Akdeniz’den gövdeme akan bir sudur boynun boynun, kıvrımlı yamaçlardan tenime değsin narin, hüzünlü bir şarkıdır gözlerin gözlerin Akdeniz’dir kalbim işgali altında gözlerinin Gökçeada
Son Yazılar:
yüzleşerek (şiir)
Büyük Çiftlik Sahibinin Kızı (Şiir)
bozuk gül (şiir)
Gökalp’lerin Gülsün’e Limon Çiçeği Kolonyası Şiiri
Aşk Üşümesin (Şiir)
otopsi (şiir)
kendimi kazdığım derin (şiir)
Günümüz Profesyonel Matematiğinin Sonu Üzerine
“Bakışın Nesnesi” Akademililer Sanat Galerisi’nde
Alain Badiou: Başka Bir Dünya İmkânının Savunusu, Felsefenin Yeniden Çağrısı
Hukuksal Emperyalizm: Geç Emperyalizmde Uluslararası Hukuk ve Bağımlılık
Yapay Zekânız Pek Güzelmiş de Mülkiyeti Kimde?
CEP TELEFONLARI SANATI NASIL DÖNÜŞTÜRDÜ?
THOMAS BALKENHOL: “BİR FİLMİN KURGUSUNU YAPACAK KİŞİ, SENARYOYA BAKAN İKİNCİ KİŞİ OLMALI.”
KİTSCH, İRONİ VE POSTMODERNİZM: JEFF KOONS
ŽİŽEK’İN YAMUK BAKIŞI VE HAKİKATİN KARANLIK YÜZÜ
Anne Carson ile Şiir Üzerine
Yedi Deli Tek Zihin
Hiperpolitikadan Sonra Ne Geliyor?
Yazar: Emre Şahinler
Symphonies for the Poppies (Şiir)
esmer güller çiziyorum gökyüzüne tanıdık güller kızıl güller katil güller çiziyorum ellerime aşina güller kor güller kupkuru bir yaz genzimde ve kanıyor dudaklarım Gökçeada (*Requiem Mass in D Minor, K. 626: III. Lacrimosa)
Lužánky Park’ta Akşam Senfonisi ya da Atlıkarınca (Şiir)
yepyeni bir gül resmi çiziyorum şakaklarıma avurtlarımda göklerden habersiz, yalımsız bir çiçek açıyor boynumdan geçen akislerin, haberi yok akşamüstlerinden peki ya Cevriye? iki büklüm, bir köşede geçirir kışları çocuk doğurur, ekmek yapar kimsenin haberi yok gözlerinden ılık bir kan dökülse de genzimden, yaşamakları seçtim ben istemezdim böyle olsun senelik refah payı ve yüzde on beş...
Poslední Stanice (Şiir)
“in nomine patris et filii et spiritus sancti” bana kimse “nasılsın?” diye sormuyor artık kanasın diye nehirde yalpalayan eski sular gittim kendime ucuz papatyalar topladım öyle düşündüm, ne yapayım kafam coğrafyaya pek basmıyor artık eski defterlerime ay ile yıldız çiziyorum kanamalı bir eti, eski bir bıçakla, paslanan yerlerinden kesiyorum bana kimse “nasılsın?” diye sormuyor artık...



