İnsanoğlu yaşadığı çevreden etkilenmekte, nesneler ile olan ilişkisini algılayıp yorumlamaktadır. Sanat, insanın kendisini ifade ettiği bir alandır ve bu tür birikimleri ile bağlantılı olan bir enerjidir. Sanat, biçim yaratmak ve biçim ile ifade etmektir. Sanatçı, eserlerini üretirken duyarlılığı, tinselliği tüm ağırlığı ile ortaya konulmaktadır. İnsanoğlunun içsel dünyası ile birlikte dış dünyanın bilincine ulaşabilmek için dünyayı...
Son Yazılar:
TÜRK SANAT PİYASASINDA ELEŞTİRİNİN ÖLÜMÜ
YAPAY ZEKA FİLM YAPIMLARINDA
Frank Zappa: Sosyo-Politik Hicvin Bestecisi
TEKNİĞİN GÖLGESİNDE RUH ARAYIŞI: YARATICILIKSIZ SANATÇILIK
Doğanın Kanı, Şairin Mürekkebi: Kökler ve Kemikler
Hayatın Kıyısında Durmak: Erdost Akbaba’nın Neredeyse Romanı
Bodrum Golf Club’ta Ayla Turan ve Kemal Tufan’ın Heykel Sergisi Sanatseverlerle Buluştu.
EKSANAT 3. Seçki Çıktı!
Nizameddin Pirinççioğlu: Fotoğraf, Mezopotamya’nın Hafızasını Geleceğe Taşıyan Bir Tanıklıktır
Nihat Özdal’ın Bulut / Haiku Kitabı
Demir Kardaş’ın “Yüzeyin Hafızası” Sergisi Galerida’da Sanatseverlerle Buluşuyor
Rus Edebiyatında “Yüksek Yaratı”ya avantgarde çelmesi
MİMAR GÖZÜYLE DUYGUSAL KENTLER ve “BİR BURUK İSTANBUL”
ACININ VATANI, YİTİK BİR HAFIZA: ‘’İLERLEME‘’ (İZMİR DEVLET TİYATROSU)
Futbol ve Filistin: Pep Guardiola Vakası
Christopher Nolan’ın yeni filmi The Odyssey sinemalarda
“GÖĞE TIRMANAN SU”: YÜCEL KAYIRAN’IN NİSAN TEZLERİ’NDE TİN, YAZGI VE DİRENÇ
ÇEVİRMEN, KÜLTÜRLER ARASI KÖPRÜ
Öncü Bir Sanatçı: Yücel Dönmez
Kategori: Art-izan
KARADELİK ESKİZLERİ
Serginin ismi derinlikler. Ama bu derinlik, karadeliğin içine giren şeyin karadelik tarafından dışarıya püskürtülürken ortaya çıktığı yüzeyinin derinliği… Dolasıyla bu derinlik dibe doğru inmekten çok, etrafa dağılabildiği ölçüde bir derinlik. Etraf; kendi etrafı değil ama. Etraf, yerleşik de değil. Onun yerlileri değil. Onun köşesi, yanı, kenarı değil. Etrafı ve etraftakileri tanımıyor, etrafı yörük bir şey...
HABİP AYDOĞDU’DAN “KIRMIZI YİNE KIRMIZI”
Ankara dışında bir ilde doğdum ve genç yaşta eğitim için Ankara’ya geldim. Kesintileri saymazsam çok uzun yıllardır Ankara’da yaşamaktayım. 1970 son döneminden itibaren bu şehrin çeşitli değişimini gözleyerek hafızasına yazabilen bir kişiyim. 1990 sonlarında Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun merkezi olan Ulus Ankaralılar için önemsiz bir yer haline geldi. Bu önemsizlik her geçen gün hızla yayıldı ve...
Kadın ve Otoportre
Bu yazımda, özgürce resim yapmak isteyen, üstelik kendi portresini yapma cesareti gösteren ilk kadın ressamlardan söz etmek istedim. Çok değil, 17. Yüzyıllara kadar kadınların resim yapmasının bile kabul edilebilir bir şey olmadığı düşünülürse, söylemek istediğim şey daha kolay anlaşılır. Bu kadınların birçoğunun cesaretinden etkilendiğimi söylemek isterim. Bir atölyelerinin varlığını duyumsatmak amacıyla, otoportrelerini, kendilerini atölye ortamında...
Göbeğini Kaşıyan Tepe #karikatür
Yakup Karahan çiziyor…
Dört Mevsim Kadınlar; Alphonse Mucha
Büyüleyici bir şehir Prag. Bu büyüleyici şehirde insanı etkileyen o kadar çok şey var ki, binalar, köprüler, müzeler, katedraller…Nereye bakacağını, hangisine daha çok vakit ayıracağını şaşırıyor insan. Uçak inişe geçerken şehri havadan gördüğümde hep Alphonse Mucha’nın posterleri belirir zihnimde. İşte bu kez öncelikli amacım onun resimlerini ve posterlerini görmekti. Bu amaç, Prag’ın güzelliğine güzellik katan...
Göbeğini Kaşıyan Tepe
Yakup Karahan çiziyor.
FRAGMENTED SELF / PARÇALANMIŞ KENDİLİK
Kendilik araştırmacısı Angel Rainbow; bu kez yine kendine, kendiliğe gönderme yapıyor. 7 renk monokrom tuvallerini merkeze alarak ve “ister özne, ister nesne merkezli düşünün veya bütüncül bakın, karşılaştığımız hep aynı şey” diyerek. Sanatçı atölyesinde tefekküre dalmıştır. Bir boya-sıva kartelası vardır önünde; daha önceki röportajlarında ve sergilerinde de gördüğümüz. Bir seçim yapacaktır, hayatının akışını...
GENCO GÜLAN SANATI VE BİYOLOJİK KÜBİZM SERGİSİ ÜZERİNE
Sanat tarihinde Kübizm’e kadar tüm üslup ve akımlar, gerçekliği görme duyusunun egemen olduğu bir yaklaşımla ele almışlar, duyularla algılanan dünyanın görsel kodları dışına çıkmamışlardır. Sanat, ilk defa Kübizm ile birlikte dış gerçeklik ile olan ilişkisinden bu denli bağımsızlaşmış, duyumsaya değil, kavramaya dayanan fenomolojik bir anlayış geçerli olmuştur. Bu anlayış, doğayı taklit etmek yerine kurgusal bir...









