Alain Touraine, kariyerinin büyük bir bölümünü kolektif hareketleri inceleyen bir sosyolog olarak geçirdi. Touraine, öncelikle işçi bilincine odaklandı. O zamanlar işçi sınıfı, kendi kolektif projesini hayata geçirmek için yerleşik düzene karşı savaşan, güçlü bir kimliğe sahip toplumsal bir sınıftı. İşçi sınıfının safında mücadele eden kolektif aktörler, Touraine’nın “tarihsellik” adını verdiği projelerini hayata geçirmeye çalışan kolektif...
Son Yazılar:
Elliler Apartmanı: Öykünün ve Şiirin Yeniden İnşası Üzerine
Hasan Sarıtaş Gallery Sergi: COMMON GROUND
Sanat ve Ölümsüzlük Arzusu: Gılgamış Destanı Üzerine Felsefi Bir Deneme
11. Hitay Vakfı Sanat Yarışması Kazananları Belli Oldu
Teknofeodalizm: Kapitalizmi Öldüren Neydi?
Çatışan Laiklik Anlayışları Arasında Daralan Laiklik Ufku
Aşı Yarası
Odysseus ve Sisyphos’un “Korkunç İşkence”si
TOMITA: BİR JAPON MÜZİK DEHASI
TÜRK SANAT PİYASASINDA ELEŞTİRİNİN ÖLÜMÜ
YAPAY ZEKA FİLM YAPIMLARINDA
Frank Zappa: Sosyo-Politik Hicvin Bestecisi
TEKNİĞİN GÖLGESİNDE RUH ARAYIŞI: YARATICILIKSIZ SANATÇILIK
Doğanın Kanı, Şairin Mürekkebi: Kökler ve Kemikler
Hayatın Kıyısında Durmak: Erdost Akbaba’nın Neredeyse Romanı
Bodrum Golf Club’ta Ayla Turan ve Kemal Tufan’ın Heykel Sergisi Sanatseverlerle Buluştu.
EKSANAT 3. Seçki Çıktı!
Nizameddin Pirinççioğlu: Fotoğraf, Mezopotamya’nın Hafızasını Geleceğe Taşıyan Bir Tanıklıktır
Nihat Özdal’ın Bulut / Haiku Kitabı
Yazar: Josef Kılçıksız
Gemici Düğümleri, Şimdi… (Şiir)
karıncaların ziyafeti hâline gelmiş bir et parçasıyım rıhtım işçileri yalpa vuran vapurlarda kuruturken grevlerini ağırıma gidiyor bu deniz annesiz evlerimiz… bilmiyorum bu sözcüklerin beni kaç gün daha taşıyacağını mübarek olacak yine de rahminin ve toprağının meyvesi girişinde ve çıkışında kutsanacaksın şehrin sen bu bulutu uçmaz bu tozu silinmez mi bildin? gözlerinin kaynağında yaşar -kanatlı sular-...
Kundakçılar Topluluğu Olarak Bir Kısım İnsanlık
Bu yazıda piromani ve kundakçılık kelimeleri, somut anlamlarından çok bir metafor ve alegori olarak kullanıldı. Bu yazı, uygarlık-dinamiği ana teoremine Marksist bir dipnotla atıfta bulunmayı amaçlaya dursun, ateş ve yangın metaforu etrafına düğümlenmiş çapraz bağlantılardan toplumsal alegorileri, görünür kılmaya çalıştı. Yangın çıkarma saplantısı olarak piromani dürtü kontrolü bozukluğu kategorisinde psikolojik bir hastalık olarak anlaşıla geldi....
Barbarlığa Dönüș
Liberal değişimler nedeniyle, erkekler on yıllardır bir kontrol kaybı yaşıyorlar. Kontrol kaybı, erkek oldukları için doğal olarak sahip olduklarını düşündükleri iyi ücretli işin, toplumda ve ailede baskın rolün, sosyal statü ve hiyerarşinin ve kadın bedenine dair hakların kaybı anlamına geliyor. Bu kontrol kaybı nedeniyle ortaya çıkan öfkenin siyasete dönüştüğünü görmek gerekiyor. Bu bağlamda, otoriterliğe ve...
Büyük “Soğuk Devrimler” Çağının Mizantropist Kipleri
Özgürlük ve görece eşitlikle, ama aynı zamanda derin yalnızlık ve umutsuzlukla ișaretlenen bir “soğuk devrimler” çağında yaşıyoruz. Bu çağda özgürlük çimentoda bir kelebek izlenimi veriyor. Soğuk Devrimler aşağıda bir kralın şarkı söylerken, yukarıda bir Tanrının öldüğü bir post-politik ve post-tarih zamansallığın içine yerleştirilmiș gibi duruyorlar. Bu denemede sıklıkla kullanacağım “post-politika çağı”, hiyerarşilerin, kurumların ve kültürlerin...
İçsel ve Dıșsal Kıyametler Ișığında bir “Tarihin Sonu” Okuması
Kuzu yedinci mührü açtığında, gökte yarım saat kadar bir sessizlik oldu. Vahiy: Bölüm 8, Bent 1-2 Fukuyama, olaysızlığı zamanımızın belirleyici özelliği olarak okudu. Fikir, İkinci Dünya Savaşı’nın enkazından ortaya çıkmış ve 1950’lerde entelektüel yaşamın tonunu belirlemişti. 1945’ler, varoluşta anlam bulma görevinin tamamen bireysel bir yük haline geldiği, bir bıkkınlık ve eylemsizlik çağının başlangıcına,...
Kalbim çırılçıplak: Antoine Emaz şiirinde yapıcı karamsarlık
Şiirin kendisini büsbütün lirizmin yardımından mahrum bırakması, sinirleri alınmış bir yazı dandizmine yol açıyor. Antoine Emaz şiirinin yeraltı haritasını çıkarmak bu şekilde epey zor oluyor. Kendi öznelliğinin bir tezahürü olarak Emaz üslubu Fransız edebiyat çevrelerinde geniş yankı uyandırdı. O, aşırı tarihselleştirilmiş donuk üsluba diyalektik olarak karşı çıkan bir yol lehine seçim yaptı. Emaz, metnin gelişiminde,...
Zeytin dalı: Bir sembolün uçsuz bucaksız destanı
Hristiyanlar 28 Mart Pazar günü Palmiye’yi kutladılar. Palmiye Pazarı, bize, İsa’nın çarmıha gerilmeden önce son kez Kudüs’e girişi sırasında halkın yollara çıkıp zeytin dallarını (bir anlatıya göre palmiye) sallayarak coşkusunu gösterdiği tarihsel ânın kutlaması olarak öğretildi. Barışı, zaferi, sadakati, vefayı, ölümsüzlüğü, bolluğu, bereketi, gücü, bilgeliği, sabrı, cesareti ve dayanıklılığı sembolize eden zeytin dalı, binlerce yılın...
Yalnızlık Öldürür
Feodal toplumlar, konumları ve rolleri önceden sabitlenmiş insanların biraradalığından oluşan, daha çok “bütüncül” toplumlardı. “Bireyler toplumu” giderek geleneksel tip toplulukların yerini aldı. Modern karmaşık toplumlarımızı organize eden ve giderek artan karşılıklı bağımlılığa rağmen, “özerk bireyin” bu toplumsal kodlanmaya karşı bir itirazı elbette olacaktı. Toplumsal hayatımızın tüm yönlerini yapılandıran ve bireysel iradelerimizi aşan geleneksel otorite, aidiyet,...
Antakya: Kalbin Mantığına Gömülen Şehir
Enkazın altında olmamak yüzünden duyduğum suçluluk hafifliyor gün geçtikçe. Beni ağlayan kalbimle yalnız bırakıyor. Ruhu şehirle birleştiren aklın hatırına bırakıyor yakamı. Enkazın altında küçük bir kalp var ve arama kurtarma ekipleri, onu, aşk ve güzellikle yaratanın hatırına, karanlık çökmeden, güneş yükselmeden, şerden korkmadan, onu kendi hapsinden çıkarıp sevdiklerinin avuçlarına vermek için canla başla sürdürüyorlar çalışmalarını. Bir...








