Nisa Leyla
beni hiç dinlemediğini gördüm
beni hiç dinlemediğini gördüm
sende gördüm
dünyayı kimsenin dinlemediğini
biliyorsun, yapraklarım
seninle aynı boşluğun dalına
asılmış şarkılar söylüyor
seni bir güz sonatı sandım
ezgisini kaybetmiş suskun şey
gövdeme saplanmış neşeli ok
doldun aklımın sarayına
organlarım kalbime toplandı
beni hiç dinlemediğini gördüm
gözlerinin kara gözlerimi görmediğini
ayaklanınca insan gölgesini atar
yaşadığı anıların yansımasını saklar
yusyuvarlak bir uzaydan bakarak yapar bunu
onlar delilik derler
gölgenin bilinmeze çizilişi
beni hiç dinlemediğini gördüm
güneşi de dinleyen yok
yeşiller morlar maviler
dünya yaparken dünya içinde
şeyler sonsuza şekillenir
aşkın elini tutunca görebilirsin yeryüzünü
hayaletler belirir kucaklar okyanusları
dağlar sestir ayni magmaya
neden kaçıyorum kalabalığın bakışlarından
neden kaçıyorum gündüz düşlerimden
özgürlük mahkûmsa baharlar esir
kötülüğün şımartıldığı bir yerküre
beni hiç dinlemediğini gördüm
ruhun paranın kölesi
zenginlik ben fakiri bozarsa
bir kurguya dönüşür hayatım
sen beni dinlemedin
kimse kimseyi dinlemiyor
karanlığın doğurduğu kıpkızıl ufuk
ıssızlık hissi veriyor
doğanın dengesinin işareti sevgilim
seninle tek vücut olma tehlikesi
günahın deliliğin kendisi
masal bu ya
hızla karışıyorum sana
tanrı herkesi dinliyor
ışığında görünmeyeni gördüm
şeylerin diliyle dertleştim
budala sandılar şairi
bilinmezin tufanıdır şiir.
Resim: Zafer Malkoç


Bir Cevap Bırakın