İnsanlar vardı, ama insanlık yoktu burada: Mehmet Tanboğan ve Fevzi Yetkin’in Dörtlerin Gecesi kitabında geçiyor bu söz. Diyarbakır Cezaevi’nin 12 Eylül sonrası koşullarını anlatıyor. Adnan Yücel ise, o uzun şiirinde şöyle diyor: Havasızlık içinde veremler yaratılırken Gardiyan hakimler ve savcı çavuşlarla Her gece mahkemeler kurulurken İnsanlar soyundurulup makatlar aranırken Hangi kuş konardı zindan penceresine...
Son Yazılar:
Mehmet Raif Ersoy: Figür, Emek ve Kültürel Bellek Üzerine Bir Resim Pratiği
İnsanın Bilişsel Üç Sorunu: Kurgucunun Üç Oyunu
ŞİİRİMİZİN “ANDRE BRETON”U!
CNN-MTV VE YAPAY ZEKA
Edip Diye Bir Çocuk -Aynadaki Kelebek (Öykü)
KEDİYE DÖNÜŞEN KADIN (ÖYKÜ)
GOREE ADASI – KÖLELİK – HOLLYWOOD
Gaye Boralıoğlu: İstanbul, Yurtsuzluk ve Varoluş
Ahmet Cemal: Adaşımı anarken
Deniz Göktaş veya “Bulutsuzluk Özlemi”
BABAOCAĞINDAN AYRILMAK DURUMUNDA KALAN SUPERGIRL
Mehmet Atlı: Kürt Müziğinin Modern Sesi
EVREN EROL’DAN “BAŞKA BİR PENCERE” SERGİSİ
Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu’ndan “Hrisantos’u Kim Öldürdü?”
DİSTOPİK BİR DOYUMSUZLUK: ”IŞILTILI HAŞERAT
Yolun Yükü
Kadir Ağabey’in Ardından
ustam dağınıktır dağınıklıktır benim
Apartman Yöneticisi (Şiir)
Kategori: Litera
Papadopulos Apartmanı’nın Anlatılmayan Dairesine Mütevazı Bir Katkı
“Hayat düşünen için bir komedidir, hisseden için trajedi.” Horace WALPOL Anlatı ne zaman ortaya çıktı? Dil oluştuktan sonra. Yazıdan önce. Yazının icadından önce de sözlü bir anlatı olduğu muhakkak. Ancak anlatının sürekli olarak kendini geliştiren, değişime uğrayan bir sanat haline gelmesi ise yazılı hale gelmesinden sonra oldu. Gerçi, Derrida’nın söz-merkezcilik yaklaşımı sözlü anlatımı yazılı anlatıma...
ÇOK ESKİ ADIYLADIR MUHAREBE
(YA DA BİR ŞİİRİN HARABELERİNDE MİRACA ÇIKMAK)1 Şimdi, Aşağısı, Yukarısı neresidir bilir misin? (Ece Ayhan) Alain Badiou Yüzyıl adlı (1998-2001 yıllarında verdiği derslerinden tertiplenmiş) kitabında, kitap boyunca muhtelif niteliklerini tespit ettiği XX. yüzyılın şiirsel unsurunu Anabasis’te bulur: İşte, gerçekten de, yüzyılın sert çekirdeğinin yani 30’lu 40’lı yıllarının etrafında dolanan iki şair, kırk yıl arayla bu...
BOL MİKTARDA UNUTTURUCU
Kayıp giden bir şey ‘an’. Öyle ki an dediğimiz anda bile o atomik zaman geçmiş oluveriyor. Hemen bir örnek vermek gerekirse, aynaya baktığımızda bile kendi görüntümüzü değil geçmişteki görüntümüzü algılıyoruz. Buradan Horatius’un o meşhur Carpe Diem’ine gönderme yapmak gerekirse, anı yaşayabilmek bu bağlamda imkânsızdır. Elbette, o, zamanı böylesine atomik, geçmişten doğan ve doğar doğmaz da...
“Ev İşlerinde Kadına Yardım” Yanlıştır
Ev işlerinde erkeğin kadına yardımcı olması gerektiği, sıkça dile getirilen bir görüş. Birçok erkeğin, ev işi yaparken görülmeyi aşağılayıcı bir durum gibi hissettiği göz önüne alınınca, bu görüş, olumlu bir yaklaşım gibi düşünülebilir. Oysa “yardım etmek” sözü, “ev işi görevlerinin” gerçekte kadına ait olduğu görüşüne dayanıyor. Erkeğe, zorunlu olmadığı bir alanda iyilik yapmayı, lütufta bulunmayı...
Tarihin En Eski “Komplo Teorisi”: Adem ile Havva
Eski Ahit’in giriş bölümü olan Genesis, kâinatın nasıl yaratıldığının yanı sıra Adem ile Havva’nın öyküsünü de içerir. Hristiyan ve Yahudilerin kadına bakış açısını ve “orijinal günah” kavramını dile getiren bu öyküye göre, Tanrı topraktan Adem’i yaratır, kendi nefesini üfleyerek ona hayat verir ve “cennet bahçesine” yerleştirir. Buradaki tüm ağaçların meyvelerini yiyebileceğini, ancak “iyiliğin ve kötülüğün...
İyuduşka Ya Da Pastoral İktidar
Tuhaf bir şekilde sahafta rast geldiğim Sçedrin’in, “Golovlev Ailesi” romanı basit anlamda Rus burjuva liberalizminin çöküşünü anlatıyor. Romanda soylu bir ailenin oyunlarla çevrilmiş miras çekişmesi ve aile üyelerinin teker teker ölümü var. Tolstoy’un, “İvan İlyiç’in Ölümü” adlı romanından esintiler seziliyor. İki romanda, yaşamın son günlerinde ölümle yüzleşen eden iki adam yaşamdan silinmiş bilinçleriyle karanlık bir...
Basit Bir An, Güçlü Bir Hatırlayış
Aramızda Gezinen Hikâyeler: Bizim Unuttuğumuz Şey Bir hikâye kitabı hakkında yazmak, her birinin kendine has habitatı olan büyüklü küçüklü bahçelerin önünden geçip gitmeye benziyor. Her baktığımda farklı bir rengin gözüme çarptığı, kimi cüretkârca kendini göstermeye hazırken kiminin güneşin altında ürkekçe yansıdığı iç içe bir topluluk… Mahmut Şenol’un Tefrika Yayınları’ndan çıkan yeni hikâye kitabı Bizim Unuttuğumuz...
YAŞAR KEMAL: O İYİ İNSANLAR NEREYE GİTTİLER?
DEMİRCİLER ÇARŞISI CİNAYETİ ROMANI ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME Uzun yıllar boyunca Yaşar Kemal denildiğinde, edebiyatla ilgili olsun olmasın hemen herkesin aklına yazarın İnce Memed romanı gelirdi. Sosyal medyanın hayatımıza girmesiyle birlikte yazar bu romanından çok romanlarından birindeki bir giriş cümlesiyle hatırlanır oldu: “O iyi insanlar o güzel atlara bindiler çekip gittiler.” Cümle, Akçasazın Ağaları üçlemesinin ilk...
Yeşil Gözlü Canavar: Haset
Haset (Arapça kökeni hased), Türkçe deyişle çekememezlik, çoğumuz -belki de farklı derecelerde hepimiz- tarafından toplumumuzda tecrübe edilirken, dilimizde pek de iyi ifade edilmeyen, daha ziyade kıskançlıkla karıştırılan ve dini vurgusu dolayısıyla İslami çevrelerce sık kullanılan bir kelime. Kıskançlığın çok daha zehirli, tehlikeli bir hemcinsi olan haset, tüm dinler, ahlâki öğretiler ve çoğu düşünür tarafından...









