Elimizdeki bu zarif Osmanlı dönemi bayram kartı, yalnızca geçmişten kalmış estetik bir obje değildir; aynı zamanda bir toplumun gündelik hayat anlayışını, bayrama yüklediği anlamı ve görsel kültürünü taşıyan küçük bir tarih belgesidir. Açan bahar dalları üzerine konmuş iki kuş, ortada yer alan hilâl ve yıldız motifi ve Osmanlıca bayram tebriği… Bütün bu unsurlar bir araya...
Son Yazılar:
Öncü Bir Sanatçı: Yücel Dönmez
Mehmet Raif Ersoy: Figür, Emek ve Kültürel Bellek Üzerine Bir Resim Pratiği
İnsanın Bilişsel Üç Sorunu: Kurgucunun Üç Oyunu
ŞİİRİMİZİN “ANDRE BRETON”U!
CNN-MTV VE YAPAY ZEKA
Edip Diye Bir Çocuk -Aynadaki Kelebek (Öykü)
KEDİYE DÖNÜŞEN KADIN (ÖYKÜ)
GOREE ADASI – KÖLELİK – HOLLYWOOD
Gaye Boralıoğlu: İstanbul, Yurtsuzluk ve Varoluş
Ahmet Cemal: Adaşımı anarken
Deniz Göktaş veya “Bulutsuzluk Özlemi”
BABAOCAĞINDAN AYRILMAK DURUMUNDA KALAN SUPERGIRL
Mehmet Atlı: Kürt Müziğinin Modern Sesi
EVREN EROL’DAN “BAŞKA BİR PENCERE” SERGİSİ
Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu’ndan “Hrisantos’u Kim Öldürdü?”
DİSTOPİK BİR DOYUMSUZLUK: ”IŞILTILI HAŞERAT
Yolun Yükü
Kadir Ağabey’in Ardından
ustam dağınıktır dağınıklıktır benim
Kategori: Manşet
Göğün Altında (Şiir)
Engin Turgut’a Burada tıklım tıklım karanlık Kevgir kevgir uykular Ne köyü kalmış ne kurdu Hele sabahları mı? Hiç sorma Sentetik gülümseme asıyorlar işçilerin yüzlerine Göğü betonla dövüyorlar şair abim Güvercinleri saksılarda büyütüyorlar Yazgıysa yazgı yetti be Parmak uçlarımız kanadı anlamaktan Söylemedi deme şair abim İsterlerse betona vursunlar şiirleri Betonun manasını kırmızıyla bozacağım Bak...
Bir Tiyatro Mirası: Antonin Artaud ve Bali Tiyatrosu
Artaud, “şiddetli fiziksel imgelerin, yüksek güçlerin kasırgasıyla ele geçirilen izleyicinin duyarlılığını ezdiği ve hipnotize ettiği” bir Vahşet Tiyatrosu önerdi. Küresel seyahatlerin yaygınlaşmasından önce, birçok insan Endonezya müziği ve dansıyla ilk kez bir dünya fuarında veya sömürge sergisinde karşılaşmıştır. Bu kişilerden biri de, 1931’de Paris Uluslararası Sömürge Sergisi’nde Balili gamelan müziğinin bir gösterisine katılan oyuncu, oyun yazarı,...
SENDEN YANA
Bir çınarın gölgesinde eskittim seni. Yalnızlığın ucundan ilmek geçirip ördüm tüm sevdanı. Sandıklarda sakladım sızılarını akıttığın mor mendilini. Kısaydı beni sevmelerin. Oysa benim, uzun vakitlerde ellerini yoklamışlığım vardı. Göz göze değince içimdeki kan hep senden yana akardı. Dudaklarımdaki sevişmelerimizin tadını, şimdi tuzlu bir uçuk aldı. Resim: Brassaï, İsimsiz, André Breton’un Nadja adlı eserinden, 1924.
BESBELLİ (ŞİİR)
Pazardan pazara suluyorum artık bulutları güneşin toprağını eşelemiyorum çoktandır bağından içmiyorum yıldızların tozunu sebepsiz gülüp geçiyorum ölümlere besbelli kötüye gidiyor bir şeyler… Martılara sözcük atmıyorum nicedir köpekler havlamıyor bahçesinde teknemin cümle içinde kullanmıyorum aşkı besbelli kötüye gidiyor bir şeyler… Usta şairler kekeliyor durmadan çıkmış çivisini çakmaktan yoruldum zamanın ah! bu kalp sevmekten bitap...
Döngü (Şiir)
Taşlar yuvarlanır, gözler ıslanır Ve insan ıssızlaşır Gittikçe gelirler geldikçe çoğalırlar Ruh gibi kuş gibi uçup giderler Başkaları gelir ardından Işık süzülerek bütün karanlığı kaplar. Gök kırık mavisiyle boynumu öpüyor İlk yaratılan yere dönelim, ilk tohumla yeşerip O ağaca sarılalım Ben kadife ormanın saklı gürültüsüyüm Biliyorum çığlığımla su taşar sarnıçlardan. Hatırlayamıyorum yere düşen...
Leyla Qasim’a (Şiir)
o’ da şimdi yalnız, kısık lamba altında mırıldanır çocukluğu: kendi sesinde kuş besliyor ve benekli birkaç kedinin kışı sevmiyor, saçlarını kesti az önce en sevdiği sözcük anne, karanlığında çisileniyor kahkahalarla, yürüyordum zamanı zorluyor: değişme telaşıyla bir çiçek su isteyecek kadar günahkar direnmeye ancak şiirle gidebiliriz artık yılgınlığın kuşattığı unutmanın çağında adı -leyladır kanında...
Işıkla Yazan Yaprak: Işıkla Yazılan Fotoğraf
Aşağıya bak Eğil. Daha fazla eğil. Dizlerini bırak, sırtını unut, ufuk çizgisini unut ve aşağıya bak. Toprağa. Toprağın hemen üstüne, o birkaç santimetrelik mesafeye, kimsenin bakmadığı yere. Orada bir yaprak kümesi var. Gövdeden dışarıya doğru açılmış, birbirinin üstüne binmiş. Kenarları yuvarlak, damarları ince beyaz hatlarla oluşmuş yapraklar. Üzerlerinde yağmur damlaları duruyor; küçük, yuvarlak, ikircimli. Etrafındaki...
FİKRET MUALLA’NIN FİLMİNİ ÇEKMEK VE ANILAR…
Fikret Mualla üzerine bir sinema filmi yapmak arzusundaydım. Fikret’i Bob Hoksins, aşık olduğu kadını ise Nastassia Kinski oynayacaktı. Erol Akyavaş: Paris’teydim. Onu bulmak konuşmak istiyordum. Abidin ben biliyorum yaşadığı yeri gideriz birlikte dedi. Akşamüstü Saint Germain’e indik. O zamanlar geceleri 10-20 tane renkli resimler yapıyordu küçük kartlar üzerine, gündüzleri çizdikleri elinde Saint Germain deki kafelere...
Galeri Kev’den Yeni Sergi: Fırat Altındal-Yapısöküm
Fırat Altındal’ın “Yapısöküm” başlıklı sergisi, post-yapısalcı düşüncenin dil, kimlik, hakikat ve güç ilişkilerine dair açtığı tartışmaları görsel bir düzleme taşıyor. Sergi, yalnızca imgelerin değil; anlamın, belleğin ve temsilin de parçalandığı bir alan öneriyor. Jacques Derrida’nın “deconstruction” kavramından hareketle şekillenen bu yaklaşım, izleyiciyi eserin sabit bir anlam taşıdığı düşüncesinden uzaklaştırarak çok katmanlı ve sürekli dönüşen bir...









