Yeni çıkan “Le jeune homme” (Genç Adam) kitabında 90’lı yıllarda kendisinden 30 yaş küçük bir erkekle birlikte olma deneyimini anlatan yazar Annie Ernaux’yu dinliyoruz. Henüz Türkçeye çevrilmemiş bu kitabının dışında yazar Türkiye’de daha çok “Seneler” ve “Babamın Yeri” kitaplarıyla tanınıyor. Çeviri: İlker Kocael
Son Yazılar:
Şahbender Korkmaz: Kasabanın Kuyu Dibinden Dünyaya Bakmak!
Semboller Sanık Sandalyesinde: Epstein vakası kadim tanrıları nasıl komplo kanıtına dönüştürdü?
Dünyadaki Bütün Restoranların Tek Rüyası: Lastikçi
Mizahın Kavramsal Arketipi: Nasrettin Hoca, Çağdaş Felsefe ve Güncel Resim Pratiklerindeki İzdüşümleri
Elliler Apartmanı: Öykünün ve Şiirin Yeniden İnşası Üzerine
Hasan Sarıtaş Gallery Sergi: COMMON GROUND
Sanat ve Ölümsüzlük Arzusu: Gılgamış Destanı Üzerine Felsefi Bir Deneme
11. Hitay Vakfı Sanat Yarışması Kazananları Belli Oldu
Teknofeodalizm: Kapitalizmi Öldüren Neydi?
Çatışan Laiklik Anlayışları Arasında Daralan Laiklik Ufku
Aşı Yarası
Odysseus ve Sisyphos’un “Korkunç İşkence”si
TOMITA: BİR JAPON MÜZİK DEHASI
TÜRK SANAT PİYASASINDA ELEŞTİRİNİN ÖLÜMÜ
YAPAY ZEKA FİLM YAPIMLARINDA
Frank Zappa: Sosyo-Politik Hicvin Bestecisi
TEKNİĞİN GÖLGESİNDE RUH ARAYIŞI: YARATICILIKSIZ SANATÇILIK
Doğanın Kanı, Şairin Mürekkebi: Kökler ve Kemikler
Hayatın Kıyısında Durmak: Erdost Akbaba’nın Neredeyse Romanı
Kategori: Manşet
“ANAÇ TAVUK SENDROMU” YA DA “BİR EVCİLİK OYUNU”
“Anaç Tavuk Sendromu” adlı bir yazıya oturdum. Bu Sendromdan muzdarib ama bunun farkında bile olmayan didaktik, baskın, erkek(!) ve dişi karakterlerle ilgili. Civcivleri de olan aynı zamanda. Ya da çevresindeki herkesi, özellikle partnerlerini civciv olarak gören. Laf aramızda vay o partnerlerin haline! Yıllardır yazacağım derim, hep aynı şey olur… Ama bu kez, bu Sendromu yazmalıyım!...
KARADELİK ESKİZLERİ
Serginin ismi derinlikler. Ama bu derinlik, karadeliğin içine giren şeyin karadelik tarafından dışarıya püskürtülürken ortaya çıktığı yüzeyinin derinliği… Dolasıyla bu derinlik dibe doğru inmekten çok, etrafa dağılabildiği ölçüde bir derinlik. Etraf; kendi etrafı değil ama. Etraf, yerleşik de değil. Onun yerlileri değil. Onun köşesi, yanı, kenarı değil. Etrafı ve etraftakileri tanımıyor, etrafı yörük bir şey...
Özgür Taburoğlu ile Anlatı Desenleri Üzerine
İlk kitabınız Dünyevi ve Kutsal’dan itibaren görsellikle yakından ilişkilisiniz. Bu ilgiyi Nazar ve Resim, Söz ve Yazı gibi kitaplarınızla sürdürdünüz. Yine Taocu dünya görüşünden bahsettiğiniz Boşluk, Aşırılık, Keyfilik de görsellik patikalarını yürüdü. 1990’lara kadar görsellik başta resim ve sanat tarihinin tekelindeydi neredeyse. Sonra kültürel çalışmalar ve edebiyatla harmanlanan zengin bir görsel kültür-ideoloji alanı belirdi....
Uyku… Biraz Uyku!
Uyku, ¨Uyusun da büyüsün…¨ ninnisi zamanlarında başlayıp bir yaşam boyu insanın içinden çıkamadığı tuhaf bir bulmacadır. Bir labirenttir aslında uyku, keskin köşelerinde durup dinlenmeden dolaştırır insanı. Uyurken sizi oyalasın, canınız sıkılmasın diye zihninizde kurulan rüya perdesi de pek şenliklidir. Rüya, uyku labirentinin dar koridorlarında peşinize canavarlar da gönderir yahut kaybolmuş bir şeyin peşine düşmenizi ister...
LİRİK-TOPLUMCU GELENEK BAĞLAMINDA AHMET ERHAN ŞİİRİ
Lirik-toplumcu gelenek, “giz ve dil arasındaki ilişki nedir?” sorusunu reddetmez ama bu soruyu daha geniş bir bağlam içinde ele alıp “dil-öznel davranış nasıl bir davranıştır?” biçiminde sorar. Şairin yönelimlerinin ve kurallarla yönetilen amaçlı davranışının ‘dil’i ‘giz’e nasıl bağladığını açıklayarak bu soruyu yanıtlamaya çalışır. Böylece temel sorulardan birisi olan (belki de dil felsefesinin temel sorusu olan)...
SESİM KİMLİĞİMDİR
Fiziksel boyutta düşündüğümüzde ses; katı, sıvı veya gaz ortamlarda oluşan basit bir mekanik düzensizliktir ve bir maddedeki moleküllerin titreşmesi sonucunda oluşur. Ancak insan hayatında, onu kuşatan ve varoluşuna anlam katan fiziki doğanın bir parçası olarak ses, ayrıca insanın insanlaşma sürecinin bir ölçüsü olarak da değer kazanır. Bu anlamda sesin, insanın ontolojik ve semantik gelişimiyle ilgili...
RENK BELLEĞİ VE GÖRSEL HAFIZA
İnsanoğlunun renk olgusuna ilgi duyması tarih öncesi topluluklara dayanmaktadır. Plastik sanatlarda boyanın görsel etkisi renk olarak ifade edilmiştir. Işığın nesnenin üzerine düşmesi ile, nesne görünür duruma gelmekte ve görünen şekiller, biçimi ve rengi ile algılanmaktadır. Bir formun, üzerine düşen ışık demetlerine karşı göstermiş olduğu reaksiyon, renktir. Plastik formu renk olmadan görsel bakımdan algılamamız mümkün değildir....
Tahayyül, Hipergerçeklik ve Solun Sürekli Ertelenen Sezon Finali
Ufuk Kazası Ütopya romanı yazılışından 6o5. Yıl ve Dada hareketinin başlangıcından bu güne 105 sene geçmiş, büyük ve şanlı Sovyet Devriminin ise 105’inci sene-i devriyesinde yeni bir ortaçağın tam orta göbeğindeyiz- nefes alamaz halde. Son 20 yılı bezeyen küresel ekonomik krizler, tek adam yönetimleri, yok denecek kadar tırpanlanmış sosyal haklar ve artık hükmü olmayan koskoca...
UĞULTU (ÖYKÜ)
Z.A. hayatını kara deliklere adadığı günden beri bahçesinden gelmesini umut ettiği o sesi bekliyordu. Günün birinde bahçesinde gitgide büyüyen o kara deliklerden bir ses gelecek ve tıpkı deniz kıyısı kumsallarda bir zamanlar kendi deliğini en dip arzuyla açarken, gevşetirken, dünya dünya olmaktan çıkar ve bütün genişliğiyle içine dolarken duyduğu o sesi duyacaktı. Bıyıklı adam evde...









