Sevgili șehrim Antakya’dayım. Buraya varamadan önce Antakya’ya dair sadece iki görüntüyü belleğimde tutuyordum. İlki babamın mezarı, diğeri ise avludaki yenidünya ağacı. Anadolu’da yaptırılan ilk cami olan ve bir hıristiyanın adını taşıyan Habib-i Neccar camii yıkılmıș. Vaftiz edildiğim Rum Ortodoks kilisesi yıkılmıș. Vaftiz babam Simon amcanın depremde öldüğünü duydum. Hemencecik defnetmișler. Anlaşılan zamanın acelesi var, her...
Son Yazılar:
EDWARD SAİD’İN “ENTELEKTÜEL” FİGÜRÜ ÜZERİNDEN ÇAĞIMIZIN VİCDAN KRİZİ
Kıkırdama (Öykü)
1. FETHİYE-ÜZÜMLÜ SANAT VE EDEBİYAT FESTİVALİ
NON-CONTEMPORARY
Hüseyin Gökdeniz Özertaş’ın Zaman Koleksiyoneri Üzerine Bir Polemik!
BİR SOPRANONUN ÖZEL DÜNYASI
Roman Sahnede Bilim Işıkçı: Bilişsel Edebiyat Eleştirisi Ne Yapar, Ne Yapmaz?
Kıraathaneler, kültür ve aydınlar
Neden resme bakarız?
Plastik Dil, Estetik Donuklaşma ve Yaratıcılıksız Sanatçılık Üzerine
Anarşinin Maskeleri: Percy Shelley’den Triangle Fabrikası Yangınına Radikal Bir Şiir’in Tarihi
ŞEHRİ FOTOĞRAFLA BULUŞTURAN 212 PHOTOGRAPHY ISTANBUL 26 EYLÜL’DE BAŞLIYOR!
Cevat Çapan’ın Anılarında Özer Kabaş ve Zamanları
Levent Karataş’ın Melez Peri Kitabı Üzerine Bir Poetika ve Direniş Okuması
Haftanın Kitap Seçkisi
Sanat Eleştirisinde Üretken Yapay Zekâ Kullanımı
Görünür Olanın Ötesinde: İran Resim Geleneğinden Güneş Mehrnoosh Goodarzi’nin Ruhsal Evrenine
Fırtına Dindi: Kadir İnanır
Geç kalınmış gibi değil de, artık gerek kalmamış gibi NİHİL
Yazar: Josef Kılçıksız
“Buradan Ötesi”ni Yakalama Saplantısı
Evren kavramı anlaşılması zor ve bizi hayal kurmaya teşvik eden bir kavram ola geldi. Bunun nedeni, evren fikrinin kendisini, nesne fikrinin bir antitezi olarak konumlandırmasından kaynaklanıyordu. Bu konumlanma bir çeşit “nesneleştirmenin gevşemesine, yumuşamasına” karşılık gelen bir şeydi. Ancak, öyle ki, nesnellik tavrımız ne kadar yumuşarsa, dünya o kadar büyüyordu. Bu aslında metafiziğe doğru taşan bir...
Mahmud Derviş’te lirizmin sefaleti
Kelimeler tesirli yüzlerine herkese göstermezler. Sadece şairler, duyarlı yürekler, gözü ve gönlü açık olanlar görür onları. Ellerini uzatıp sadece onlar alabilirler hayatın dikenli çalılıkları arasından. O yüzden, avuçları, yürekleri kadar çizik çiziktir şairlerin. Mahmud Derviş’in şiirinde çoğu zaman bir kıyamı sadece bir kelime başlatır. O vatanını önce dilde inşa etmeye çalışan bir şairdi. 26 yılı...
Medea söyleni: Francisco Goya’da karanlık romantizm ve suçun erotize edilmesi
Bana sorarsınız, Atinalılık kültü mizojini bir ruh üzerine kurula geldi. Atinalı olmak, barbarlara eş olmamaktan ve kadınlara benzememekten geçiyordu. Örneğin, bilgelik tanrıçası Athena, Zeus’un kafasından doğdu. Herkül de çıldırıp ailesini doğradı, ancak ona gösterilen hoşgörü Medea’ya gösterilmedi. Mesela, Atina milliyetçiliğine destek olan en önemli söylenlerden biri, ilk kralları olan Erikhthonios’un, Atina’nın kendi toprağından doğuşunu anlatan...
Elveda İstanbul
İstanbul’da basılan son Yunan gazetesi Apoyevmatini’nin yazı işleri müdürü Minas Vasiliadis, “Nesli tükenmekte olan bir türüz” diye söze başlıyor. Okurların gazeteyi açtıklarında ilk baktıkları şey artık ölüm ilanları oluyor. Vaftizlerden daha fazla ölümün kayda geçtiği İstanbul Rum cemaati, zamanın ve nemin kemirdiği duvarları yıkılmak üzere olan eski bir kiliseyi andırıyor. İstanbul Rumları, 1923’te Lozan Antlaşması...
Ütopya: “Hiçbir yerden” mevcut olanın en çetin mücadelesine
Ütopya kavramı, Thomas More’un «ou-topos (yer-ötesi) dediği «hiçbiryer» ine keskin göndermeler içeriyor. Ancak hiçbir yere gidebilmek için önce bir yerin olması gerekiyor. «Gerçek şeyler dünyasında mı yoksa simüle edilmiş hayali bir gerçeklikte mi yaşadığımızı nasıl bilebiliriz?» sorusu bu bağlamda önem kazanıyor Deneyimlerimiz bize maddi şeylerden oluşan bir dünyanın varlığından söz ediyorlar ve bu materyal dünyanın...
“Bir Rüyanın Ölümü”ya da yazılmamış bir öykünün “karamsar” analizi
İnsanlık, kapitalist modernitenin yıllar önce öngörülen felaketleri karşısında abartılı tepkiler veriyor. Oysa bu felaketler malumun ilamından öteye bir anlam taşımıyor. Tabii burada asıl felaket içsel olanıdır. Yabancılaşmanın anaforunda kaybolanlar bu içsel felaketin ayırdına varmadan hayatlarını sürdürüyorlar. Farkındalıkları gelişmiş olanlarda ise kendini takip etmek için bitmeyen bir istek uyanıyor. Bunu, kendine karşı acımasız bir sürek avı...
Solcu Nietzsche
Hakikat arayışı söz konusu olduğunda, Foucault dışında, Nietzsche gibi sofistike bir akıl yürütme tarzını teşvik eden çok az filozof vardı. Güç ve bilgi arasındaki ilişkinin Foucault’çu analizi, Nietzsche’nin felsefi soykütüğüne dayanmakla birlikte, bana kalırsa, Foucault, Deleuze ve müritleri, Nietzsche’nin savlarını ters yüz eden bir yanlış anlama pahasına, onu çarpıtarak yorumladılar. Nietzsche’nin güç istencinin iki karakterizasyonu...
Kötülüğün teolojik kökenleri
“Bu dünyada zafer yoktur, sınav vardır ve kötülük her zaman kazanır”: tek tanrılı dinlerin tebligatı, umudu dışlamayan böylesine karamsar bir inanç üzerine inşa edile geldi. Onların iletisinde, imtihan kavramı arkasına ustaca gizlenmiş bir mahcubiyet gözlenir. Bu, insanlık tarihinin en ince kıvrımlarını dolaşarak geçen uzun bir yenilginin mahcubiyetidir. Bu karamsar bakış açılarının mutlaka farklı kökenleri vardır....
Anneliğin «yıkıcı cazibesi» üzerine
Öncelikle bu yazının kasten kışkırtıcı ve farkındalık uyandırıcı emellerle yazıldığını belirtmeliyim. Dünyaya çocuk getirmenin kötü, hatta bir suç eylemi olduğu kanısındayım. Çocuk yapmanın, insandaki kodlanmadan biri olan « barbarlığın » devam etmesine devasa bir katkı sunduğunu düşünüyorum. İnsanın insana ve diğer canlılara yaptığı kötü muamele, işkence ve imhanın, adına tarih denilen, bu kesintisiz dizisi yukardaki savımı destekliyor....









