Oldukça garip su altı canlıları olan siphonophorelar görünüş olarak denizanalarını anımsatır. Tek bir canlı organizma değil, kendilerini klonlayarak çoğaltan, birçok farklı klondan oluşan ve tek başına hareket eden bir bütündür. Çocukluk zamanlarımda, geceleri yatağıma yattığımda kurguladığım bir fantezim, aklıma geldikçe beni hala ürpertir. Fantezi diyorum çünkü kurguladığım korku, çevresel etkenlerden ya da popüler korku kültüründen...
Son Yazılar:
Sır (Şiir)
AKLIN SUSTURULDUĞU SANAT: SÜRREALİZM
Anna Laudel İstanbul’da PPSD WEEKS İlk Edisyon
Güneş (Şiir)
ATLARIN GÜRÜLTÜSÜ (ŞİİR)
çanlar kimin için çalıyor (şiir)
BU (ŞİİR)
Dönüş Yolu (Şiir)
Bozlu Art Project: Can Göknil’in anlatımıyla gerçekleşecek “Evrende Vals” sergi turu
Devrim, Aşk ve Televizyon (Şiir)
Muamma (Şiir)
beni hiç dinlemediğini gördüm (şiir)
Kemikler ve Kökler (Şiir)
Karanlığın İçindeki Oyun: Tim Burton Dünyasında Masumiyet, Yanılsama ve Karşıtlıklar
SUZAN BATU: TANRIÇAYI GERİ ÇAĞIRMAK
Burundi’yi Hatırlamak (Şiir)
KARAGÜMRÜK (ŞİİR)
dis nobis eyâ hayati quid vidisti in via (şiir)
Ziyun & Wang Chao’nun Moving Park sergisi Secant Space’te
Kategori: Litera
NOBEL EDEBİYAT ÖDÜLÜNÜ KRALDAN KABUL EDİN!
Nobel Tolstoy’u ödüle aday gösterince yerleşik fikirler ve kurumlarla başı hoş olmayan Tolstoy paranın hayırdan ziyade kötülük getireceği inancıyla duruma müdahale eder ve sonuçta ödül (ölümünden bir yıl önce) İtalyan şair Giosue Carducci’ye verilir. 2016 yapımı “El Ciudadano Ilustre” (Saygın Vatandas) adlı filmin açılış sahnesinde kurgusal Arjantinli yazar Daniel Mantovani Nobel Edebiyat Ödülü konuşmasını yapmak...
Poetik İmge Nedir?
Şiir’de “İmge” Nedir, Nasıl Kurulur? Felsefi anlamda imgenin tanımı, “Nesnel gerçekliğin insan zihnindeki yansımaları” şeklindedir (Felsefe Sözlüğü/ Orhan Hançerlioğlu). Yani “gece imgesi” denilebilir felsefi anlamda, ama Şiir’de “gece” sözcüğü tek başına imge olmaz, çünkü Şiir’de bahsedilen imge, bir başka deyişle “poetik imge” farklı bir anlam içermektedir. Çünkü “gece” dediğimiz zaman herkeste benzer çağrışımlar oluşur, ama...
VICTOR HUGO: Vicdan Epiği
Victor Hugo, Sefiller’de metropolün kuytularının, ara sokaklarının ruhunu yakalamaya çalışmıştır; gözden uzak kalan, refah içinde yaşayanların görmezden geldiği, görüp de umursamadığı ezilenlerin, ezilirken bile en altta kalanların, en altta kalmamak için yasa dışına çıkanların yaşamlarını izler ve gözler önüne serer. Sefiller’i neden okumalıyız? Bu önemli bir soru. Bu sorunun peşine düşerek, edebi bir sorunun nasıl...
Hazzın günahı mı yoksa çalışmanın mı?
Tıpkı “Yengeç Dönencesi” kitabındaki gibi, “Clichy’de Sessiz Günler”de Henry Miller’ın Paris yıllarının izlerini taşır. Serseri bir hayatın hikayesi anlatılır bu kitaplarda. Nereye savrulacağı belli olmayan ama savrulacağı yerin nasıl olacağının bilindiği bir hayat… Max Horkheimer ve Theodor Adorno’nun 1956 yılında yeni bir Komünist Manifesto yazma niyetiyle gerçekleştirdikleri, üç hafta süren tartışmaları bir kitapta toplanmış ve...
Nâzım Hikmet Putları Yıkıyor!
Ahmet Haşim’in Nâzım Hikmet’e kini çok öncelere dayanıyordu. Bu kinin ilk ayağı Nâzım Hikmet’in Mehmet Emin’in milli şair olamayacağına dair yazdığı makaledir. Gerçekten de Nâzım Hikmet edebiyatta putları yıkıyordu. Bu kadar düşman kazanması da olağandı. Nâzım Hikmet deyince akla ilk gelen özelliklerden biri de onun gerek edebi gerek de siyasal alanda bulunduğu noktaya dövüşerek, bedel...
‘Sırça Köşk’te Sabahattin Ali Öykücülüğü
‘Sırça Köşk’ (1947), Sabahattin Ali’nin (1907-1948) 5. ve son öykü kitabı. Kitabın son bölümünde masallara da yer verilmiş. Üçüncü tekilden anlatılan ‘Portakal’ (1944) adlı öykü, bir denizcilik öyküsü. Bu izleği, Sabahattin Ali’nin ilk öykü kitabı olan ‘Değirmen’deki ‘Bir Gemici Hikayesi’nde de görüyoruz. Portakal sandıklarını gemiye yüklemek isteyenler, kaptanı ve diğerlerini ikna etmekte zorlanır. Gemi tıka...
Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Eğlence Hayatı: Bir Modernlik Hikayesi
Murat Can Kabagöz, Osmanlı’da meyhane tanımına uyan ilk mekanla 19. yüzyılın ikinci yarısında Galata’da karşılaşıldığını belirtir. Lakin Osmanlı’da eğlence mekanları daha da eskiye dayanmaktadır. Gündelik hayat odaklı araştırmalar son zamanlarda yapılan tarih çalışmalarında önemli bir yerde duruyor. Özellikle tarih yazımı metodolojisinde yaşanan değişimler ve dönüşümler, geçmişi farklı bir okuma yapma olanağı sağlamakta. Levent Cantek’in Türkiye’nin...
Üzücü Nimetler: Sen Zehirden Tatlı Tatlı Bahsedemezsin…
Şairin ilk kitabı ‘‘Güzelliğimden Ölüyorum’’ şiirimiz için önemli bir kitaptı. Şairin ikinci kitabı ‘‘Üzücü Nimetler’’ ise ‘yoldan önce yoldaş’ düsturu yüzünden, bir türlü yola çıkacak yoldaşları bulamadığımız, harekete geçemediğimiz bir dönemde, ‘bizim kuşağımız’ derken neyi kastettiğimizi göstermesi açısından önemli bir işaret. DEĞERLERİ OLAN – DÜNYASI OLMAYAN ŞİİR Kitabın ismi neden ‘‘Üzücü Nimetler’’ olarak seçilmiş? Şair bir...
Paul Celan: Bademlerden Sayarak Seni Hata mı Ettik Acaba?
Geçende Paul Celan’ın “Bademlerden Say Beni”sini okudum ve üç-beş paragrafa sıkıştırmakta zorlandığım yukarıdaki fikirler üşüştü zihnime; söz almadan edemedim. Edebi bir çeviriyi, bir dildeki metni başka bir dile aktarma olarak yorumladığımızda, onu eksik tarif etmiş sayılırız. Zira aktarım esnasında üslubun, sesin, anlamın, dilsel yahut edebi oyunların “hedef metin”e ne oranda yansıtıldığı mühimdir. Kuşkusuz bazen çeviri,...









