“Yeter artık, tarihe tanıklık etmek istemiyorum” diye yakınıyor, üst üste gelen siyasi, ekonomik, manevi saldırıların ardından, bir de pandemiyle karşılaşan genç kardeşimiz. “Yetti gari!” Sürekli siyasi gerginlik, ekonomik kriz, ekolojik felaket, bölgesel çatışmalar, küresel itişmeler, otoriter basınç, kaza görünümlü katliam, aykırı ya da muhalif her harekete parmak sallayan bir iktidar, orasından burasından yaşam tarzına...
Son Yazılar:
NON-CONTEMPORARY
Hüseyin Gökdeniz Özertaş’ın Zaman Koleksiyoneri Üzerine Bir Polemik!
BİR SOPRANONUN ÖZEL DÜNYASI
Roman Sahnede Bilim Işıkçı: Bilişsel Edebiyat Eleştirisi Ne Yapar, Ne Yapmaz?
Kıraathaneler, kültür ve aydınlar
Neden resme bakarız?
Plastik Dil, Estetik Donuklaşma ve Yaratıcılıksız Sanatçılık Üzerine
Anarşinin Maskeleri: Percy Shelley’den Triangle Fabrikası Yangınına Radikal Bir Şiir’in Tarihi
ŞEHRİ FOTOĞRAFLA BULUŞTURAN 212 PHOTOGRAPHY ISTANBUL 26 EYLÜL’DE BAŞLIYOR!
Cevat Çapan’ın Anılarında Özer Kabaş ve Zamanları
Levent Karataş’ın Melez Peri Kitabı Üzerine Bir Poetika ve Direniş Okuması
Haftanın Kitap Seçkisi
Sanat Eleştirisinde Üretken Yapay Zekâ Kullanımı
Görünür Olanın Ötesinde: İran Resim Geleneğinden Güneş Mehrnoosh Goodarzi’nin Ruhsal Evrenine
Fırtına Dindi: Kadir İnanır
Geç kalınmış gibi değil de, artık gerek kalmamış gibi NİHİL
Mesut Aşkın: Şiirin Soğuk Mevsimi ve Bir Hafıza Arkeolojisi
İçimdeki Yabancı – Geri Gelmemecesine Yitirdiklerimizden Baki Kalan Anılarımız
Yılmaz Kömürcü “Büyük Yalnızlık”la Geri Döndü
Yazar: Ali Mert
Sarı kapaklı tükenmez kalem
Yıllar önce kaleme aldığım ve hiçbir yerde yayımlanmadan çekmecede biriken öykü, deneme, anı ve anlatılar arasına karışan bu metni, ölüm oruçları bugünlerde yeniden gündemde olduğu için tekrar gözden geçirdim ve Eleştirel Kültür aracılığıyla paylaşmak istedim. Direnenlere… Saygı ile… * Bir heyet oluşuyor. Pek kalabalık olduğu söylenemez. Ama niceliği değil, temsil yeteneği önemli. Hep öyle söylenir....
Veba’dan Corona’ya kıstırılmışlık duygusu
Kıstırılmış, kuşatılmış, karantinaya alınmış bir dünyadayız. İzole, atomize, yalnız insanların yalıtılmışlığını çoğaltan bir salgının ortasında. Çoğu insan için korkulan, endişe edilen, “kapanma”ya yol açan bir “hastalık” iken, kimileri için “coşku”yla karşılanan, yalnızlıkları ya da umutsuzlukları için bir “çare” arayışına denk düşen salgının ortasında. Garip ama gerçek. İnsan dediğiniz farklı uçlarda savrulmakta. Zira birbirinden çok farklı...
Carson McCullers ve “serseri bir melek gibi yazma”nın sırları
Yanlış hatırlamıyorsam Dashiell Hammett için kullanılıyordu ya da yazar kendisi kullanıyordu bu “serseri melek gibi yazma” benzetmesini. Bir boşluk (başıboşluk), hafiflik, dışarıdan ve yukarıdan bakış, sert çocukluk ve umursamazlık haline rağmen sağlam durmak, sıkı yazmak yine de… Tabii her daim “cool aura”sı ile birlikte… Soğukkanlılıkla, kesivermek ayakları yerden bir şekilde… Edebiyat toprağının derinlerine kök salmış...



