“Bozuk bir saattir yüreğim, hep sende durur.”[1] ‘İnsancıl’ ile 90’lı yıllarda el kapılarının gri gökleri altında, Fransa sürgünlüğümde tanıştım. O günden beri Cengiz Gündoğdu’ya, ‘Hocam’ diye hitap ederim; çünkü ben bir ‘İnsancıl’ öğrencisiyim. “Neden” mi? Lev Tolstoy’un, “Bilinç, bir insanın başına gelebilecek en yüce, en erdemli beladır,” deyişindeki üzere; ‘İnsancıl’ bir bilinçtir, erdemdir de ondan…...
Son Yazılar:
Öncü Bir Sanatçı: Yücel Dönmez
Mehmet Raif Ersoy: Figür, Emek ve Kültürel Bellek Üzerine Bir Resim Pratiği
İnsanın Bilişsel Üç Sorunu: Kurgucunun Üç Oyunu
ŞİİRİMİZİN “ANDRE BRETON”U!
CNN-MTV VE YAPAY ZEKA
Edip Diye Bir Çocuk -Aynadaki Kelebek (Öykü)
KEDİYE DÖNÜŞEN KADIN (ÖYKÜ)
GOREE ADASI – KÖLELİK – HOLLYWOOD
Gaye Boralıoğlu: İstanbul, Yurtsuzluk ve Varoluş
Ahmet Cemal: Adaşımı anarken
Deniz Göktaş veya “Bulutsuzluk Özlemi”
BABAOCAĞINDAN AYRILMAK DURUMUNDA KALAN SUPERGIRL
Mehmet Atlı: Kürt Müziğinin Modern Sesi
EVREN EROL’DAN “BAŞKA BİR PENCERE” SERGİSİ
Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu’ndan “Hrisantos’u Kim Öldürdü?”
DİSTOPİK BİR DOYUMSUZLUK: ”IŞILTILI HAŞERAT
Yolun Yükü
Kadir Ağabey’in Ardından
ustam dağınıktır dağınıklıktır benim
Kategori: Manşet
Altın Söz (Şiir)
Çok gördüm Acısı yüreğine Dalga dalga vurdukça; Suyun kanadığını, Sönerken içimizdeki yıldızların ağladığını! Çok gördüm Sevdiği için seve seve ölenleri, Sevdiklerini hunharca boğazlayanları! Çok gördüm Gerçek açlığın, açlıktan öte olduğunu! Bir karınca ordusuydular altın dağı peşinde, Birkaç mavi kan, altın bir sözün! Düşler, dağını bulup parçaladıkça Kasalar dolup, Karun kıskandıkça, Daha çok açlık...
Lenin: Muzaffer
Türkçeye çevirenin notu. Daha önce de Mihail Delyagin’in uzunca bir yazısını kendi yorumlarımı ekleyerek YDH için çevirmiştim.[1] Delyagin, SBKP’nin ünlü teorik yayın organı “Kommunist”in yerini alan “Svobodnaya Mısl” (Özgür Düşünce) dergisinin yayın yönetmeni. Herhangi bir siyasi partiye doğrudan angajmanı yok; bununla birlikte özellikle Stalin dönemine dair genel liberal izlekten köklü bir şekilde ayrılan, ve aslında...
Big Baboli Şarküteri’den Zezeah ile Çizginin Sancısı Üzerine
Çok değil, bundan üç dört sene evvel Zezeah ve eşi Moklich ile Kızıltoprak’daki atölyelerinde tanıştığımızda bana yaptıkları baskı resim örneklerini göstermişlerdi, çoğu müzik grupları için üretilmiş, koleksiyon değeri taşıyan serigrafi afişlerdi bunlar; sonrasında Krüw etkinlikleri geldi, genç yeteneklerin özgün işlerinin sahnelendiği sergiler, çağdaş grafik/ illüstrasyon dünyamıza güçlü bir dinamizm kazandırmakta gecikmediler. El emeği göz nuru...
Çocuğa Cinsel İstismar Suçları ve Medyada Hegemonik Ataerkil Söylem
Geçen haftalarda meclise sunulan İnfaz Yasası’nda olduğu iddia edilen, daha sonra sadece sosyal medya üzerinden “nabız yoklama” amaçlı sunulduğu ortaya çıkan kanun teklifi, başta kadın dernekleri olmak üzere kamuoyunun yoğun tepkisini çekti. Kanuna eklenmesi teklif edilen geçici maddeye göre, 10 Nisan 2020’den önce evlenmiş olanlar, belirlenen 5 kriteri birlikte taşıması halinde tahliye edilecek ve 5...
Eleştirel Çizgi (Karikatür)
Sağlık emekçisi Prof. Dr. Halis Dokgöz her hafta çarşamba günü çizgileriyle bizlerle.
Avrupa’da Bir Latin Amerikalı: Julio Cortázar (Türkçe Altyazılı)
Hayatının büyük bölümünü Fransa’da geçiren Arjantinli yazar Julio Cortázar’ın Latin Amerika edebiyatı, kimlik, yazarın vazifesi, roman ile öykü gibi çeşitli konularda konuştuğu röportajı. Hazırlayan & Çeviren: Mehmet Sait Şener Twitter: @dolgwol
Natuk Baytan’ın Kemal Sunal Filmleri
Başlığı tersten atmak da mümkündü çünkü Natuk Baytan’ın yönetip Kemal Sunal’ın oynadığı filmler hem Sunal’ın en komik metinlerine, karakterlerine denk düşer hem de Baytan’ın kariyerinde belki en parlak filmlerine. Bu öznel görüşün ardı sıra daha öznel davranarak kimi ayrımlara gideceğim. Kemal Sunal ile başlayayım. Sunal’ın güldürülerini bir seyirci gözlemiyle dörde ayırmak istiyorum. Eğilmez’in yapımcılığını üstlenip...
İLHAN BERK’İN ŞİİR POETİKASI: BİR YAKLAŞMA DENEMESİ
1. Giriş Evreni yorumlama süreci, ona hâkim olmak isteyen ben’in hemen her şeyi sorgulamasına,gerçeği yeniden yaratmasına (simulation) ve ele almasına sebep olmuştur. Gerçeği sorgulama ve ele alış, tarihsel süreç içerisinde bilimleri, felsefeyi ve sanatı doğurmuştur. Varoluşçuların özgürlüğe mahkûm ettiği insan, özü gereği sanatta gerçek kimliğini bulmuş ve yaratımlarıyla kendini var etmiştir. Bilimlerin kuralcılığı, sanatla karşılaştırıldığında...
Ölümü Schelling’le Düşünmek: Clara
Marx, henüz on dokuz yaşındayken Berlin’deki hukuk fakültesinde birinci yılını tamamladığında babasına yazdığı 10 Kasım 1837 tarihli mektup şu ifadelerle başlar: “Hayatta öyle anlar vardır ki, geçmiş zamanın miadının dolduğuna dair bir nişane olduğu gibi, artık yeni bir yönü gösteren kesin bir işarettir de” (MEW, 40: 3). Marx’ın kendi öznel deneyimini felsefî ve edebî bir...









