Serginin ismi derinlikler. Ama bu derinlik, karadeliğin içine giren şeyin karadelik tarafından dışarıya püskürtülürken ortaya çıktığı yüzeyinin derinliği… Dolasıyla bu derinlik dibe doğru inmekten çok, etrafa dağılabildiği ölçüde bir derinlik. Etraf; kendi etrafı değil ama. Etraf, yerleşik de değil. Onun yerlileri değil. Onun köşesi, yanı, kenarı değil. Etrafı ve etraftakileri tanımıyor, etrafı yörük bir şey...
Son Yazılar:
Hiperpolitikadan Sonra Ne Geliyor?
Lambanın İçindeki Karanlık (Öykü)
Sanat Endüstrisinin İklime Etkisi Üzerine Düşünceler
HALİS DOKGÖZ’DEN “TEMASTAKİ İZ AYRINTIDAKİ ŞEYTAN” RAFLARDA
Gülüşümdeki Hançer İpekte Sınanmıştır
Türk Görsel Sanat Eleştirisinde Retorik Estetik ve Gözün Tasfiyesi
Lucky Luke 80 yaşında
LÉVİNAS’IN ÖLÜM, ZAMAN VE ÖTEKİ İLE HESAPLAŞMASI
En Zararlı Varlık İnsana Karşı Benim Yoldaşım Yapay Zeka
BEYOĞLU’NDA 97 ETKİNLİKLE “MUAMMER KARACA TİYATRO BAYRAMI” BAŞLIYOR!
Algoritmik Kapitalizm: Savaş, Kaos ve Düğümler
Otonom’dan Yeni Kitap: Devrimin Neşesi
21. YÜZYILIN GERÇEKLİĞİNDE SANATIN ANLAMI
ZYGMUNT BAUMAN’IN AYNASINDA MODERN İNSANIN SESSİZ ESARETİ
Sanatın Eşiğinde: Bakmak, Anlamak ve Söz Almak
JOHN PERKINS VE ROGER CROWLEY YENİ KİTAPLARIYLA TÜRKİYE’YE GELİYOR
EDWARD SAİD’İN “ENTELEKTÜEL” FİGÜRÜ ÜZERİNDEN ÇAĞIMIZIN VİCDAN KRİZİ
Kıkırdama (Öykü)
1. FETHİYE-ÜZÜMLÜ SANAT VE EDEBİYAT FESTİVALİ
Kategori: Manşet
Özgür Taburoğlu ile Anlatı Desenleri Üzerine
İlk kitabınız Dünyevi ve Kutsal’dan itibaren görsellikle yakından ilişkilisiniz. Bu ilgiyi Nazar ve Resim, Söz ve Yazı gibi kitaplarınızla sürdürdünüz. Yine Taocu dünya görüşünden bahsettiğiniz Boşluk, Aşırılık, Keyfilik de görsellik patikalarını yürüdü. 1990’lara kadar görsellik başta resim ve sanat tarihinin tekelindeydi neredeyse. Sonra kültürel çalışmalar ve edebiyatla harmanlanan zengin bir görsel kültür-ideoloji alanı belirdi....
Uyku… Biraz Uyku!
Uyku, ¨Uyusun da büyüsün…¨ ninnisi zamanlarında başlayıp bir yaşam boyu insanın içinden çıkamadığı tuhaf bir bulmacadır. Bir labirenttir aslında uyku, keskin köşelerinde durup dinlenmeden dolaştırır insanı. Uyurken sizi oyalasın, canınız sıkılmasın diye zihninizde kurulan rüya perdesi de pek şenliklidir. Rüya, uyku labirentinin dar koridorlarında peşinize canavarlar da gönderir yahut kaybolmuş bir şeyin peşine düşmenizi ister...
LİRİK-TOPLUMCU GELENEK BAĞLAMINDA AHMET ERHAN ŞİİRİ
Lirik-toplumcu gelenek, “giz ve dil arasındaki ilişki nedir?” sorusunu reddetmez ama bu soruyu daha geniş bir bağlam içinde ele alıp “dil-öznel davranış nasıl bir davranıştır?” biçiminde sorar. Şairin yönelimlerinin ve kurallarla yönetilen amaçlı davranışının ‘dil’i ‘giz’e nasıl bağladığını açıklayarak bu soruyu yanıtlamaya çalışır. Böylece temel sorulardan birisi olan (belki de dil felsefesinin temel sorusu olan)...
SESİM KİMLİĞİMDİR
Fiziksel boyutta düşündüğümüzde ses; katı, sıvı veya gaz ortamlarda oluşan basit bir mekanik düzensizliktir ve bir maddedeki moleküllerin titreşmesi sonucunda oluşur. Ancak insan hayatında, onu kuşatan ve varoluşuna anlam katan fiziki doğanın bir parçası olarak ses, ayrıca insanın insanlaşma sürecinin bir ölçüsü olarak da değer kazanır. Bu anlamda sesin, insanın ontolojik ve semantik gelişimiyle ilgili...
RENK BELLEĞİ VE GÖRSEL HAFIZA
İnsanoğlunun renk olgusuna ilgi duyması tarih öncesi topluluklara dayanmaktadır. Plastik sanatlarda boyanın görsel etkisi renk olarak ifade edilmiştir. Işığın nesnenin üzerine düşmesi ile, nesne görünür duruma gelmekte ve görünen şekiller, biçimi ve rengi ile algılanmaktadır. Bir formun, üzerine düşen ışık demetlerine karşı göstermiş olduğu reaksiyon, renktir. Plastik formu renk olmadan görsel bakımdan algılamamız mümkün değildir....
Tahayyül, Hipergerçeklik ve Solun Sürekli Ertelenen Sezon Finali
Ufuk Kazası Ütopya romanı yazılışından 6o5. Yıl ve Dada hareketinin başlangıcından bu güne 105 sene geçmiş, büyük ve şanlı Sovyet Devriminin ise 105’inci sene-i devriyesinde yeni bir ortaçağın tam orta göbeğindeyiz- nefes alamaz halde. Son 20 yılı bezeyen küresel ekonomik krizler, tek adam yönetimleri, yok denecek kadar tırpanlanmış sosyal haklar ve artık hükmü olmayan koskoca...
UĞULTU (ÖYKÜ)
Z.A. hayatını kara deliklere adadığı günden beri bahçesinden gelmesini umut ettiği o sesi bekliyordu. Günün birinde bahçesinde gitgide büyüyen o kara deliklerden bir ses gelecek ve tıpkı deniz kıyısı kumsallarda bir zamanlar kendi deliğini en dip arzuyla açarken, gevşetirken, dünya dünya olmaktan çıkar ve bütün genişliğiyle içine dolarken duyduğu o sesi duyacaktı. Bıyıklı adam evde...
Biber Reçeli Tadında Birkaç Söz
Masaya bir bardak şalgam suyu gelecek olsa, muhatabımız garson hemen soracaktır: “Efendim, acılı mı olsun acısız mı?” Acısız seçenler demek ki acıdan zevk almamaktadırlar, belki tatlıyı daha çok sevmektedirler… Güzel…Kendileri fazla dırdırdan kurtuldular, acılı seçenlerinse vay hâline! Teşbihte hata olmaz… Acıdan ve tatlıdan zevk almak yemekten daha fazlasına, üzüntü, hüzün veya mutluluktan keyif almaya benzer....
Türkiye kültüründe vasat neden hâkim- Açıklıyoruz!
Flash! Flash! Flash! – bölüm 1- (Müze Gazhane, Arter, OMM ve Kasa Galeriye saygıyla) Türkiye; yazarlarına kötü yazma, müzisyenine kötü müzik yapma, sanatçısına kötü imge kurma hakkı tanıyan belki de dünya da tek ülkedir. Peki, bu nasıl oluyor, nasıl böyle güdük kalıyor dil, nasıl bağlanıyor zihin, bu kadar yaratıcı genç nüfus varken, teknoloji gelişmişken, sosyal...









