Akdeniz’den gövdeme akan bir sudur boynun boynun, kıvrımlı yamaçlardan tenime değsin narin, hüzünlü bir şarkıdır gözlerin gözlerin Akdeniz’dir kalbim işgali altında gözlerinin Gökçeada
Son Yazılar:
Semboller Sanık Sandalyesinde: Epstein vakası kadim tanrıları nasıl komplo kanıtına dönüştürdü?
Dünyadaki Bütün Restoranların Tek Rüyası: Lastikçi
Mizahın Kavramsal Arketipi: Nasrettin Hoca, Çağdaş Felsefe ve Güncel Resim Pratiklerindeki İzdüşümleri
Elliler Apartmanı: Öykünün ve Şiirin Yeniden İnşası Üzerine
Hasan Sarıtaş Gallery Sergi: COMMON GROUND
Sanat ve Ölümsüzlük Arzusu: Gılgamış Destanı Üzerine Felsefi Bir Deneme
11. Hitay Vakfı Sanat Yarışması Kazananları Belli Oldu
Teknofeodalizm: Kapitalizmi Öldüren Neydi?
Çatışan Laiklik Anlayışları Arasında Daralan Laiklik Ufku
Aşı Yarası
Odysseus ve Sisyphos’un “Korkunç İşkence”si
TOMITA: BİR JAPON MÜZİK DEHASI
TÜRK SANAT PİYASASINDA ELEŞTİRİNİN ÖLÜMÜ
YAPAY ZEKA FİLM YAPIMLARINDA
Frank Zappa: Sosyo-Politik Hicvin Bestecisi
TEKNİĞİN GÖLGESİNDE RUH ARAYIŞI: YARATICILIKSIZ SANATÇILIK
Doğanın Kanı, Şairin Mürekkebi: Kökler ve Kemikler
Hayatın Kıyısında Durmak: Erdost Akbaba’nın Neredeyse Romanı
Bodrum Golf Club’ta Ayla Turan ve Kemal Tufan’ın Heykel Sergisi Sanatseverlerle Buluştu.
Yazar: Emre Şahinler
Symphonies for the Poppies (Şiir)
esmer güller çiziyorum gökyüzüne tanıdık güller kızıl güller katil güller çiziyorum ellerime aşina güller kor güller kupkuru bir yaz genzimde ve kanıyor dudaklarım Gökçeada (*Requiem Mass in D Minor, K. 626: III. Lacrimosa)
Lužánky Park’ta Akşam Senfonisi ya da Atlıkarınca (Şiir)
yepyeni bir gül resmi çiziyorum şakaklarıma avurtlarımda göklerden habersiz, yalımsız bir çiçek açıyor boynumdan geçen akislerin, haberi yok akşamüstlerinden peki ya Cevriye? iki büklüm, bir köşede geçirir kışları çocuk doğurur, ekmek yapar kimsenin haberi yok gözlerinden ılık bir kan dökülse de genzimden, yaşamakları seçtim ben istemezdim böyle olsun senelik refah payı ve yüzde on beş...
Poslední Stanice (Şiir)
“in nomine patris et filii et spiritus sancti” bana kimse “nasılsın?” diye sormuyor artık kanasın diye nehirde yalpalayan eski sular gittim kendime ucuz papatyalar topladım öyle düşündüm, ne yapayım kafam coğrafyaya pek basmıyor artık eski defterlerime ay ile yıldız çiziyorum kanamalı bir eti, eski bir bıçakla, paslanan yerlerinden kesiyorum bana kimse “nasılsın?” diye sormuyor artık...



