Daha kaç şafak vakti böyle bölecek, Üşümüş kanatlarıyla martılar, uykunu; Beyaz çalkantı halkaları savurarak, Körfezin demir zincirlerle bağlı sularının üzerinde Özgürlük Anıtı’nı daha da yükselterek— Sonra, kusursuz bir yay çizerek, Dosyalanacak rakamlar sayfası üzerinden, Yelkenler gibi, hayaletçe geçer; Ve terk eder gözlerimizi, O asansörler günün içine indirirken bizi. Sinemaları düşünüyorum; panoramik gözbağlarını, Kalabalıkların...
Son Yazılar:
Çizginin İzinde: Erkin Keskin Gravür & Exlibris Sergisi
Çekirdek Kabuğu
Dunbar’ın Sosyal Sınırları ve “Influencer” Dünyasında ‘Bacı’ Olmak
ARA GÜLER VE AFRODİSİAS: AFRODİT’E AYIP MI EDİYORUZ?
Yavaşlık mı, Kaçış mı? Yapay Zekâ Çağında Akademik Oikeiosis Krizi
Feyhaman Duran’dan Hikmet Onat’a: Venedik’ten Sanayi-i Nefise’ye…
Yapay Zekâ Neden Şiir Yazamaz?
“SUSUZ YAŞAMIN AĞIRLIĞI”: Andreas Hoffmann’ın Beden Pratiğinde Doğaya Dönüş
Roland Barthes: Dil Bir Deridir
MEYDAN, HAFIZA VE SINIF: BİTMEYEN 1 MAYIS
Savaş sonrası Almanya’sında yaşam mücadelesi
Şükran Moral, New York Foursome’da Sanat Pratiğini Anlatıyor
Salad Man: Ânı sahiplenmek ve durmayı öğrenmek adına
SARHOŞ KORSANLAR DÜNYA TARİHİNİ DEĞİŞTİRDİ Mİ?
Bodrum’da Fransız Rüzgarı Akdeniz Kültür Buluşmaları Bodrum’da
#eklitera Nisan Şiir Seçkisi
New York Komünü: Herkese Her Şey
METROHAN’DA “BELGIAN ART HUB: BELÇİKA-İSTANBUL SANAT KÖPRÜSÜ”
ÖTEKİ YEŞİLÇAM: KUİR MİZANSENLİ AYDEMİR AKBAŞ FİLMİ OOOH OH!
Kategori: Manşet
AHMET GÜNBAŞ: GECENİN ORTA YERİNDEKİ IŞIK
Ahmet Günbaş ile dostluğumuz çok eskiye dayanmaz, fakat gene de çok derine kök salmıştır. Ben daha kendisini tanımazken, onun Ali Rıza Ertan ve Ender Sarıyatı gibi erken vefat etmiş olan hemşerimiz şairler hakkındaki çalışmalarını takip edermişim habersiz. Birkaç yıl evvel elime geçen, Ender Sarıyatı hakkında hazırlamış olduğu ve Bence Kitap’tan çıkan Ender Sarıyatı: Ölüme Direnen...
KAÇAMAK RÜYALAR (ŞİİR)
Sen yağmurdun, ben toprak bin yıl sanki kuraklık, bahar yok çiçeğe dönüşmedi dalımdaki tomurcuk iklim sustu, kış indi rüyalarda doydum sana sevdiğim… Bir yaprağın ayasına bir denizi oturttun gözlerin güven verdi her kulaç düş adası, battım çıktım taş gönüllü dalgalar nefesimi ısırdı bir ateşten bir sudan alev doğdu çoğaldı kuzey rüzgarı sesimi su apardı....
FİKRİNİN FATSASI (ŞİİR)
tatlı bir meyille denize paralel uzanan düzlüğünde pontus alplerinin sağa döndüm yürüdüm sola döndüm yürüdüm onikieylülden sonra formatlanan kasabayı sıfırlanan halkı çatalında topum kalmış ağaç gibi süzdüm biraz meydanda da netice değişmedi demem o ki aramak nafile anılardan başka yerde kalmamış terzi fikrinin fatsası kırk yılı aşsa bile vazgeçmemiş beton çatlağında papatya çıksa...
Zeigarnik Etkisi – Zihnin Tamamlanmamış Olana Çekilmesi Üzerine
Tamamlanmamış olanın insan zihninde bir karşılığı vardır. Yarım bırakılmış işler, son verilmemiş hikayeler ve kısmen tanımlanan kimlikler, dikkati ve belleği meşgul eder. Zeigarnik Etkisi olarak bilinen bu olgu yarım kalmış işlerin neden zihni meşgul etmeye devam ettiğine ve stratejik ölçülülüğün profesyonel, sosyal ve kültürel bağlamlarda merak ve etkileşimi neden artırdığına bir cevap olabilir. Zeigarnik Etkisi,...
Yaşar Müzesi Kapılarını Açıyor
Yaşar Müzesi; İzmir’de Kültür ve Sanatın Yeni Mekânı Ülkemize kültür – sanat alanında kalıcı bir değer kazandıracak Yaşar Müzesi, Yaşar Topluluğu’nun ve Yaşar Eğitim ve Kültür Vakfı’nın kurucusu, sanayici iş insanı Selçuk Yaşar’ın doğum günü olan 17 Ocak’ta kapılarını açıyor. Un fabrikası olarak 1895 yılına tarihli yapının özgün mimarisi korunarak yeniden işlevlendirilmesiyle hayata geçirilen müze,...
Absürtten Delirmeye Ne Kadarlık Mesafe?
Çevremizdeki şeylerde anlam bulmadan, nasıl yaşayabiliriz? İnsanın çağrısıyla dünyanın akıldışı sessizliği arasında onulmaz bir uçurum var. Absürt, anlam arayışı çağrımıza yanıt vermeyen bu dünya ile bir yüzleşmeden doğuyor. Bazı yüzleşmeler aracılığıyla insan, dünyayla olan ontolojik bağının koptuğunu hissediyor. Çaresizlik gibi görünen bir boşunalık duygusu, zihninize çöküveriyor. Bu, her insanın bir sokağın dönemecinde ansızın içine düşebileceği...
öte ali (şiir)
i’ye… benim bir ali’m vardı dağın orda elimde bir avuç kumla çağırdığım dağdan sonrası çöl bunu herkes bilir ali de bildi, gitti dağılan bi’şey oldu dağ dediğime bakma rüyalarda çöl, sarı bir tünel kaybolan göğüslerde. benim bir alim vardı çöllerde gözlerimde buharlı bir suyla çağırdığım çölden sonrası ziyan bunu herkes bilir ali de bildi, gitti...
RULETLER 4: SENTİMENTAL (ŞİİR)
biliyor musun hava krom kokarken bile güneyi anımsayabilir küpe çiçekleri rönesans aldanmalarıyla bir akşam sızarken kapı aralıklarından şu kuru yaprakların ötesinden yolumuza zen ustaları çıkabilir ya da eskiden olduğu gibi içbükey bir semerkant dar sokaklar, gizli avlular ve melankoli biliyor musun gövde ormanına çalışırken sıkıntının kirpisi bütün başlangıçları unutturabilir öylesine ısırılıp bırakılmış bir şiraz...
Zafer Gençaydın’ın Soyut Resminde Düşünsel Direnç
Soyut sanat, modern sanat tarihi boyunca çoğunlukla biçimsel yenilik, estetik özerklik ve temsil karşıtlığı ekseninde ele alınmıştır. Ancak çağdaş sanat bağlamında soyutlama ve soyut (non-figüratif) gelenek, giderek artan biçimde yalnızca biçimsel bir arayış olarak değil; düşünsel, etik ve eleştirel bir tavır olarak yeniden konumlanmaktadır. Gençaydın’ın Özgür Aklın Soyut İsyanı başlıklı resim sergisi (20 Ocak–1 Mart...









