Film kapsamında o dönemin İrlanda’sından bahsedeceğim öncelikle. Belfast, eğitim hakkı az olan bir bölge. Azınlıkta olan kesime çok imkân sağlanmıyor. “Zaten beyaz yaka bir işe sahip olamayacaksın” gibi kalıplar var. Dolayısıyla İrlanda’ya karşı kapsayıcı, eşitlikçi yaklaşmayabilirler. Aynı eşit düzlemde olmayı kabul etmeyebilir. Ancak “iyi bir azınlıksanız” ve “devlete yakın” iseniz bu değişebilir. Belfast iki bölgeye...
Son Yazılar:
Jean-Marc Veliscek: “Fransız sineması, bir film laboratuvarıdır.”
Seslerin Yerleştiği Konak: Edirne Müzik Müzesi
Kültürel Zeynalar ve Ninalar: Türkiye’deki Sinema ve Dizi Endüstrilerinde Teknik Alanda Yaratıcı Kadın Emeği
Cumartesi Anneleri ya da Masanın Altındaki Hayalet
Toprağın Altından Vitrine: Kazı Bilgisi Müzeye Ulaşabiliyor mu?
Ali Kazma’nın yeni kişisel sergisi “Oficios de la tinta [Mürekkep Zanaatları]”, Meksiko’daki Franz Mayer Müzesi’nde!
Genç Hitler‘in Viyana yılları
ÖTEKİ YEŞİLÇAM – UÇURUMDAKİ KADIN: TUHAF BİR ‘KENDİNE DÖNÜŞLÜ’ ZERRİN EGELİLER FİLMİ
Barnett Newman’ın Devrimi
Beat kuşağı ve Beatnikler hakkında 10 film
Osmanlı’da Bayramın Zarafeti: Bir Kartpostalın Anlattıkları
Göğün Altında (Şiir)
Bir Tiyatro Mirası: Antonin Artaud ve Bali Tiyatrosu
SENDEN YANA
BESBELLİ (ŞİİR)
Döngü (Şiir)
Leyla Qasim’a (Şiir)
Işıkla Yazan Yaprak: Işıkla Yazılan Fotoğraf
FİKRET MUALLA’NIN FİLMİNİ ÇEKMEK VE ANILAR…
Kategori: Kritik
YÜZÜCÜLER, MÜLTECİLER, GÖÇLER
Akşam Netflix’de izlediğim “Yüzücüler” filmi son yıllarda ülkemizde de gündemden hiç düşmeyen göç konulu bir film. Gerçek öyküden yola çıkılarak yapılmış bir umut yolculuğunu gözler önüne seren bir film. Sadece savaş nedeniyle ülkelerini terk edip Türkiye’ye gelen Suriyelileri değil, göç hareketleri süreklilik taşıyan Ukraynalı, Afgan ve diğer ülkelerin sığınmacılarını da hatırlatıyor. Göç insanların ezeli sorunu,...
Göçebe Tazeliği
Sanatın nasıl ortaya çıktığını tam olarak bilmiyoruz. Ama resim yapmak bir ritüeldir. Bilirsiniz… Büyük olasılıkla mağaralara yapılan resimlerden bu yana böyle. İnançlar ve uygulamaların mağara sanatına yansıması, bir tür trans durumuna dayanıyordu. Mağaralara resim yapan insanların da bir tür trans halinde resim yaptığını düşünüyoruz. Ve o günde resim yapan insanlar yaşadıkları topluluklarda sıradan karakterler değillerdi....
MELİH CEVDET ANDAY ŞİİRİ: RADİKAL BİR KOPUŞ DENEMESİ
Anday şiirinin, 1962 sonrası için girdiği özgün kulvarda bildiğimiz ve alışageldiğimiz anlamda şiirden bir kaçış vardır. Dönem şiirinin temsillerinden, dilinden, biçiminden, içeriğinden, imge kurulumundan ve ahenk unsurlarından bir uzaklaşma isteğidir bu. Eskiyi temsil eden dönem şiirinin bir şiirsel modalitesi varsa ki var ona göre, Anday’ın özellikle yeni şiirinde bu yapı unsurlarının tecrit edilmesi, kazara da...
MEDYATİK BİR ELEŞTİRİ ÜSLUBU OLARAK SINIFLAMA: 2000’LER SONRASI ŞİİR
Türkiye’deki şiir eğilimlerini sınıflamaya, bu eğilimleri temsil eden bazı örnekleri (şairleri) saptamaya ve eğilimler arası ilişkileri anlamaya çalışan bu çalışma, özellikle sonuç ürünü gözetildiğinde spekülatif ve provokatif olmaya açıktır. Tartışmaların somutluk kazandığı şiir dosyası, şiir eleştirisinin giderek medya imajlarına teslim olduğu günümüz ortamı içinde şiir medyası-üstü bir çerçeve olarak görülmek yerine almaşık tartışmalara zemin hazırlayan...
“Buradan Ötesi”ni Yakalama Saplantısı
Evren kavramı anlaşılması zor ve bizi hayal kurmaya teşvik eden bir kavram ola geldi. Bunun nedeni, evren fikrinin kendisini, nesne fikrinin bir antitezi olarak konumlandırmasından kaynaklanıyordu. Bu konumlanma bir çeşit “nesneleştirmenin gevşemesine, yumuşamasına” karşılık gelen bir şeydi. Ancak, öyle ki, nesnellik tavrımız ne kadar yumuşarsa, dünya o kadar büyüyordu. Bu aslında metafiziğe doğru taşan bir...
ZIRDELİ KÜLTÜ MÜ POLİFONİK BİR ETKİNLİK Mİ?
Post-antroposofik yaklaşımları irdeleyecektim. Ama emojilere hapsolmuş “özgür” yaşamlarımız, ihtiyaçlar hiyerarşimizi yeniden sorgulamaya itti beni! Maslow amca yaşasaydı küplere binerdi herhalde bu müdahalemden. Asosyal medyadan bahsediyorum pek tabii. Polifonik bir etkinlikteyiz. “Ambivalent” bir bağlanmadan ne beklenir ki zaten! Dumura uğratır. Parçalar, böler, yakar, yıkar! Günlük rutinden, inanç sistemlerine… “Yüksek değerlere sahip bilge ve dengeli bir insan...
BİR AŞIRILIK/lar ROMANI OLARAK GODARD MAKİNESİ
“Bir romancı olarak kendimi her zaman tarihin içinde hissetmişimdir, yani bir yolun ortasında, benden önce gelmiş olanlarla ve belki de (daha az) benden sonra geleceklerle, kendimi diyalog halinde hissetmişimdir. Bir başka birinden değil, hiç kuşkusuz roman tarihinden söz ediyorum ve ondan gördüğüm gibi söz ediyorum: Roman tarihinin Hegel’in insan dışı aklıyla hiçbir ilişkisi yoktur; ne...
Yemek Yemenin Ekonomi-Politiği: Ölüm Kadar Hakikattir!
Eski çağlarda baharı karşılayan şenlikler hasadın bolluk getirmesi, hayvan sürülerinin hastalıklara yakalanmaması için yapılan tören, adak ve ritüeller ile biçimlenirdi. Tanrıların gazabını uzak tutmak ve onların hoşgörüsü kazanarak bolluğun hasıl olmasını sağlayacak bir pozitif enerji yaratmak amaçlanırdı. Kıtlık tehlikeliydi, o sadece açlık değil aynı zaman da huzursuzluk ve savaş demekti. Onun yanında bolluk imgesi, geçmişte...
BİENALLER VE PARALELLER
Sıradan bir günün akşamında, gün batımına az kala, soluklandığım bankta, on dokuz suları, unutulmuş bir dergiyle birlikte oturduğumu fark ettim. Evirdim, çevirdim. Öteden beri kültür-sanat yazıları ilk göz attıklarımdandır. Küçük puntoyla yazılmış kısa bir yazı gözüme çarptı. … bienaline paralel bir sergi-etkinlik haberi kaleme alınmıştı bir sanat yazarı tarafından. Başka bir yerde, bir başkasından, neredeyse...









