Çeviri: ilker Kocael The Philosophical Salon’da yayımlanan “Foucault: Sahte Radikal” başlıklı makalem, siyasi anlamda açıklığı dolayısıyla bazı çevrelerde övgüyle karşılanırken, diğer bazı çevrelerde hararetli tartışmalara sebep oldu ve benden konuyu biraz daha açmam istendi (i). Yazının Türkçe çevirisi vesilesiyle Can Uğur ile yaptığımız mülakatta bana yöneltilen eleştirilerin bir sentezini bulmak mümkün (Dag Eivind Undheim...
Son Yazılar:
Semboller Sanık Sandalyesinde: Epstein vakası kadim tanrıları nasıl komplo kanıtına dönüştürdü?
Dünyadaki Bütün Restoranların Tek Rüyası: Lastikçi
Mizahın Kavramsal Arketipi: Nasrettin Hoca, Çağdaş Felsefe ve Güncel Resim Pratiklerindeki İzdüşümleri
Elliler Apartmanı: Öykünün ve Şiirin Yeniden İnşası Üzerine
Hasan Sarıtaş Gallery Sergi: COMMON GROUND
Sanat ve Ölümsüzlük Arzusu: Gılgamış Destanı Üzerine Felsefi Bir Deneme
11. Hitay Vakfı Sanat Yarışması Kazananları Belli Oldu
Teknofeodalizm: Kapitalizmi Öldüren Neydi?
Çatışan Laiklik Anlayışları Arasında Daralan Laiklik Ufku
Aşı Yarası
Odysseus ve Sisyphos’un “Korkunç İşkence”si
TOMITA: BİR JAPON MÜZİK DEHASI
TÜRK SANAT PİYASASINDA ELEŞTİRİNİN ÖLÜMÜ
YAPAY ZEKA FİLM YAPIMLARINDA
Frank Zappa: Sosyo-Politik Hicvin Bestecisi
TEKNİĞİN GÖLGESİNDE RUH ARAYIŞI: YARATICILIKSIZ SANATÇILIK
Doğanın Kanı, Şairin Mürekkebi: Kökler ve Kemikler
Hayatın Kıyısında Durmak: Erdost Akbaba’nın Neredeyse Romanı
Bodrum Golf Club’ta Ayla Turan ve Kemal Tufan’ın Heykel Sergisi Sanatseverlerle Buluştu.
Kategori: Kritik
Fallus’un Yitimi, Makinenin Talebi ve Psikoz
Klasik felsefedeki insanın yüce tabiatı karşısına yerleştirilen insanın hayvan tabiatı, başka bir deyişle insan-hayvan ikiliği kuramsal alanda çoktan geçerliliğini yitirmiş bir çatışmadır fakat belki de bunu insan ve makina arasındaki çatışma üzerinden yeniden tanımlamak gerekiyor. “Fallus’un Anlamı” metninde Lacan, Fallus’u, her şeyi bir arada tutan gösterge olarak tanımlıyor [le père est « dans l’anneau qui...
CUMHURİYETİN İLK YILLARINDAN GAZETECİ MANZARALARI
KAYBOLAN BABIÂLİ’NİN ARDINDAN: 5 Hüseyin Cahit Bey, İstiklâl Mahkemesi’nin Önünde Dikleniyor! Takrir-i Sükûn Yasası yürürlüğe girdikten hemen sonra, “Tanin” gazetesinin sahip ve başyazarı Hüseyin Cahit (Yalçın) Bey de Ankara İstiklâl Mahkemesi’nin önüne çıkarıldı. Suçu, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası İstanbul Şube binasında yapılan aramayı, gazetesi “Tanin“-de, “Baskın!” başlığıyla duyurmaktı. Halk arasında “Üç Aliler Divanı” olarak anılan...
Yapay Zeka Sosyolojisi Notları-5: Emek-Yoğunluğu ve Etik
Bugün yapay zekanın beslendiği büyük veri, hiç bir sosyal hakkı olmayan, asgari ücret yasası uygulanmayan düşük ücretli vasıfsız bilişim emekçilerinin ham veriyi bilgisayarların işleyeceği biçime dönüştürmesine dayanıyor (Dilawar, 2020). Beklentinin tersine, fazlasıyla emek yoğun bir çaba ve açıkça sömürüye dayanıyor. Şimdilik böyle ise, ileride bu durum ortadan kalkacak ise sorun yok; fakat bu emek yoğunluğu,...
CUMHURİYET DÖNEMİNDE BABIÂLİ
KAYBOLAN BABIÂLİ’NİN ARDINDAN: 4 İttihatçıların, kendilerini eleştiren gazetecileri öldürmeye kadar varan dehşetli terörünün altında Mütareke yıllarına kadar gelen Babıâli, bu kez imparatorluk başkentinin galip devletler tarafından işgaliyle karşılaştı. Başta İzmir olmak üzere Anadolu’nun pek çok bölgesinin de işgale uğraması üzerine, o bölgelerde, önce halkın inisyatifiyle başlatılan çete direnişlerinin, giderek Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğindeki bir...
SURATSIZ BİR ÜLKE
Surat ve Maske Surat denilen şey eğer insanda yoksa başka hiçbir hayvanda yoktur, ve karakteri ifade eder. Cicero Tüm canlı varlıklar açıklıktadır, kendilerini birbirlerine gösterirler ve birbirleriyle iletişirler, ama sadece insanın bir suratı vardır; sadece insan, görünüşünü ve başka insanlarla iletişimini kendine has temel deneyimi yapar; sadece insan, suratını kendine has hakikatin mekânına dönüştürür. Suratın...
Gauss’dan Çıktık Yola Kolmogorov’da Verdik Mola
Kısmetse Olur – II Her şey hem kendisidir hem de değildir, çünkü her şey bir akış halindedir, sürekli olarak değişir, sürekli olarak oluş ve yok oluş halindedir. Herakleitos Eskiden Ankara’da bombaların patlamadığı zamanlarda başı boş sokaklarda gezmeyi severdim. Ne zaman olduğunu unuttum. Bakanlıklar’dan Kavaklıdere’ye doğru yürüyordum, yoruldum. Olgunlar Sokağı’nın girişinde camdan yapılmış Madenci Anıtı’nın...
Tekrar Korkusu: Hakikat-Sonrasına ait birkaç Belirti
Bir Başkadır dizisi üzerine çok sayıda yazı yazıldı. Özellikle son yazılarda bu başlık üzerine tekrar yazı kaleme alanların bir çeşit günah çıkarma çabasına rastlanabilir. Aynı konuda bir yazı daha yazmanın talepkâr kültür dünyasının sakinlerinde yaratacağı bıkkınlığı hesaba katan bir özür dileyerek giriş yaparlar. Aynı suçluluk duyusunun bir başka belirtisi de okura ilginç bir şeyler söylemek...
BİR BAŞKADIR’IN ANIMSATTIKLARI
Yalnızca politik ya da ekonomik değil, kültürel kırılmanın da sonunun bir türlü gelmeyeceğini düşündüren dönemlerden geçiyoruz. Övgüye ya da yergiye boğulan ve sosyolojik bir gerçeklikten yola çıktığı varsayılan dizi ve filmlerin taraftarları yalnızca bulundukları noktayı ele veren eleştiriler yapmaktan kaçınmıyor, üretimleri sanatsal kriterlere göre masaya yatırmayı akıllarından dahi geçirmiyorlar. Yarılmanın geldiği noktaya son olarak bahar...
İttihatçılar ve Muhalif Gazeteciler
KAYBOLAN BABIÂLİ’NİN ARDINDAN: 3 23 Temmuz 1908’de, beklenen gün geldi. Abdülhamit, Meşrutiyet’in ilanını kabul etti. Günümüzde, basın kuruluşları, bu tarihten bir gün sonrasını, yani 24 Temmuz 1908’in yıldönümünü, her yıl “sansürün kaldırılışı” olarak kutlarlar. “Hürriyet”, “Eşitlik” ve “Kardeşlik” sloganlarıyla yola çıkan İkinci Meşrutiyetçilerin estirdiği hava kısa sürede yazı ve söz olarak ortalığı kapladı. Her köşe...









