Bir fotoğrafın kalmış bende. Geç bir hazan zamanı olmalı. Yanına, yörene bakıyorum. Her şey, siyahla beyazın bir felaketten artakalan çığlığı. Hiç düşünmüş müydün, niçin en güzel şarkılar, bir fısıltının tekinsizliğini sezdirenlerdi? Sağında, kurumuş bir incir ağacı var. Ağacın dallarından biri omzuna değiyor. Bir ölünün yırtık kefeninden dışarı sarkan kuru, soğuk elini nasıl da andırmış o...
Son Yazılar:
HALİS DOKGÖZ’DEN “TEMASTAKİ İZ AYRINTIDAKİ ŞEYTAN” RAFLARDA
Gülüşümdeki Hançer İpekte Sınanmıştır
Türk Görsel Sanat Eleştirisinde Retorik Estetik ve Gözün Tasfiyesi
Lucky Luke 80 yaşında
LÉVİNAS’IN ÖLÜM, ZAMAN VE ÖTEKİ İLE HESAPLAŞMASI
En Zararlı Varlık İnsana Karşı Benim Yoldaşım Yapay Zeka
BEYOĞLU’NDA 97 ETKİNLİKLE “MUAMMER KARACA TİYATRO BAYRAMI” BAŞLIYOR!
Algoritmik Kapitalizm: Savaş, Kaos ve Düğümler
Otonom’dan Yeni Kitap: Devrimin Neşesi
21. YÜZYILIN GERÇEKLİĞİNDE SANATIN ANLAMI
ZYGMUNT BAUMAN’IN AYNASINDA MODERN İNSANIN SESSİZ ESARETİ
Sanatın Eşiğinde: Bakmak, Anlamak ve Söz Almak
JOHN PERKINS VE ROGER CROWLEY YENİ KİTAPLARIYLA TÜRKİYE’YE GELİYOR
EDWARD SAİD’İN “ENTELEKTÜEL” FİGÜRÜ ÜZERİNDEN ÇAĞIMIZIN VİCDAN KRİZİ
Kıkırdama (Öykü)
1. FETHİYE-ÜZÜMLÜ SANAT VE EDEBİYAT FESTİVALİ
NON-CONTEMPORARY
Hüseyin Gökdeniz Özertaş’ın Zaman Koleksiyoneri Üzerine Bir Polemik!
BİR SOPRANONUN ÖZEL DÜNYASI
Kategori: Manşet
Gözetleme Deliğinin Ardında Ne Var?
Sadece gözlemlemeye çekilen ve dikizleyen insan bu eylemi yaparken neredeyse her zaman yalnızdır. Çünkü “persona non grata” istenmediğini bilir. Kendini neredeyse kimseye hissettirmez. Onun amacı kendi iç dünyasına ve hikâyesine malzeme toplamaktan, yalnız kalmaktan fazlası değildir.
Yalnız Bir Komünist: Hikmet Kıvılcımlı
Hikmet Kıvılcımlı’nın Saptamaları Işığında Osmanlı ve Türkiye Tarihine Bakışlar kitabının yazarı Garbis Altınoğlu ile Kıvılcımlı’nın teorik mirası, entelektüel kişiliği, sol devrimci mücadele içerisindeki yerini ve tutarsızlıklarını konuştuk. Söz konusu Türkiye sol hareketinin merkezi figürlerinden biri olunca sohbet uzun ve zengin oldu; TKP’den proletarya aydınlarına, Marksizm’den militarizm ve milliyetçilikle malul Türkiye solcularına, Nazım Hikmet’in komünistliği ile küçük...
Abdulrazak Gurnah-Elveda Zanzibar: Sürgünün ve İmkânsız Aşkın Masalı
Tanzanyalı yazar Abdul Rezzak Gurnah, “Elveda Zanzibar” adlı romanıyla, birkaç gün önce, Nobel edebiyat ödülüne layık görüldü. 1948’de Zanzibar’da doğan Gurnah’ın gösterişli freskleri andıran yapıtları küçük Parisli yayınevlerinin özverili çalışmaları olmasaydı, belki de gün yüzüne çıkmayacaktı. Elveda Zanzibar da, doğru zamanda veya uygun bir siyasi iklimde yayınlanmamış olması yüzünden edebi önemi gözden kaçırılan bir yapıttı....
Bican Kadar Bir Boşluk (Şiir)
Sen şimdi bir kahvaltı sofrasında Mutsuzluğumu unutmuşsundur Tuz ile domates arasında bir elin Bir elin okşamıştır saçını sevgilinin Yalnızlığıma üfledi ölüm Çoğalttı içimdeki közü Bican öyle hafifti ki Hafifçe kaydı gitti Ağır bir yoksunluk duygusu bırakınca Yüreğim çatladı sanki Kuşlar gerindi, gök aynı aldırmazlığında Her sigara son gibi İyi günlerin sonu Sanki bundan sonra sevinecek...
ACI VE HÜZNÜN SİMGESİ OLARAK SİGARA
Beat Kuşağı, lanetlenmeyi bilmeden, lanetlenen insanların hikâyesini anlatır. Bu hikâyenin aktörleri; Jack Kerouac, William Burroughs ve Allen Ginsberg, 1960’lı yıllarda insanlara alkol ve uyuşturucunun etkisiyle ‘yapay bir cennet’ vaat ediyorlardı. Bu yapay cennet, yaşanan hayatı kendi mutsuzluğunun taşlarıyla örüyordu. Artık, hayattan nefret etmeyi bilen bir hayat; şiiriyle, sinemasıyla ve müziğiyle ortaya çıkıyordu. Janc’lar, getto’lar da uyuşturucunun etkisiyle mutsuzluklarından silkiniyordu. Dennis...
Îrfan Amîda: Tekrar ve ezber beni ürkütüyor
Şair, yazar Îrfan Amîda’nın, “tekrar ve ezber beni ürkütüyor.” demesinin altında eğitimci kimliğinin etkisi olsa da; “sözü ve sözcükler arasındakini yeniden yaratandır” olarak tarif ettiği “sözün dövücüsü” geleneğinin bir neferi olması yatıyor… Bu kesintisiz süren yaşamında (edebiyatında) Amîda; orta yaş sendromuna bağladığı romancılığını ise, “huysuzluk” haliyle depreşen (doludizgin sevişen) şairanelikten doğurduğu aşikâr. Îrfan Amîda’nın şiir...
Johan Sibelius: ‘Sessizlik Senfonisi’nin olağanüstü bestecisi
Sibelius’un, Kullervo’ya dönüşecek bir “Fin” senfonik formu hayal etmeye karar vermesi, Bethoven’in dokuzuncu senfonisini dinledikten sonra somutluk kazandı. Efsanevi besteci, bu dinletiden sonra, Finlandiya’yı güneyden kuzeye derinden soluyan bir senfoni üzerinde çalışmaya karar verdi. Sibelius bu dinletinin etkisi altında, karısı Aino’ya: “Eminim, kadim ve otantik Fince şarkılarımızın keyfini çıkarmaya başlayacağımız zamanlar, çok uzak değil bir...
DİKİŞ TUTMAYAN BİR FESTİVAL: ALTIN PORTAKAL!
Türkiye’nin en köklü kültürel organizasyonu anlamına gelen Altın Portakal Film Festivali, dün 58. kez izleyiciyle buluştu. Bir zamanlar Onat Kutlar’ın deyişiyle “halk şenliği” olarak adlandırılan festival, son yıllarda organizatörlerin ve yerel yöneticilerin aldıkları skandal kararlarla işlevini yitirmeye başladı. Gelin hatırlayalım: Sansür ve Sürgün Yılları Genellikle belediye başkanlarının isimleriyle dönemlendirilen Portakal’da köklü değişimler, Menderes Türel’in ikinci...
Jacques Derrida’nın yapısöküm kavramı ne anlama geliyor?
Jacques Derrida’nın sıklıkla karşılaştığımız “yapısöküm” (deconstruction) kavramı ne anlama geliyor? Peki bir eserin yapısökümünü yapmak için hangi soruları sormak gerekir? Peter Salmon’dan dinliyoruz. Çeviri: İlker Kocael









