark ettiler....
ÖTEKİ YEŞİLÇAM – SALDIRGANLAR’DA TECAVÜZ MİZANSENLERİ VE NAMUS RETORİĞİ
Düşük bütçeli Amerikan istismar sinemasının (*) en tartışmalı janrlarından biri “tecavüz-intikam” filmleridir. En tipik örneklerinde, tecavüze uğrayan bir kadının kendisine tecavüz eden erkekleri öldürmesini öyküleyen bu filmler önce anaakım eleştirmenler tarafından yerden yere vurulmuşlar ancak daha sonra özellikle akademideki film çalışmaları alanındaki bazı yazarlar tarafından daha nüanslı değerlendirmelere tabii tutulmuşlardı. Hatta örneğin feminist Carol Clover...
ŞİİRİN TAŞRA MANİFESTOSU
Şair Bülent Akay’ın dördüncü kitabı Yaşlanmıyor! Eşikteki Çul Gibi Eskiyor İnsan, geçtiğimiz yaz Şiirden Yayınları etiketiyle yayımlandı. Bir şiir kitabı için uzun sayılabilecek bu isme, kitabın açılış sayfasında rastlıyoruz yalnızca. Tek mısralık bir mermi olarak bilincimize vurup geride kalıyor bu isim. Kitabın biyografi kısmında şöyle ise yazıyor: “Bülent Akay: 1974 Uşak, Eşme doğumlu.” Kısa, sade,...
Banksy ve “Yazarın Ölümü”
Bir sanatçıyı tanımadan onun eseriyle karşılaşsaydık anlama yönelik değişim nasıl olurdu? Ya da bir değişim olur muydu? Mesela Van Gogh’un kim olduğunu bilmeseydik eserleri “delilik” veya varoluşsal trajedisi üzerinden yorumlanır mıydı? Ya da Frida Kahlo’nun yaşamış olduğu acılar bilinmeseydi eserleri doğrudan hayat hikâyesiyle ilişkilendirilir miydi? Belki de ne Van Gogh’un renkleri ve fırça darbeleri trajedisi...
İş İşten Geçmeden: Sartre’da Varoluşun Trajedisi
“Madde 140: Şayet birbiri için yaratılmış olan bir çift, idareye ait bir hata yüzünden, sağlıklarında karşılaşmamışlarsa, haksız yere mahrum edildikleri aşkı gerçekleştirmek ve müşterek hayatlarını yaşamak üzere, yeryüzüne dönmek isteğinde bulunabilirler ve bazı şartlar altında buna izin alabilirler.”[1] Peki, insan gerçekten yaşamı kaçırabilir mi? Eğer kaçırılmış yaşam için ikinci bir fırsat verilseydi insan bu kez...
EMİN ALPER’İN YENİ FİLMİ KURTULUŞ’TA MADDİYAT İLE MANEVİYAT ARASINDAKİ DİYALEKTİK İLİŞKİ
Türkiye sinemasına son 25 yılda giriş yapan sinemacılar kuşağı içinde en öne çıkan senarist-yönetmenin Emin Alper olduğu söylenebilir. Boğaziçi Üniversitesi Sinema Kulübü kökenli olan Alper ilk uzun metraj çalışması Tepenin Ardı (2012) ile dikkat çekmiş, adından çokça söz ettirmiş, ardından gelen Abluka (2015) ve Kız Kardeşler (2019) ile belirli bir düzeyi korumayı sürdürmüş, vizyondaki Kurtuluş’tan...
Kim Korkar Akademik Hakemlikten?
Editöryal Not – Akademi Demir Leblebi Bilim dünyası uzun süre kendisini güven üzerine kurulu bir cumhuriyet olarak anlattı: araştırmacılar veri üretir, dergiler bu verileri hakemlere gönderir, hakemler hataları yakalar ve yalnızca sağlam bilgi yayımlanır. Akademik hayatın en temel meşruiyet anlatılarından biri budur. Ancak son yıllarda akademik yayıncılık ekonomisinin hızla genişlemesi bu anlatının kırılganlığını görünür hâle...









