Z.A. hayatını kara deliklere adadığı günden beri bahçesinden gelmesini umut ettiği o sesi bekliyordu. Günün birinde bahçesinde gitgide büyüyen o kara deliklerden bir ses gelecek ve tıpkı deniz kıyısı kumsallarda bir zamanlar kendi deliğini en dip arzuyla açarken, gevşetirken, dünya dünya olmaktan çıkar ve bütün genişliğiyle içine dolarken duyduğu o sesi duyacaktı. Bıyıklı adam evde...
Son Yazılar:
Miz Volume XII
Şahbender Korkmaz: Kasabanın Kuyu Dibinden Dünyaya Bakmak!
Semboller Sanık Sandalyesinde: Epstein vakası kadim tanrıları nasıl komplo kanıtına dönüştürdü?
Dünyadaki Bütün Restoranların Tek Rüyası: Lastikçi
Mizahın Kavramsal Arketipi: Nasrettin Hoca, Çağdaş Felsefe ve Güncel Resim Pratiklerindeki İzdüşümleri
Elliler Apartmanı: Öykünün ve Şiirin Yeniden İnşası Üzerine
Hasan Sarıtaş Gallery Sergi: COMMON GROUND
Sanat ve Ölümsüzlük Arzusu: Gılgamış Destanı Üzerine Felsefi Bir Deneme
11. Hitay Vakfı Sanat Yarışması Kazananları Belli Oldu
Teknofeodalizm: Kapitalizmi Öldüren Neydi?
Çatışan Laiklik Anlayışları Arasında Daralan Laiklik Ufku
Aşı Yarası
Odysseus ve Sisyphos’un “Korkunç İşkence”si
TOMITA: BİR JAPON MÜZİK DEHASI
TÜRK SANAT PİYASASINDA ELEŞTİRİNİN ÖLÜMÜ
YAPAY ZEKA FİLM YAPIMLARINDA
Frank Zappa: Sosyo-Politik Hicvin Bestecisi
TEKNİĞİN GÖLGESİNDE RUH ARAYIŞI: YARATICILIKSIZ SANATÇILIK
Doğanın Kanı, Şairin Mürekkebi: Kökler ve Kemikler
Kategori: Manşet
Biber Reçeli Tadında Birkaç Söz
Masaya bir bardak şalgam suyu gelecek olsa, muhatabımız garson hemen soracaktır: “Efendim, acılı mı olsun acısız mı?” Acısız seçenler demek ki acıdan zevk almamaktadırlar, belki tatlıyı daha çok sevmektedirler… Güzel…Kendileri fazla dırdırdan kurtuldular, acılı seçenlerinse vay hâline! Teşbihte hata olmaz… Acıdan ve tatlıdan zevk almak yemekten daha fazlasına, üzüntü, hüzün veya mutluluktan keyif almaya benzer....
Türkiye kültüründe vasat neden hâkim- Açıklıyoruz!
Flash! Flash! Flash! – bölüm 1- (Müze Gazhane, Arter, OMM ve Kasa Galeriye saygıyla) Türkiye; yazarlarına kötü yazma, müzisyenine kötü müzik yapma, sanatçısına kötü imge kurma hakkı tanıyan belki de dünya da tek ülkedir. Peki, bu nasıl oluyor, nasıl böyle güdük kalıyor dil, nasıl bağlanıyor zihin, bu kadar yaratıcı genç nüfus varken, teknoloji gelişmişken, sosyal...
Fazla Güzel Yazmak Meselesi
Bir kişinin güzel konuştuğunu söylediğinizde, bunu neye dayandırırsınız? Verdiği bilgilerin sağlamlığına, onları yaratıcı biçimde ilişkilendirerek tutarlı düşünce geliştirmesine, hikâye anlatıyorsa atmosferini hissettirerek sizin hayatınızla da ilgili bir tema işlemesine mi? Yoksa sözcükleri telaffuz edişine, ses tonunu kontrollü kullanmasına, duraksamadan akıcı biçimde cümleleri peş peşe sırlamasına mı? Nasıl anlattığını dikkate alarak mı güzel dersiniz konuşanın sözlerine,...
Argun Okumuşoğlu’nun “Bozulmuş Şifreler”i
Nesneler insanın dışındadır, onlar her yerde insan tarafından keşfedilmeyi ve anlamlandırılmayı bekler. Doğaya ait nesneler vardır; bunların tümü evrenin birer aslî parçacığı olduğundan, kendi hakikatlerini içlerinde barındırırlar. Öyleyse o doğa nesneleri bir yandan duyulara, öte yandan da hakikati düşünebilecek bir akla gereksinim duyar. Örneğin Yunan kültürüne ait mitolojiler, insanın doğrudan doğa nesneleriyle ile baş başa...
Anneliğin «yıkıcı cazibesi» üzerine
Öncelikle bu yazının kasten kışkırtıcı ve farkındalık uyandırıcı emellerle yazıldığını belirtmeliyim. Dünyaya çocuk getirmenin kötü, hatta bir suç eylemi olduğu kanısındayım. Çocuk yapmanın, insandaki kodlanmadan biri olan « barbarlığın » devam etmesine devasa bir katkı sunduğunu düşünüyorum. İnsanın insana ve diğer canlılara yaptığı kötü muamele, işkence ve imhanın, adına tarih denilen, bu kesintisiz dizisi yukardaki savımı destekliyor....
MUSTAFA BALBAY’IN YAVUZ ÖZKAN HAKKINDA BİLMEDİKLERİ
“Artık siz bir oturun bakalım, şimdi biz size bir şeyler anlatacağız.” Miguel Ángel Asturias [Nobel Ödüllü Guatemalalı yazarın, Fransız meslektaşlarına söylediği söz.] Miguel Ángel Asturias’tan yukarıda kullandığım bu epigrafı, birazdan okuyacağınız yazının sadece duygusal alanını açıkladığı için kullanmadım. Onun için biraz kestirme bir yoldan gideceğim. Çünkü yazarın kitabının üslubu da öyle; kestirmeden gitmek. O...
Felsefesiz Hayatın Sefaleti
Felsefesiz hayat olmaz; olsa bile boş ve yavan olur. Televizyonlara baktığımızda bir türlü tamamına erdirilemeyen tartışmalar görürüz… Bunlara tartışma denirse… Felsefenin eksikliği hepsinde hissediliyor. Felsefel bakış bir kere eleştirelliği getirir. Felsefenin girdiği her yerde başka açılardan bakmak vardır. Tartışmaların bitmemesi hep aynı konuların aynı açılardan ele alınmasından ileri gelir gerçekte… Eğitim sistemimize bakıyoruz: Olabildiğince az...
Gürültü ve Azgın Şehvet ya da Siberpunk Müzik Üzerine Notlar
Gözü Yaşlı Hippy’den Bally Kutularına Geçiş 60’ların sonu ve 70’lerin başındaki New York punk’ı yenilmiş politik devrimin olduğundan çok, kazanamaya oynayan bir kültürel devrimin sesi olmuştu; Hippy’ler, Beatnikler, sivil haklar ve GLBT hareketleriyle iç içeydi. 70’lerin ortasında İngiltere merkezli patlayan yeni sürüm punk ise ne kültürel ne de politik devrim peşindedir. Özlem duyduğu şey ise...
HIPPIELER, ROCK’N’ROLL ve “SAVAŞMA, SEVİŞ!” ETHOSU
1960’LARDAKİ KARŞI-KÜLTÜRÜN KISA HİKÂYESİ “Hippie denen insan Tarzan gibi giyinen, Jane gibi saçları olan ve Çita gibi kokan kişidir.” California valisi Ronald Reagan, 1967 “Vietnamlılar mı? Onları Taş Devrine geri gönderinceye kadar bombalayın!” ABD Başkan adayı Barry Goldwater’ın Başkan Yardımcısı adayı Curtis LeMay, 1964 “Karşı-kültür söz konusu olduğunda bir aidiyetten söz etmek hatalı olabilir. Karşı-kültür...









