Akşam acılar yüklenmiş eve çıkan merdivenler buzlu kötü komşular kokuyor balkon İçimde bir apartman boşluğu göğsüme açılan pencereden gökteki yıldızlara tutunuyorum Bilmek istemenin ateşiyle büyük varlığın taklidini yapıyorum tanrıya yaklaştıkça artıyor paranoyam Ruhun yüzeyine çıkan anılarda geç serpilmiş bir esmer zamanı bükerek direniyor unutuşa Sabaha atlar ısmarlıyorum toprağın aileden sayıldığı yerlere...
Son Yazılar:
Arsız Beliriş
CAUSA SUI/ ÖZ DÖNGÜ: Kozmik zihnin sihirli görselleri
Reddiye Defteri: Akademinin Trafik Lambaları ve Yazarın İnadı
Özgür düşünceye engel olanlar!
BAUHAUS TASARIM VE MİMARLIK OKULUNUN KURUMSAL KİMLİĞİ VE DİNAMİKLERİ
Naif’in Listesi: Gerçekler, Doğrular, Varoluşlar…
ELVEDA ELİF, GÖRÜŞMEK ÜZERE
Ebru Yolver: ÜÇ / KONSEPT
İnsan Haklarının Ontolojik ve Politik Sınırları: Doğal Hukuk ile Egemenlik Arasındaki Paradoks
ÜÇ FİDANIN GÖLGESİNDE: BİR MAYIS SABAHINA DOĞRU
Yonca Karakaş’ın Yeni Sergisi G-Art Galeri’de: “Back Contamination / Dönüş Kontaminasyonu”
ÖTEKİ YEŞİLÇAM: “BANA FİLMLERDEKİ HAYALİN YETER”- KENDİNE DÖNÜŞLÜ BİR ZERRİN EGELİLER FİLMİ
Ayşegül Dalokay Fotoğrafları: Yavaşlığa Övgü
Çizginin İzinde: Erkin Keskin Gravür & Exlibris Sergisi
Çekirdek Kabuğu
Dunbar’ın Sosyal Sınırları ve “Influencer” Dünyasında ‘Bacı’ Olmak
ARA GÜLER VE AFRODİSİAS: AFRODİT’E AYIP MI EDİYORUZ?
Yavaşlık mı, Kaçış mı? Yapay Zekâ Çağında Akademik Oikeiosis Krizi
Feyhaman Duran’dan Hikmet Onat’a: Venedik’ten Sanayi-i Nefise’ye…
Yazar: Esat Şenyuva
Çünkü çok şeydir yollarda olmak (Şiir)
Kara bir gölde yüzen kuğu gibiydin Toroslardan aşağı kendine bakınca Bütün baharları bir çuvala koyup taşımak istedin Yer incinmesin diye yavaş yürüyen adamlara Uzaklarda ışıyan bir köy gibi çocukluk Birbirini tamamlayan iki imgeydi dağlarla Ufukta kaybolan küçük bir noktaya döndü Kendine yüklediğin bütün ödevler İnsanlığın hâlâ nefes aldığı Zulümden kaçan köylerde Günbatımına ölülerin gölgesini asan...
KORİKOS KALESİNDE KAÇ AKŞAM (ŞİİR)
Kim sevdalanmışsa hayata ölünce bir yer açılacak göğün sofrasında Ben doyamadım yürüyen hiçbir ufka Korikos Kalesi’nin dibindeyim ağır, ağır ve kanlı katliamların ortasına kurdum şapelimi bu gece ihanetlerin şeceresini çıkarıyorum kanlı bir atlasın üzerinden yüzleşirken bile insanın yüzüne kan sıçradığı gerisin geri gelen ölülerden Sorulmayan hesapların defteri ufalanıyor avucunda zamanın unutuşla kesilmiş dili toprağın konuşmuyor...
Ölüm Girmiş Mülkümüze (Şiir)
Nemrut’un kızıl zirvesinde Panoramasına bakıyorum tarihin Bin kışı bir yaza teslim ediyor Sırların mührünü sökerken güneş Algı haritasında unutuşun boyası Sesten alfabeye dönüşüyor dilimde Dağları çileden çıkarıyor Tomurcuk gururuyla kalkan başım Üzerinde hayal bulutlarım Pınarından uzaklaşan suların Toprağa uzun bir sessizlik çiziyor Su dilini ögrenen gözlerim Akıp gidiyor tutmaya çalıştığımız Ur’dan, Horasan’dan, Nil’den… Kâhinlerin dalgınlığından...



