pencerenin önünde bir ölü bir anlam şairin pişmanlığı belki de niyesi niçinini inkâr eden soru aldanışla geçer mi ömür sarı bir kalem yazabilir mi hakikat ne, sözcük nasıl, acı niye dünya…çırpınıyor oysa sözcüklerle döndük yıkımdan sonra virane ten sağalmadı ve arzu özneyi dışlarken döndük rüzgarı anlamaya…rüzgarı o metruk çağrı ve gaip sızı neden...
Son Yazılar:
Hiperpolitikadan Sonra Ne Geliyor?
Lambanın İçindeki Karanlık (Öykü)
Sanat Endüstrisinin İklime Etkisi Üzerine Düşünceler
HALİS DOKGÖZ’DEN “TEMASTAKİ İZ AYRINTIDAKİ ŞEYTAN” RAFLARDA
Gülüşümdeki Hançer İpekte Sınanmıştır
Türk Görsel Sanat Eleştirisinde Retorik Estetik ve Gözün Tasfiyesi
Lucky Luke 80 yaşında
LÉVİNAS’IN ÖLÜM, ZAMAN VE ÖTEKİ İLE HESAPLAŞMASI
En Zararlı Varlık İnsana Karşı Benim Yoldaşım Yapay Zeka
BEYOĞLU’NDA 97 ETKİNLİKLE “MUAMMER KARACA TİYATRO BAYRAMI” BAŞLIYOR!
Algoritmik Kapitalizm: Savaş, Kaos ve Düğümler
Otonom’dan Yeni Kitap: Devrimin Neşesi
21. YÜZYILIN GERÇEKLİĞİNDE SANATIN ANLAMI
ZYGMUNT BAUMAN’IN AYNASINDA MODERN İNSANIN SESSİZ ESARETİ
Sanatın Eşiğinde: Bakmak, Anlamak ve Söz Almak
JOHN PERKINS VE ROGER CROWLEY YENİ KİTAPLARIYLA TÜRKİYE’YE GELİYOR
EDWARD SAİD’İN “ENTELEKTÜEL” FİGÜRÜ ÜZERİNDEN ÇAĞIMIZIN VİCDAN KRİZİ
Kıkırdama (Öykü)
1. FETHİYE-ÜZÜMLÜ SANAT VE EDEBİYAT FESTİVALİ
Kategori: Manşet
Bir Adamızın İsmiyle Anılan Meşhur Bir Restoranın Uzun Masalarından Bizimki (Şiir)
Sol tarafımda oturuyordu. “Şarap içerim normalde Ama neyse rakı alayım ben de.” Dedi. Bir ödül töreni sonrası, Kutlama yemeğindeydik Hep beraber. Servis başlamıştı. “Yemek yemek en büyük zevkimdir, Yapmayı da çok severim. Çok güzel tatlılar, mezeler, Salatalar yaparım. Sen neler yapıyorsun, Görünmüyorsun hiç ortalıkta?” Dedi. Çatalına dizdiklerini İştahla çekerken dişleriyle, “Gerçi ne haltlar karıştırdığını Şiirlerinden...
Hatırlarsan Kırılmaz Sergisi ile Red Rouge Art Gallery Yeni Adresinde
Nişantaşı’na giderken genelde Maçka Parkı’nın içinden süzülen eski teleferiği kullanmayı pek severim. Şehrin gürültüsünü yukarıdan seyrederken, ağaçların arasından yükselen gri apartman cephelerine, ara sokaklara karışan o kentsel dokuya bakmak insanın içini hem tuhaf bir huzurla, hem de eski bir özlemle doldurur. O kısa yolculuk, İstanbul’un zamanla kurduğu ilişkide bir kesit gibidir; durur, sallar ve geçer....
NÜ (ŞİİR)
Aralıklı puslu perdeden Gözlerim haramdan habersiz Soyuyordu sarraf bedenini Zevk veren bir korkuyla derinden Göğsümde doğmaya yakın şiddetiyle harlanan zelzelen Nefesimde daha önce adını hiç bilmediğim Sıra dağlara Bendeki seni resmeden bir hastalık Bilmiyorum belki de erişilmesi Azgın ufuk çizgisinde salonu inleten bir tragedya Yakarışlar sahnenin ızdırabını ele verirken Hıçkırıklarım dilimde buharlaşıyordu Harabeleşmeye...
Gecenin Adları (Şiir)
Beyaz kurnadan su içen Kuşların bekçisidir o: Ak güvercinler eğildiğinde suya, Kol kanat gerer, Kim onun gözüne girer Kalbinde yer ederse Bir acı ıslık gibi geçen hayat Turnanın gözünde sona erer: Bakar aşağılara, süzer Son bir bakışın güzelliğiyle Daima ilktir o gezinti ve dala konma Sulardan içersin ve sessizdir. Borcu ödenmiş bir gece, Yalın bir...
FEHMİ GERÇEKER 24 EKİM’DE TRABZON’DA
Uluslararası ödüller kazanan sinema, televizyon ve sahne yapımlarına yapımcı-yönetmen olarak imza atan Fehmi Gerçeker 24 Ekim Cuma günü saat 13:00’de Trabzon Sanat Evi’nde önce “Hollywood- Görsel Sunum”u gerçekleştirecektir. “Hollywood- Görsel Sunum” da 70 adet slide gösterimi eşliğinde sinema tarihi perdeye yansıtılırken Fehmi Gerçeker bütün içyüzü ve sırlarıyla sinema tarihini anlatacaktır. Bugüne kadar New York, Paris...
AŞK ÖLDÜRÜR (ÖYKÜ)
1. Uçurum. Vedanın gözyaşları. Büyük bir kırgınlık ve yenilmişlik. İlk kez kendi için ağlamak. Son melankoli. Korku yok. Çünkü asıl yaşamak korkusu sarıyor bir zamanlar aşkla yanan bedenni. Böyle olmamalıydı: (Korkunç kelime) Az sonra bitecek ama…. Damlalar: Boş gözlerle dünyaya bakış. Dehşet yok. Kötü bir sevgiliye sarılmak gibi her şey. Ölüm de öyle… Düşerken ne...
40 (ŞİİR)
Kırk kapıdan geçtim de Ne girdim ne de çıktım Beşikte kırk cevher buldum Her eşikte bıraktım ** Bitsin istersin bitmez Döküp saçsan eksilmez Sen bu tası kimden aldın Baksan dibi görünmez Kâğıt bitti taşa kazdım Taş almadı yere yazdım Kardaşlarım göğe ağdı Elde kalem kalakaldım O göklerde kuşlar uçar Kuşlar uzağımdan...
KÜS (ŞİİR)
Nasıl mı yaşıyorum son zamanlar? Babamın kış günlerindeki yarası gibi… Gün boyu alçak taburelerden insan yamaçlarına bakarak. Hiçbiriyle göz göze gelmeyerek omur kaymasından ötürü. Dört yanım beş yıldızlı denizlerle çevrili ama su damlasından daha çorak. Bazı teraslara çıkıyorum gölge yapmak için gecede. Arafım bildiğim dağlar sımsıcak. Düşüyorum kalbimdeki bir yere, sarmaşık mezarı bahçe duvarlarına tutunarak…...
Eloğlu’nun Güneşi (şiir)
Eloğlu Metin’e Üsküdar’ı kuşladın mı kuşladın, oh be baba! Sen git Üsküdar’ı ‘öylebigüzel’leki gazeller filan yanaşamasın yanına, öylebigazel, sonra da sokak sesini duymasın, güneş seni görmesin diye...









