GÜLİN HAYAT TOPDEMİR resim betimlerinde; düş dünyasını kuşatan efsanevi transandantal ifade, bizi Öte Alemler’in büyüleyici eşiğine sürükler. Sanatçının özü; evrenin ve insanın sonsuz sıfatlarını tuvale taşırken ebedi zamanlarda dolaşan ölümsüz varlıklarla bizi tanıştırır. Uzayın derinliklerinde var olan sıra dışı yaşam doneleri sanatçının hayal gücünü yüklenen fırçasından doğarak karşımızda yükselmektedirler. Bu görsel hissediş yeni mitsel bir düzenin elemanları olarak olağanüstü bir denge içinde sanatçının plan ve volümlerini oluşturur. İlginçtir ki Gülin Hayat’ın dünyasal bilincinin yerine gecen Psişe’nin o derin bölgeleri kompozisyonun ana devindiricileridir.
Sanatçının zihninin ince maddesi; fırçayı eline aldığında doğumu gerçekleşen görsel imgeler; ona özel olarak bahşedilmiştir. Gülin Hayat kompozisyonlarını kurarken bilincini/ Alt -bilincinin kaynağına bağlayarak güzelden de öte bir duyumun ardındadır . Yeniden rüya olarak kazanılan dünya mıdır burası! Yoksa sanatçının inisiyatik kanaldan akan bilgiyle bize gelecekten haber veren estetik bilgi demetleri midir! Ya da rüya olarak kazanılan bir dünyaya mı davetliyiz! “Ancak tanrısal ilahi bir üretim hiçbir bastırma eylemi olmaksızın kendiliğinden ortaya çıkarak özgürleşmekte…”diyen Jung’a ek olarak tuvaldeki estetik dilin; Tin’nin parıltılı zirvesinden kopup gelen imgeleri; Gülin Hayat estetiğinin ana temelini oluşturur. Tin’in duygusallığı ve içgüdüselliği zamanın derinliklerine ve psikolojik sürekliliğin labirentlerine dek iner. Sanatçı “Şeyler Boyutu’ndan indirdiği bilgileri estetik imgelere dönüştürerek çoğunlukla dişilik frekansına yükleme yapmaktadır. Atlasın Yedi Kızı/ Atlantideler her tabloda farklı betimlerle karşımızdadır.

Resim betimlerinde yabancı yaşamların, öte evrenlerin, yıldız öbeklerin Tremendum’nu* dile getiren Gülin Hayat bilgi yumağından indirdiği imgelerle; bir taraftan da ona akan taze bilincin ve Yeni Çağın Portal’larına bağlıdır. Güneşten inen saf ışın cevheri onun fırçasını yönlendirerek ışınların ritmi ve aklın saf ilkesiyle bizi taşıdığı yer fantastik varlıklarla çevrilidir; Pdraya/ Işığın Hanımı, Tlaya/ Yağmurun Hanımı, Arsaya/ Toprağın Hanımı görkemli tahtlarında oturmaktadırlar.

Gülin Hayat estetik tarzı güneşin yakıcılığını bertaraf ederek, yıldızlı gecelerin gizemli akışından pay alır, galaksilerin işaret ettiği yönlere bakışlarımızı yönlendirir. Kompozisyondaki figürler gövde olmaktan çıkıp sessizce kendini ortaya koyan “özler” olarak var olurlar. Bu eserler rüyanın incelikli, kendinden ışıltılı, kahinimsi malzemesiyle inşa edilerek sanatçının zihnin derinliklerini temsil ederler. Sanatçı hem yüksek kaynaktan bilgi almakta hem de bilinçaltı süreçlerini oluşturan arketipleri bir arada, gelecek zamanlara sunmaktadır. Gülin Hayat ; yıkıntılardan yeni doğumlara eski estetik dilden kainat diline geçiş yapmaktadır. Rasyonel ufkun çok ötesinde toplumsal değerlendirmelerin dışında, alışılmış estetiği de aşan gücünü kainat bilgisi ve suptil bilgiden alan sanatçı için bu estetik formlarla Yeni Çağ insanını betimlemektedir.
*Tremendum: ürpertici güzel/ büyüleyici


Bir Cevap Bırakın