Yakup Karahan çiziyor…
Son Yazılar:
Poltergeist ya da Sinyalsiz Ekrandan Dışarı Fırlayan Dehşet
Zeki Faik İzer – Zühtü Müritoğlu – Elif Naci Üzerine Bir Kartpostal Okuması
KÜLÜN İÇİNDE KALAN HARFLER
ARAP DÜNYASININ YENİ YILDIZI: HALA BENSAID
11. Hitay Vakfı Sanat Yarışması Başvuruları 30 Haziran’a Uzatıldı
DÜNYANIN EN ÜNLÜ SAHAFI MOHAMED AZİZ: KİTAP YAŞAMDIR
İnsan-Sonrası Bir Dünya: “Three Robots” ve Bir Kedi
MODERNİZMİN GÖRÜNTÜSEL YAPISI
Geçmiş Kimin? Arkeoloji, Siyaset ve Kültürel Mirasın Sahipliği
Hegel’in “efendi-köle diyalektiği” nedir?
Aynalar, Tlön, Kizaemon Ido ve Çatlaklar
“Bir Kentin Hafızası Kaç Dilde Yazılır?”
“Tiffany’de Kahvaltı”dan, “Cesur Yeni Dünya”ya
Star Wars Anlatı Sanatı Müzesi
Jean-Marc Veliscek: “Fransız sineması, bir film laboratuvarıdır.”
Seslerin Yerleştiği Konak: Edirne Müzik Müzesi
Kültürel Zeynalar ve Ninalar: Türkiye’deki Sinema ve Dizi Endüstrilerinde Teknik Alanda Yaratıcı Kadın Emeği
Cumartesi Anneleri ya da Masanın Altındaki Hayalet
Toprağın Altından Vitrine: Kazı Bilgisi Müzeye Ulaşabiliyor mu?
Kategori: Art-izan
Dört Mevsim Kadınlar; Alphonse Mucha
Büyüleyici bir şehir Prag. Bu büyüleyici şehirde insanı etkileyen o kadar çok şey var ki, binalar, köprüler, müzeler, katedraller…Nereye bakacağını, hangisine daha çok vakit ayıracağını şaşırıyor insan. Uçak inişe geçerken şehri havadan gördüğümde hep Alphonse Mucha’nın posterleri belirir zihnimde. İşte bu kez öncelikli amacım onun resimlerini ve posterlerini görmekti. Bu amaç, Prag’ın güzelliğine güzellik katan...
Göbeğini Kaşıyan Tepe
Yakup Karahan çiziyor.
FRAGMENTED SELF / PARÇALANMIŞ KENDİLİK
Kendilik araştırmacısı Angel Rainbow; bu kez yine kendine, kendiliğe gönderme yapıyor. 7 renk monokrom tuvallerini merkeze alarak ve “ister özne, ister nesne merkezli düşünün veya bütüncül bakın, karşılaştığımız hep aynı şey” diyerek. Sanatçı atölyesinde tefekküre dalmıştır. Bir boya-sıva kartelası vardır önünde; daha önceki röportajlarında ve sergilerinde de gördüğümüz. Bir seçim yapacaktır, hayatının akışını...
GENCO GÜLAN SANATI VE BİYOLOJİK KÜBİZM SERGİSİ ÜZERİNE
Sanat tarihinde Kübizm’e kadar tüm üslup ve akımlar, gerçekliği görme duyusunun egemen olduğu bir yaklaşımla ele almışlar, duyularla algılanan dünyanın görsel kodları dışına çıkmamışlardır. Sanat, ilk defa Kübizm ile birlikte dış gerçeklik ile olan ilişkisinden bu denli bağımsızlaşmış, duyumsaya değil, kavramaya dayanan fenomolojik bir anlayış geçerli olmuştur. Bu anlayış, doğayı taklit etmek yerine kurgusal bir...
Dağların Eski Sahipleri: Yeniye Yükseliş
Binlerce yıllık mermer, kaya ve toprağın, ağaçların, börtü ve böceğin arasından süzülen bakışlar. Hera, Hakate, Nike ve de Pan yaprakların sararmaya başlamış yeşilliğine yapışıveren tanrısal işmarlar. Yıkıntılar arasından el eden, yağmurun buharıyla tütüveren tapınak sütunları. Oysa o yıkıntıya yapışmış iktidar ve modernlik te bakıyor gözbebeklerimize apansız… Burcu Perçin’in Merkür’deki “Yeniye Yükseliş” sergisindeki işleri dolaşırken bunları...
Yok’luğun “Var” Olan Renkleri: Angel Rainbow
Cam insanlık tarihinin en metafizik nesnelerinden ya da “şey”lerinden biridir. Yazı kadar eski bir tarihe sahip neredeyse… MÖ 3000’li yıllara uzanan insanlığın toprak ve kumla imtihanı bir tarafıyla. Cam “varlığı yokluk olan”dır. Kendini ancak yadsıyarak “var” olur. Yokluğu varsayılmazsa cama çarpmak kaçınılmazdır! Dışarıya açılan pencere ancak bu zorunlu “yok”luk ile “var” olur. Camın demokratikleşmesi ise...
THÉODORE GÉRİCAULT VE SANATI: TUHAF VE VAHŞİ BİR İNSANLIK ANLATISI
Théodore Géricault (1791-1824) Fransa’nın Rouen kentinde avukatlık ve tütün ticareti ile uğraşan bir baba ve Normandiya’lı iyi bir aileye mensup annenin oğlu olarak dünyaya gelir. Liseyi bitirdiği 1808 yılında annesini kaybeden Géricault, babasının ona olan düşkünlüğünün de etkisiyle yaşamının sonuna kadar babası ile sevgiye dayalı ilişkisini sürdürmüştür. Babasının karşı çıkmasına rağmen ressam olmaya karar veren...









