Matt Haig’in Gece Yarısı Kütüphanesi (The Midnight Library) 35 yaşındayken hayatın anlamsızlığına toslayarak kendini öldürmeyi planladığı bir uçurumun kenarına bir adım kala duran Nora’yı merceğine alıyor. Roman, Matt Haig’in depresyonla ilk elden deneyim sahibi olması nedeniyle otobiyografik izlekler de taşıyor. Haig 24 yaşındayken intihar teşebbüsünde bulunmuştu. Hayatında bir dizi umut verici fırsatla karşı karşıya kalan...
Son Yazılar:
Jean-Marc Veliscek: “Fransız sineması, bir film laboratuvarıdır.”
Seslerin Yerleştiği Konak: Edirne Müzik Müzesi
Kültürel Zeynalar ve Ninalar: Türkiye’deki Sinema ve Dizi Endüstrilerinde Teknik Alanda Yaratıcı Kadın Emeği
Cumartesi Anneleri ya da Masanın Altındaki Hayalet
Toprağın Altından Vitrine: Kazı Bilgisi Müzeye Ulaşabiliyor mu?
Ali Kazma’nın yeni kişisel sergisi “Oficios de la tinta [Mürekkep Zanaatları]”, Meksiko’daki Franz Mayer Müzesi’nde!
Genç Hitler‘in Viyana yılları
ÖTEKİ YEŞİLÇAM – UÇURUMDAKİ KADIN: TUHAF BİR ‘KENDİNE DÖNÜŞLÜ’ ZERRİN EGELİLER FİLMİ
Barnett Newman’ın Devrimi
Beat kuşağı ve Beatnikler hakkında 10 film
Osmanlı’da Bayramın Zarafeti: Bir Kartpostalın Anlattıkları
Göğün Altında (Şiir)
Bir Tiyatro Mirası: Antonin Artaud ve Bali Tiyatrosu
SENDEN YANA
BESBELLİ (ŞİİR)
Döngü (Şiir)
Leyla Qasim’a (Şiir)
Işıkla Yazan Yaprak: Işıkla Yazılan Fotoğraf
FİKRET MUALLA’NIN FİLMİNİ ÇEKMEK VE ANILAR…
Kategori: Kritik
MFÖ’NÜN SUDE’Sİ ve Şiirin Dili
Özkan Uğur’un Anısına “Dilimin Sınırları, dünyamın sınırlarıdır” diyen Wittgenstein’la şiire ve hakikate, “Dil varlığın evidir” diyen Heidegger kadar yaklaşabilir miyiz? Şiir ve dil konusu epey çetrefilli bir konu. “Anlamın sınırında dili çıldırmak” belki bu, şiirin tanımı noktasında bize bir şeyler söyleyebilir. Bu noktada İsmet Özel’den bir alıntı yapmak istiyorum: “susuyor, söylemiyor bildiği tek şiiri, “güzel...
Michel Foucault Bir Feminist miydi?
Max Weber’in[1] yaygın tanımına göre güç, “isteksizliğe ve karşı gelmeye karşı bile (…) kişinin kendi iradesini dayatması” gerçeğiydi. Toplumsal ilişkilerde bireysel çıkarlar söz konusu olduğunda ve bunları zorlamanın bir yolu varsa, bu, yaptırımı uygulayan aktörün gücünün olduğu anlamına geliyordu. Weber’in, güç tanımı, toplumsal ilişkilerde karşıt bir çıkarın kişinin kendi iradesi lehine aşılmasını varsayıyor...
Ceplerimizdeki Taş Yığınları: Modernitenin Karanlık Yüzü
Modernite, postmodernite, avangard ne de çok duyduğumuz kavramlar! Sanayi Devriminden bu yana yaşanan devasa gelişmeler ve köklü değişimler bu kavramları kılıf etti kendine ve girdi ceplerimize. Bizler yaşamın içinde –suyun içinde– ilerlerken ağırlaştıkça ağırlaştı. Başlangıçta yeni bir oyuncağımız, yeni bir kutsalımız ve doğa üzerinde iktidarımız olmuştu. Ama şimdi su derinleşti, batıyoruz: Tanrı’dan sonra şimdi de...
Rönesans’tan Aydınlanma’ya Geçişte Kadın-Erkek Eşitliğini Savunmak: Marie de Gournay
Montaigne’in Denemeler’i Türkiye’de iyi bilinen ve tam metniyle olmasa da çok okunan klasik eserlerdendir. Bu kitabın derlenip nihai halini alma sürecinin ardındaki gizli kahramansa pek tanınmaz. Montaigne’le tanıştığı 1580’lerde yirmili yaşlarının başında genç bir kadın olan Marie le Jars de Gournay, ünlü Rönesans düşünürünün manevi kızı haline gelmiş, onun ölümünden sonra da Denemeler’in editörlüğü görevini...
Tolstoy: Büyük Deha Mitinin Gizlediği Mizojini
Tolstoy ile Sofia’nın ilişkisi iki yazarın başarısız ortak yapıtı gibi duruyor. Elizabeth Taylor, Richard Burton, Zelda ve Scott Fitzgerald gibi çiftler, şöhrete susamışlık, spot ışıkları altında görünme ihtiyacı gibi renkli çikolata kâğıtlarına sarmalanmış yaldızlı bir yaşam sürme arzusu nedeniyle başarısız olmuşlardı. Tolstoy’lara musallat olan iblis ise, büyük bir otelde tumturaklı rezaletleri kışkırtan bir iblis olmaktan...
SAHA: YA DOĞRUDAN TEMSİL YA DA HİÇ…
Toplumun marjını ölümüne zorlayan sevgili Kanat Güner’in anısına… Hiçbir projenin, öznesi olan sahada bire bir pratik karşılığı yoktur ve olamaz da… Proje bir amacı hayata geçirmek adına hazırlanmış önsel varsayımlar bütünüdür. Daha fazlası değil. Önsel olanın ise sonrayı belirlemesi birçok bilinmeyeni olan sahada söz konusu bile olamaz. Üstelik sahada son diye bir olgu yok...
NESNEDEN ÖZNEYE YOLCULUK
Sanatın sosyolojik kimliği, 20. yüzyılın başından itibaren sanatçının iradesiyle daha belirgin şekilde yansıtılmaya başlanmıştır. İnsanlık tarihi boyunca ‘birey’ olma mücadelesi, sanatı direk olarak etkilemiştir. Günümüzde sanat, önceki dönemlerin ritüellerinin, mitolojilerinin, güçlerinin etkisinde yüzyıllardır devam eden edilgin karakterinden kurtulmuştur. Bireyin varlığı, sanatçının toplumsal bir kimlik ve bir özne olarak evrene bakışı çerçevesinde biçimlenmiştir. Günümüz sanatı, özne...
Parisa Nami Heykelleri: Bulunan Ağaçdaki Tin
Denizin bittiği yerde başlayan göğün mavisine inanırdım Bi de ensemde ki dövmeye inanırdım Kuş Ölür Sen Uçuşu Hatırla FÜRUĞ FERRUHZAD İranlı sanatçı Parisa Nami için ağaç, pürtük ve ahşap vazgeçilmez bir tutkudur. O ağaç parçalarını doğa ya da kentin en umulmadık köşesinde bulur. Bir karşılaşmadır bu tesadüfün zengin coğrafyasında. Yaban’ın ansızın Uygarlığa dönüşü. Çoğu...
Berlusconi: Bir Medya Baronunun Kadük Rüyası
Una storia italiana[1], Silvio Berlusconi’nin 2001 seçimleri arifesinde milyonlarca eve gönderdiği kitapçığın adıydı. Mussolini, 20. yüzyılın ilk yarısının heybetli figürü olarak öne çıkadursun, Berlusconi, şüphesiz, ikinci yarısının en etkili İtalyan’ıydı. Cavaliere[2], hem girişimci hem politikacı, hem yarı politik yarı TV (mitolojik) varlığı, aşırı teşhirli medya lideri ve belirsiz bir iş adamı olarak, siyaset...









