“The eyes of animals have the power of a vast language.” M. Buber Heraclitus of Ephesus was certainly saying something novel when he said, “everything flows” or “you cannot step into the same river twice” in a Greek world filled with gods and myth. He was turning eyes directly towards nature itself. He was hinting...
Son Yazılar:
Öncü Bir Sanatçı: Yücel Dönmez
Mehmet Raif Ersoy: Figür, Emek ve Kültürel Bellek Üzerine Bir Resim Pratiği
İnsanın Bilişsel Üç Sorunu: Kurgucunun Üç Oyunu
ŞİİRİMİZİN “ANDRE BRETON”U!
CNN-MTV VE YAPAY ZEKA
Edip Diye Bir Çocuk -Aynadaki Kelebek (Öykü)
KEDİYE DÖNÜŞEN KADIN (ÖYKÜ)
GOREE ADASI – KÖLELİK – HOLLYWOOD
Gaye Boralıoğlu: İstanbul, Yurtsuzluk ve Varoluş
Ahmet Cemal: Adaşımı anarken
Deniz Göktaş veya “Bulutsuzluk Özlemi”
BABAOCAĞINDAN AYRILMAK DURUMUNDA KALAN SUPERGIRL
Mehmet Atlı: Kürt Müziğinin Modern Sesi
EVREN EROL’DAN “BAŞKA BİR PENCERE” SERGİSİ
Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu’ndan “Hrisantos’u Kim Öldürdü?”
DİSTOPİK BİR DOYUMSUZLUK: ”IŞILTILI HAŞERAT
Yolun Yükü
Kadir Ağabey’in Ardından
ustam dağınıktır dağınıklıktır benim
Kategori: Kritik
Olmadığım Yerde Huzur
Azınlık Olmanın Hediyesi Azınlık olmak bir yanınla bir çoğunluğun karşısında etkisiz, kaybeden ya da katlanan olmak demektir. Fakat bunun yanında azınlık; edilgen olmayan, yola getirilemeyen, karşıt olan da demektir. En azından uzaktan asi gözükebilir, yer yer ironin cool mevkiinde konumlanabilir azınlık. Mağrur- ben demiştim, vakur- öyle imkânı yok, gururlu- çoğunluktan değilim; deme şansını da hediye...
Güncel Müdahaleler: İstanbul Sanat Aleminin Nabzı
EKDERDİ! İstanbul sanat sezonu Ekim ayıyla birlikte usulca start aldı. Kimi kesimlerde yazın rehaveti sürerken bazı ataklarda yok değil. Şimdi sanat, tiyatro, müzik başta olmak üzere bir tura başlıyoruz, hazırlanın. Sanat FUARINI SU BASARSA Contemporary İstanbul’un 18. Edisyonu geçtiğimiz hafta izleyiciyle buluştu. Bir kent suçu sayılabilecek Terhane’yi mekân seçen fuara su baskını damgasını vurdu. Galeri...
ÖZLENEN SANAT
1. Elimi yüzüme koyar karşımdaki doğada ‘günle dağılan’ görüntüleri izlerdim. Fondaki resmin titreşimlerinde Renoir’ı görürdüm. O ürperten dokunuşlarındaki zarif renkler, sanki sadece çocuklukta görülebilen güzel rüyalar gibiydi. Çağdaki değişime isyan ettim, bütün gülümseten anıları yok ettiği için. Ah bilmiyordum ki, giden şeyler hiç dönmeyecek. Leonardo’daki çizgisel estetik beni büyülerdi. Matematik zekâsı da. Ama baktım yeni...
Sineklerin Tanrısı
Çocukluk hep masumiyetle anılagelmiştir, örneğin çocuklara karşı işlenen suçlar toplumda derin infial yaratır. Benzer bir suç yetişkin birine karşı işlendiğinde, karşılığı gazetelerin 3. sayfa haberleridir. Çocukların işlediği küçük suçlara hoşca bakılır; büyük bir suç işlediklerinde ise toplum sert bir özeleştiri sürecine girerek günah çıkarır. Toplum, çocukları sevmeyen, onlarla anlaşamayan yetişkinlerede hoş gözle bakmaz. Postmodern...
Bir Organizatör Rezaleti Olarak 60. Altın Portakal
Ülkenin en köklü sanatsal etkinliği, yaklaşık bir haftadır beceriksiz yöneticilerin elinde can çekişiyor. Öngörüsüz, sanatsal yaratıcılığın ve evrensel değerlerin yanından bile geçmemiş bir organizatör ve yandaşları, dört yıl boyunca aldıkları temelsiz kararlara tepki göstermeyen sayıca az ama etki alanı yüksek topluluklardan aldığı cesaretle, göz göre göre çıkmaz sokağa sürüklediler 60 yıllık şenliği. Evet, “çarşambanın gelişi”...
BOYACIOĞLU NE YAPIYOR? ALTIN PORTAKAL’DA NELER OLUYOR?
Ülkenin en köklü festivali Altın Portakal, bu yıl 60. yaşına giriyor. Bu, hafızasızlığı ile anılan bir toplum için önemli bir nokta. Yeşilçam’da toplumsal gerçekçiler ve parayı her şeyin önüne koyan “kodamanlar” arasındaki kavganın canlı tanığıdır festival. 70’lerdeki büyük altüst oluşların ortasında, sansür cenderesinden geçen sinemamızın yanında durmuş, Onat Kutlar’ın deyişiyle bir “halk şenliği” olmayı başarmıştır....
BİLİNCİN ÖZGÜRLEŞMESİ, DEJENERASYON VE WEIMAR ESTETİĞİ
EN ÇILGIN RÜYALARIN ÖTESİNDE Weimar, yüz yıldan beri uğursuz bir kelime ve tüm dünyada bugün Weimar Cumhuriyeti deyince akla aynı şey gelmekte: Kamu otoritesinin politik, ekonomik, toplumsal düzeni sağlamakta yetersiz –hatta çaresiz– kaldığı, özgürlüklerin suiistimal edildiği ve büyük bir yozlaşmanın yaşandığı korkunç bir medeniyet cangılı. Bu imajın uzantısı olarak Weimar döneminde dolaşıma giren radikal fikirler...
Depresyona Karşı Şiir ya da Direniş
Vahşi bir çağdayız, güncellenmiş bir ortaçağın içindeyiz sanki. Küçücük botlara sığmaya çalışan mülteciler, açılan, kapana ya da duvar örülen sınırlar, savaşlar, ekonomik krizler, her yanda pörtleyen polis devletleri; kıssaca her geçen gün nefes almayı zorlaştıran küresel sistem. Dünya çapında korku, panik dalgaları yaratan, herkesi herkesten şüphe eder pataloji yaratan, kalabalık yerlerden korku doğuran salgın hastalıklar....
Çağdaş Cumhuriyetçilik: Liberalizme Bir Alternatif mi?
Cumhuriyetin ilanının yüzüncü yılı vesilesiyle Türkiye’de “cumhuriyet” pek çok düzlemde olduğu gibi kavramsal düzlemde de tartışılıyor. Bu tartışmalarda cumhuriyetin bir rejim biçiminden, hükümdarsız bir yönetimden ibaret olmadığı tekrarlanıyor ve cumhuriyetin biçimsel boyutundan ziyade bir anlamda cumhuriyetin ruhuna, içeriğine vurgu yapılıyor: Cumhuriyet kimi zaman Montesquieu’nün Yasaların Ruhu kitabına atıfla “erdem”le, kimi zaman da bağımsızlıkla ve tahakkümsüzlükle...









