Kızımla pencereden yağan yağmuru izliyorduk. Birden zihnimde bir şimşek çaktı ve karşı apartmanın penceresinde “Aşkımızın meyvesi Aytek” belirdi. Elinde sigarasıyla yağmuru seyreden Aytek, “Aklı olan bu havada dışarı çıkmaz” diye geçiriyordu içinden. Ardından bütün Umut Sarıkaya severlerin en sık sorduğu sorulardan biri gelip takıldı zihnime: Umut Sarıkaya neredeydi? Umut Sarıkaya’nın varlığının, onu yakaladığımızı sandığımız anda...
Son Yazılar:
Epik Tiyatro: Brecht, Öngören ve diğerleri…
2025 Arthur C. Clarke Ödüllü ANNIE BOT Şimdi Raflarda!
Ruhun Sessiz Cenneti Reşat Ceylan’ın Resimlerinde İçsel Huzurun ve Görünmeyenin Estetiği
Robert Schild yeni kitabı; Burgazada Adalılar, “İkonlar” ve Mekanlar
Daron Acemoğlu ve The Economist dergisi arasındaki sataşmaya dair AI Google-Veysel Batmaz sohbeti
Türk Grafik Sanatından Bir Tuncer Türkkan Geçti
Kusurun İspatı: Yapay Zekâ Paranoyası Yeni Bir İçsansür Rejimi mi Kuruyor?
Kaygı: Anımsamak, Direnmektir
Kültürel Miras Kimin? Devletin, Kentin, Yoksa Hepimizin mi?
Hasan Sarıtaş Gallery: Are You Content?
Kesişen Gerçeklerin Biçimi: Sait Mingü’de “İnsan Doğası”
Tevfik Talha Okan: Mekanın Gerilimleri
Kapitalizmin Kökleri Köleliğe Dayanır
Post-Formal Düşünce Üzerine
Peride Celal: Kurtlar ve Komünistler
Bir Zaman Haritası
Gerçeğin Gölgesinde İdea’nın Karanlık Metafiziği
Cevat Çapan’dan Hatırlayışlar: Sürgünler Ayrılıklar
Salyangoz Haiku dergisi, ikinci sayısıyla okurla buluştu.
Kategori: Manşet
MASKEDEN YÜZLER, YÜZLERDEN MASKELER
John Berger:” Düşündüklerimiz ya da inandıklarımız nesneleri görüşümüzü etkiler.” der. (1) Bu fenomenin, kendimiz, kendi görmelerimizin nesnesi olduğumuzda da bu şekilde gerçekleşebileceğini düşünebiliriz. Yani, görmedeki hakikiliğin, algımızın biçimleriyle sınırlı olduğunu ve hissedilen hayatın bireyselliğimizde temellenen yapısını anladığımızda görmelerimizdeki sübjektiviteyi kavramış oluruz. Gündelik rutinde, hissettiğimiz hayatın değerinin, kendilik bilincimizde ve bireyselliğimizin başkalarında tecrübe edilmeye izin vermeyen...
hayatta kalanların geride bıraktıkları (şiir)
alacağım bir şey kalmadı dünyadan yalnız bütün acıları bütün acıları ağaçların yaprakların senin onun diğerinin merdivenlerde çiçek satan kızın yağmurda dağılan krizantem buketinin yağmurun sokakların merdivenlerin bütün acıları bir kasım akşamıdır kestane dallarından yağmur yağar benim ceplerimde yaz yağmurları çakıl taşları bir avuç tuz ellerim ıslanır ceplerimde bir güzden bir kışa geçerim kırmızı yaprakların üzerinden...
Dört Mevsim Kadınlar; Alphonse Mucha
Büyüleyici bir şehir Prag. Bu büyüleyici şehirde insanı etkileyen o kadar çok şey var ki, binalar, köprüler, müzeler, katedraller…Nereye bakacağını, hangisine daha çok vakit ayıracağını şaşırıyor insan. Uçak inişe geçerken şehri havadan gördüğümde hep Alphonse Mucha’nın posterleri belirir zihnimde. İşte bu kez öncelikli amacım onun resimlerini ve posterlerini görmekti. Bu amaç, Prag’ın güzelliğine güzellik katan...
Bergen: Kadının, “Acıların Kadını” dışında, varoluş olanak(sızlık)ları
Türkiye’de kadınların hayatları, bahtsız ve talihsiz dramatik uğraklarla doludur. Diberay’dan sonra Bergen filmi de « acıların kadını » izleğini takip ediyor. Bergen filmi, şiddetin, çaresizliğin, kentlerin, müziğin, aşkın ve son büyük kötülüğün içinde gezinen bir anlatıdır. Ülkemizde işlenen kadın cinayetlerinin sosyolojik arka planı, ciddi bir « erkek probleminin » varlığına işaret ediyor. Film, sahiplenme ve maraz kıskançlık motifi üzerinden...
MURAT KA’NIN ÇOĞUL TARİHİ’NE DAİR ÇÖZÜMLEME DENEMESİ
Vicdan (Ünlüyle başlayan bir ek aldığında “A” uzun söylenir.) ad. 1.kişiyi kendi davranışlarıyla ilgili olarak bir yargıda bulunmaya yönelten, kişinin ahlak değerleri üzerinde dolaysız ve kendiliğinden yargılama yapmasını sağlayan, kişiye doğruyu ve iyiyi yapma yükünü de yükleyen içsel güç. Sahi yarın erkenden gitmeyeceğiz ikimiz de işe. Malum şu parktaki gösteriden dolayı iki ana yol da...
Göbeğini Kaşıyan Tepe
Yakup Karahan çiziyor.
Kiev: Şehit Şehir Mitinin Geri Dönüşü
Uzun yıllar önce Kiev’deki Maidan alanında karşılaştığım Alina’nın hüzünlü bakışları aklımdan çıkmıyor. Alandaki Bağımsızlık Anıtı şehrin kolektif hafızasına göndermelerde bulunuyordu. Aradan yıllar geçti. Kiev’de karşılaştığım insanların hayattan tat almak için kaynayan güçlü kanını, toprak, sonunda emmiş görünüyor. 1989 senesine kadar, hayatı ve siyaseti bir terör dengesi sekillendirmisti. Kasım 1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla sona eren Soğuk...
EDEBȊ TEORİ, MODERN ŞİİR VE POSTMODERNİST YANIT: ÜÇÜNCÜ DÜNYA
Hümanist bir perspektiften bakıldığında anlaşılacaktır ki edebî teori; dilbilim, psikiyatri, göstergebilim, yapısalcılık, post-yapısalcılık ve sol görüş gibi benzeri politik düşüncelerden ödünç alınan unsurların kaotik bir birleşimi olarak görülmektedir. Edebî teorinin değişen boyutları söz konusu olduğunda ise aşağıda belirtilen şekilde açıklanmakta olan görevlerini ve işlevlerini yapacak ölçüde gücü olmadığı, güçsüz yönlerinden acı çekmekte olduğu görülecektir: 1....
Hippie Sadizmine Karşı Ağır Metalin İntikamı!
Panos Cosmatos’un Mandy filmi basit gözüken bir senaryo çatısı içerisinde zekice örülmüş kodlar ve göndermeler vasıtasıyla asıl gizil ajandasını izleyicisine hücre hücre duyumsatan bir korku sineması şaheseridir. Toplumsal realiteden kendilerini soyutlayıp doğanın yabanında, basit ve spritüel olana açık bir yaşam seçmiş bir çiftin (Mandy ve Red) huzurlu dünyasının, hippie artığı hastalıklı bir tarikat tarafından cehenneme...









