Giriş Bu yazı Martin Heidegger’in Tekniğe İlişkin Soruşturma adlı kitabında modern tekniğe yönelik yaptığı çözümlemeyi, Hannah Arendt’in Geçmişle Gelecek Arasında adlı eserindeki “kitle toplumu” tasnifi ile birlikte okumayı ve bu iki tema arasında birbirini tamamlar nitelikteki devamlılığı göstermeyi amaçlamaktadır. Heidegger, tekniğin ne olduğuna ilişkin bir soruşturma yaparak başladığı metninde, onun hem bir araç olmasının hem...
Son Yazılar:
Öncü Bir Sanatçı: Yücel Dönmez
Mehmet Raif Ersoy: Figür, Emek ve Kültürel Bellek Üzerine Bir Resim Pratiği
İnsanın Bilişsel Üç Sorunu: Kurgucunun Üç Oyunu
ŞİİRİMİZİN “ANDRE BRETON”U!
CNN-MTV VE YAPAY ZEKA
Edip Diye Bir Çocuk -Aynadaki Kelebek (Öykü)
KEDİYE DÖNÜŞEN KADIN (ÖYKÜ)
GOREE ADASI – KÖLELİK – HOLLYWOOD
Gaye Boralıoğlu: İstanbul, Yurtsuzluk ve Varoluş
Ahmet Cemal: Adaşımı anarken
Deniz Göktaş veya “Bulutsuzluk Özlemi”
BABAOCAĞINDAN AYRILMAK DURUMUNDA KALAN SUPERGIRL
Mehmet Atlı: Kürt Müziğinin Modern Sesi
EVREN EROL’DAN “BAŞKA BİR PENCERE” SERGİSİ
Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu’ndan “Hrisantos’u Kim Öldürdü?”
DİSTOPİK BİR DOYUMSUZLUK: ”IŞILTILI HAŞERAT
Yolun Yükü
Kadir Ağabey’in Ardından
ustam dağınıktır dağınıklıktır benim
Kategori: Kritik
‘BELLEK’İN ‘ZAMAN’A BAKIŞI
[… Hikâyenizi temiz tutmak sizin elinizde. Mış gibi yaparak sadece kendini kandırıyor insan. İyi olmak kolay değil ama iyi kalmak çok daha zor, senden bir ömür ister. Bedelini öde ve iyi kal diyordu babam. Son güne kadar unutamayacağım söz…] Palyaço’nun Günlüğü*, s. 66 “Herkes bir hayat yaşar ama herkesin yaşadığına bir hayat denmez” demişti bir...
GÖNDERİLMEMİŞ MEKTUP: MARX’TAN VERA ZASULİÇ’E
Mektup, bir iletişim aracı olarak belki de en işlevsel dönemini 19. Yüzyıl’da yaşadı. Aydınlanma sonrası yeni bir oluş halindeki toplumsallaşmanın (Modernizm’in) izlerini mektuplarda bulabilirsiniz. Belli devrimlerin gerek düşünce ve gerekse hareket olarak rüşeym halinden tutun da sonrasına kadar izdüşümleri de birinci derecedeki aktörlerin kaleminden satırlara yansımıştır. Bu yüzden sonradan oluşturulmuş bir tarih bilgisi değil, sıcağı...
Afife Jale’nin Kızları
Güzel haber işte buna denir! İstanbul’da, tiyatrocuların geleneksel Pazartesi tatili hariç, her gece perde açan tiyatro sayısı, öyle böyle derken, 55’dir. Bu sayıya kurumsal tiyatro olarak Şehir Tiyatroları ve Devlet Tiyatrosu sahneleri dahildir. Onlar, toplam koltuk sayısı, diğer deyişle izleyici sayısında rekor kırıyorlar: 2 bin 800 koltuk hemen her gece doluyor. Hele Şehir Tiyatrosu’nda oyunlar...
SUSKUN MÜNEKKİTLERİZ
Ah o münekkit! Çok sık hatırlatıyor kendini. Çok sık hatırlıyorum bugünlerde. Müstehzi bakışlarını. Tasvipkâr olmayan… Hem nasıl olsun? Zordu, münevver bir münekkit olmak. İnşa, inşa, inşa… Hep çalış. Kendi üstünde, başkalarında… Çalışılabilir miydi sahi ona göre? Bunu hiç sormamıştım. Hem ortada değil miydi her şey? Tenkitçiler neden azalmıştı? İşine gelince iktidar odaklarından bahseden ülkemiz “sanatçısının”...
Suç Fiili Olarak Dikizleme
Sudaki yansımasından kendi imgesine çarpılan Narkisos’tan, Borges’in öyküsünde çoğaltma gücü nedeniyle korkulan aynalara, Camera obsuca’dan, Benjamin’in altını çizdiği modern yeniden üretme tekniklerine ve oradan herkesin gözetleyici-kaydedici olduğu günümüzün high-tech kültürüne; uygar insanın tarihi bir çeşit izleme-izlettirme uygarlığı ola gelmiştir. 50. yılında bir gözetleme-gözetleme klasiği olan Michael Powell’ın Pepping Tom filmi üzerinden, insan ruhunun karanlık dehlizlerinden,...
“Vahşi Kent Ormanı”romanı üzerine
“Vahşi Kent Ormanı” romanı biçimselliğiyle, kurgusallığıyla, temalarıyla, metaforlarıyla, psikolojik çözümlemeleriyle, toplumsal yaraları deşme ve çırılçıplak bir şekilde deşifre etme cesaretiyle, törelerin darmadağın ettiği bireylerin savruluş hikâyeleriyle, hayatın ne kadar acımasız olabileceği gerçekliğiyle tam bir edebiyat şölenidir. Dışsal hikâyeler ile içsel hikâyeler iç içedir, bilinç akışı ile iç monolog anlatım teknikleri yan yanadır. Roman, akıcılığı ile...
BİLGİ ÇÖPLÜĞÜ OLMAK YA DA BİLGİCİLİKTEKİ KOFLUK
“İletişim çağı” masalı ile insanlık, karadelik gibi her şeyi kendine çeken bir bilgi çöplüğünün içine çekildi. Her gün milyonlarca “akıllı” telefon, internet, tv kanalıyla dünyaya yayılan denetimsiz sahte ve yalan bilgiler, dört yanımızı kuşatmış durumda. Bu çöplük bilgiler, neredeyse kendi doğamızın, kendi özümüzün düşmanı haline getirdi bizi. Ne tarafa dönsek üstümüze üstümüze gelen bu şişirme,...
BEDRİ BAYKAM İLE UTKU VARLIK’IN KOMET POLEMİĞİ ÜZERİNE
Bizler, “yapmamayı tercih ederim” diyemeyen “gönüllü katılımcılarız…” Keşke 2014 Dünya Kupası öyle olmasaydı! İçime oturmuştu ve unutamadığım bir yazdı o yaz. Tam da 2022 Kupası Katar’da devam ederken… Dönüp dönüp izliyorum hâlâ. Ne yaparsınız? Takıntı haline geliyor bazı şeyler. Ülkemiz kültür-sanatını bir müsilaj gibi kaplamış olan, yol almamızın önündeki büyük engel, intihal de öyle. Yukarıdan...
İLETİŞİM BİLİMLERİNİN TÜRKİYE’DEKİ KURUCUSU ÜNSAL OSKAY HOCA
12 Eylül 1980 faşist darbesi daha henüz olmamıştı. ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nden (uluslararası ilişkiler de dahil) yeni mezun olan biri olarak ne yapacağımı bilemiyordum. SBF (Mülkiye) lisansüstü programına girerek askerlik tecili almak ve sonra karar vermek yapılan en yaygın ve akla uygun işti. O arada, hem AİTİA’da (Ankara İktisadi ve Ticari İlimler...









