“Edebiyat tüm sanatlarınüzerinde yer alıyor.”[2] Öncelikle edebî değerlendirme veya “eleştiri”nin, nihai kertede “öznel” olduğunun altını ısrarla çizmem gerek. Tamam; yazına ilişkin her türlü kavram ancak yazınla uğraşanlar tarafından geliştirilir ve kalıcılaştırılabilirse de, bunun sınırı öznellik, yaratıcılıktır. Gilbert Murray’ın, “Eleştirmen ne kadar kötüyse, [yapıtta] o kadar çok kusur bulacaktır”;[3] ya da Francis Bacon’ın, “Yalanlamak, reddetmek, inanmak,...
Son Yazılar:
HALİS DOKGÖZ’DEN “TEMASTAKİ İZ AYRINTIDAKİ ŞEYTAN” RAFLARDA
Gülüşümdeki Hançer İpekte Sınanmıştır
Türk Görsel Sanat Eleştirisinde Retorik Estetik ve Gözün Tasfiyesi
Lucky Luke 80 yaşında
LÉVİNAS’IN ÖLÜM, ZAMAN VE ÖTEKİ İLE HESAPLAŞMASI
En Zararlı Varlık İnsana Karşı Benim Yoldaşım Yapay Zeka
BEYOĞLU’NDA 97 ETKİNLİKLE “MUAMMER KARACA TİYATRO BAYRAMI” BAŞLIYOR!
Algoritmik Kapitalizm: Savaş, Kaos ve Düğümler
Otonom’dan Yeni Kitap: Devrimin Neşesi
21. YÜZYILIN GERÇEKLİĞİNDE SANATIN ANLAMI
ZYGMUNT BAUMAN’IN AYNASINDA MODERN İNSANIN SESSİZ ESARETİ
Sanatın Eşiğinde: Bakmak, Anlamak ve Söz Almak
JOHN PERKINS VE ROGER CROWLEY YENİ KİTAPLARIYLA TÜRKİYE’YE GELİYOR
EDWARD SAİD’İN “ENTELEKTÜEL” FİGÜRÜ ÜZERİNDEN ÇAĞIMIZIN VİCDAN KRİZİ
Kıkırdama (Öykü)
1. FETHİYE-ÜZÜMLÜ SANAT VE EDEBİYAT FESTİVALİ
NON-CONTEMPORARY
Hüseyin Gökdeniz Özertaş’ın Zaman Koleksiyoneri Üzerine Bir Polemik!
BİR SOPRANONUN ÖZEL DÜNYASI
Kategori: Kritik
LALE MÜLDÜR VE GÜNLÜK DİLİN İMKȂNSIZLIĞI
Günlük dilin imkânı ile kurulan şiir, bir topun içinde yuvarlanabilir, ama yine de bu, sivri burçlarını dışa doğru çevirmek içindir. Elbette dili yansıtabilir veya konuşabilir, ancak asla kendi kendine geri dönmez, asla ölüm getiren makineler gibi kendi kendine hareket etmez. Olay her zaman mutlak bilgiyi kesintiye uğratır veya bozar, ototelik özellikler… Kendisine yakın olmak… Bu kalbin...
MODERNİZM ANTİ-MODERNİST MİYDİ?
GEÇ VICTORIA ÇAĞINDAN HİROŞİMA’YA BİR PANORAMA DENEMESİ Edebi modernizm, toplumsal düşüncede Marx, fen bilimlerinde Darwin, felsefi düşüncede Nietzsche, kozmik düşüncede Einstein ve psikolojide Freud’un kurduğu yeni paradigmalarla, daha önceki düşünme, açıklama, yorumlama biçimlerini terk etmeye başlayan sanatçıların 19. yüzyılın sonlarıyla 20. yüzyılın başlarında, özellikle Avrupa ve Kuzey Amerika’da ortaya çıkardığı ve 1920’lerde altın çağını yaşayan...
MARX VE ETNOLOJİ DEFTERLERİ’İN ANLATTIKLARI
“Dünya, üzerine doğmuş herkesin ortak malıdır, ve bu yüzden dünyanın tüm ürünleri hiçbir ayrım olmaksızın herkese aittir.”[2] Etnoloji Defterleri, Karl Marx’ın İngilizce’ye[3] (ve Türkçe’ye de[4]) en son çevrilen ve olasıdır ki en az okunan yapıtıdır. Aslına bakılırsa, “çeviri” sözcüğü, en azından İngilizce versiyonu için burada pek doğru değil. Çünkü Defterler’in İngilizce’den önce başka bir dilde...
ÜRETİM KOŞULLARININ YENİDEN ÜRETİMİNDE “GÜZEL SANATLAR”IN ROLÜ ÜZERİNE
Üretim sürecinde işçi, yalnızca emek zamanını ve emek gücünü değil, özgürlüğünü ve buna bağlı olarak, onurunu, kişiliğini, erdemlerini, kültürel değerlerini, yani vertusünü de emek nesnesinde maddeleştirir. Ve tıpkı çalışma sırasında yıpranan kasların, sinirlerin, beyin gücünün tekrar yerine konması gerektiği gibi, yıpranan vertu de yenilenmelidir. “Güzel yalanlar”a destek olan “güzel sanatlar” da burada devreye girerek yıpranan...
Yapı(t) Söküm: Tanıdık Titreşimler Yakalamak
“(…)O esnada büyükbabam bana, en sevdiğimiz ressamın bildiğimiz eserlerinin farklı bir resmini gördüğümüzde veya o güne dek sadece karakalem eskizini görmüş olduğumuz bir tabloyla karşı karşıya getirildiğimizde ya da sadece piyanoyla seslendirilişini işittiğimiz bir parçayı daha sonra orkestradan dinlediğimizde hissettiğimiz sevinci yaşatarak, Tansoville’in çitini işaret edip seslendi ve “Sen şu pembe akdikenleri seversin, şu pembe...
Nedir Bu Başımıza Gelenler?
Bugünlerde, doğanın bizi cezalandırdığını, bizim ona yaptığımız eziyetlere sabrı tükendiğinden artık tokat gibi yüzümüze vururcasına şedit yüzünü gösterdiğini konuşmayan kalmadı. Haksız da sayılmazlar, bütün bu, şimdiye kadar pek karşılaşmadığımız yahut görmek istemediğimiz doğa olaylarının bir nedeni olmalıdır. Leibniz’in ¨Nihil est sine ratione¨, yani “varolan hiçbir şey nedensiz değildir” deyişini unutmayalım. Doğanın gösterdiği ve bizim varoluşumuzun...
YANGIN VE… BİLDİĞİMİZ DEVLETİN SONU
“Yaşamak bu yangın yerinde Her gün yeniden ölerek Zalimin elinde tutsak Cahile kurban olarak (…) Yaşamak görevdir bu yangın yerinde Yaşamak, insan kalarak”[1] Marmaris ormanları yandı… Ben bu satırları yazarken Ege-Akdeniz kıyı şeridinin çeşitli bölgelerinde (Antalya, Aydın, Muğla, daha içlerde Isparta, Denizli…) patlak veren bir dizi yangın, ağaçları, evleri, orman hayvanlarını: tilkiyi, domuzu,...
MADIMAK’TA YAKILIP YIKILAN HEPİMİZDİK
“İnsan ışığı görmez, ışıkla görür.”[1] “Recorder, anımsamak; Latincesi ‘re-cordis’, yani kalbi delip geçmek,”[2] demekmiş. Doğrudur! Dört yüzyıl önce Giordano Bruno’nun, Roma’da diri diri yakılmasını; Nazilerin “Kristal Gecesi”ni daha nicelerini anımsatan Madımak’dan (#unutMADIMAKlımdan) her söz ettiğimizde anımsamanın “kalbi delip geçmek” olduğundan şüphesi olan var mı hâlâ? Varsa ne yazık! Zaman anıları puslandırıp, belleği küflendirse de “Madımak...
KULTURPESSIMISMUS: AVRUPA ENTELEKTÜEL TARİHİNDE KARAMSARLIK VE ÇÖKÜŞ SÖYLEMİ
“Zeus, öteki kötülüklerden de fazlasıyla eziyet çeken insanın, yaşamı kestirip atmamasını, hep yeni eziyetler çekmeye devam etmesini istemişti. Bunun için insanlara umudu verdi —kötülüklerin en kötüsüdür umut…” Friedrich Nietzsche, İnsanca, Pek İnsanca, #71 “Kulturpessimismus [Kültürel karamsarlık] Nietzsche’yle müsemma —ama bu aslında ona Schopenhauer’dan bulaşmış. Hatta Nietzsche aslında sadece taşıyıcı. Suçu, van den Bruck, Spengler, Lagarde...









