Homeros’un 3.000 yıllık destanı 250 milyon dolar bütçeyle IMAX filmi oldu. Film bu hafta sonu bütün dünyada oynamaya başlıyor. İlk hafta sonu için sadece Amerika’da ön bilet satışları 100 milyon dolar.
MÖ 4. Yüzyılda Aristotales. asırlardır etkisini sürdüren bir eser olan Peotica’yı yazmıştır. Poetika öncesinde Antik Yunan’da epik destansı şiir geleneği sözlü olarak sürmüştür. Epikler sözlü olarak dilden dile aktarılmıştır. Özellikle, Homeros’un ve Hesiodus’un epikleri Aristotales tarafından incelenmiş, yazdığı Poetika da tragedyalar için temel alınan öykünün kurallarını yazmıştır. Bu kurallar yüzyıllardır aynen kullanılmaktadır. Yapılmış ve yapılmakta olan bütün tiyatro oyunları, film senaryoları ve modern öykü anlatım sanatının iskeleti Poetica da yazılan kurallara uymaktadır.

Homeros MÖ 8.ci yüzyılda The Odyssey destanının derlemiştir. Epik şiir halindeki destan sözlü gelenekle, okunmaktan çok dinlemek amacıyla oluşmuştur. The Odyssey 3.000 yıl sonra 2026 yılında Christopher Nolan tarafından yazılıp yönetilerek bir film olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu yaz The Odyssey filmi bütün dünyada box office rekorları kıracak gibi görülmektedir. Babası İngiliz bir reklam ajansı yöneticisi, annesi ise Amerikalı bir hostes olan Christopher 30 Temmuz 1970’te Londra’nın Westminster bölgesinde dünyaya gelmiştir. İngiliz ve Amerikan vatandaşı olan Christopher beş yaşındayken bir okul oyununda seyrettiği Homeros’ un Odysses oyunundan çok etkilenmiştir. Bu oyunu yaşamım boyu unutamadım.. o text hiç aklımdan çıkmadı diyen Christopher 7 yaşına geldiğinde babasının Super-8 kamerası ile elindeki oyuncak figürlerini kullanarak aksiyon ve bilimkurgu kısa filmler yapmaya başlamıştır. Carl Jung, çocukluktaki ilgi alanlarımızın ve erken dönem hayallerimizin yetişkinlik yaşamımızın temel taslağını oluşturduğunu belirtir. 5 yaşında Christopher’ ın beynine kazılan text yarım asır sonra aynı beyin tarafından yapılan The Odyssey filmini ortaya çıkarmaktadır.
Christopher Nolan 7 yaşındayken Londra’daki bir sinemada Stanley Kubrick’in 2001: A Space Odyssey ve George Lucas’ın Star Wars filmlerini izledikten sonra film yapımcısı olmaya karar vermiştir. UCL’deki eğitimi sırasında çocukluk deneyimlerinde uyguladıklarıyla “gerilla film yapım” tarzı üzerine ustalaşmıştır.

Yönetmen Christopher Nolan’ın 13. uzun metrajlı filmi olanThe Odyssey destansı hikâyede Odyssey’un (Matt Damon) savaştan evine, sadık eşine (Anna Hathaway) ve oğluna dönmek için çıktığı 10 yıl süren yolculuk sırasında hırçın denizlerle, mitolojik yaratıklarla ve kendi duygusal gel gitleriyle savaşmasını perdeye aktarır. Filmler, insanların dikkatini her zaman antik dünyaya ve klasiklerin günümüzdeki yansımalarına çeker diyen Nolan uygarlık ile barbarlık arasındaki sınır nedir sorularını ortaya koyan bu filmin çekimlerinde tam 7 km ye yakın ham film kullanmıştır.(Ortalama bir sinema filmi için en fazla 300 bin metre ham film kullanılır)
Nolan, Oppenheimer filmi bana yepyeni seçenekler sundu diyor. Bilindiği gibi Nolan’ın 2023 yılında yaptığı Oppenheimer filmi 1 milyar dolardan fazla gelir sağladı, 7 tane Oscar ödülü aldı. Nolan devam ediyor “aslında daha önce hiç yapılmamış olan bir şeye yol açıldı, Büyük ölçekli bir Hollywood stüdyo yapım olanakları The Odyssey’le bana sunuldu.
Christopher Nolan IMAX filmlere hayrandı. Bu türün sadece belgeseller için kullanılmasına inanamıyor. Neden bir dramatik film IMAX’la yapılamıyor diyordu. Hatta 2006 yılında yaptığı The Prestige filminde sadece deneme amaçlı olarak tek bir sahneyi IMAX ile çekti. The Dark Knight ( 2008) filmindeyse IMAX’lı sahneleri daha geniş kapsamlı kullandı.

The Odyssey filmi sinema tarihinde tamamen IMAX olan ilk dramatik filmdir. Nolan’a göre: Sinemanın, özellikle de IMAX’in harika yanı, izleyiciyi olayların içine çeken bir atmosfere taşıyabilmesidir; fırtına, çalkantılı denizler ve şiddetli rüzgarlar gibi olayları adeta yanı başındaymış gibi hissettirebilmesidir. İzleyicinin de tıpkı karakterler gibi okyanustan ve Poseidon’un gazabından korkarak onlarla birlikte teknede olmasını istersiniz. Bana kalırsa bu, (bir tanrıya dair) zihninizde canlandırabileceğiniz herhangi bir görüntüden çok daha etkileyicidir
Nolan, filmlerini eski yapım teknikleriyle yapmaktan çekinmeyen biri ve bu yaklaşımından dolayı kendisine büyük bir saygı duyulmaktadır. Yaptıklarını bir film stüdyosunda yapay yollarla da halledebilirdi.
İzleyiciler, gerçekte nelerin yapıldığını görebilecek kadar bilinçli. Ben, ayakları yere basan bir tona sahip filmler yapmayı seviyorum diyen Nolan aynı Werner Hezog’un 1982 yılında yaptığı Fitzgeraldo filmi için söylediklerini tekrarlamaktadır. Herzog Fitzgeraldo da gemiyi Peru’da Amazon ormanlarından gerçekçi yöntemlerle günlerce uğraşlarla geçirip filme almıştır. Aynı işlemi LA’de stüdyoda rahat koltuklarda oturup special effectlerle bir günde yapabilirdi. Werner Herzog da sinemada seyirci gördüğüne inansın ben bunu istiyorum demiştir.
Görsel efektleri sevmediğim yönünde bir ünüm var. Ama biliyorsunuz, filmlerim görsel efekt dalında üç Oscar kazandı. diyerek gülen Christopher Nolan, The Odyssey’in çekimlerini Fas, Yunanistan, İtalya, İskoçya, İzlanda, Batı Sahra ve Türkiye’de 91 günde gerçekleştirmiştir.
Günümüzde sanatsal vizyonu ticari başarıyla birleştiren sinemacı olarak tanınan Christopher Nolan’ı yıllardır en yakın çalışma arkadaşı Thomas çok güzel tarif etmektedir.
Çekim söz konusu olduğunda adeta bir makine gibidir. Çok ilginçtir; senaryo yazım aşamasında doğa yürüyüşüne çıktığımızda, ‘Bu kadar hızlı gitmeyin,’ der. Ancak çekimlere başladığımız anda kalp atışları hızlanır. Bir anda bambaşka birine dönüşür. Sürekli hızlı hareket eder.”


Bir Cevap Bırakın