Üniversitedeyken sık sık parasızlıktan ama bazen de çok sevdiğim için, yanıma kattığım birkaç arkadaşla fakülteden Kızılay’a yürür, Sakarya Caddesi’ne varmadan aldığımız o zamanların nefis Ankara simidini, her zaman oturduğumuz İstiklal Çay Ocağı’nda dişlerken bir taraftan çaylarımızı içer, bir taraftan da hiç bitmeyen öğrenci gevezelikleri eşliğinde yorgunluğumuzu giderirdik. Bu yürüyüşler yıllarca benim ana ulaşım aracım olduysa...
Son Yazılar:
ELİF AYDOĞDU AĞATEKİN: KIYIDA, GÖLGELER ve GÜNLÜKLER
İsyankâr Dişli: Dennett, Smolin ve Dostoyevski’nin İzinde Varoluşsal Bir Sentez
Herbert Melzig ve Atatürk
Miz Volume XII
Şahbender Korkmaz: Kasabanın Kuyu Dibinden Dünyaya Bakmak!
Semboller Sanık Sandalyesinde: Epstein vakası kadim tanrıları nasıl komplo kanıtına dönüştürdü?
Dünyadaki Bütün Restoranların Tek Rüyası: Lastikçi
Mizahın Kavramsal Arketipi: Nasrettin Hoca, Çağdaş Felsefe ve Güncel Resim Pratiklerindeki İzdüşümleri
Elliler Apartmanı: Öykünün ve Şiirin Yeniden İnşası Üzerine
Hasan Sarıtaş Gallery Sergi: COMMON GROUND
Sanat ve Ölümsüzlük Arzusu: Gılgamış Destanı Üzerine Felsefi Bir Deneme
11. Hitay Vakfı Sanat Yarışması Kazananları Belli Oldu
Teknofeodalizm: Kapitalizmi Öldüren Neydi?
Çatışan Laiklik Anlayışları Arasında Daralan Laiklik Ufku
Aşı Yarası
Odysseus ve Sisyphos’un “Korkunç İşkence”si
TOMITA: BİR JAPON MÜZİK DEHASI
TÜRK SANAT PİYASASINDA ELEŞTİRİNİN ÖLÜMÜ
YAPAY ZEKA FİLM YAPIMLARINDA
Kategori: Manşet
Fallus’un Yitimi, Makinenin Talebi ve Psikoz
Klasik felsefedeki insanın yüce tabiatı karşısına yerleştirilen insanın hayvan tabiatı, başka bir deyişle insan-hayvan ikiliği kuramsal alanda çoktan geçerliliğini yitirmiş bir çatışmadır fakat belki de bunu insan ve makina arasındaki çatışma üzerinden yeniden tanımlamak gerekiyor. “Fallus’un Anlamı” metninde Lacan, Fallus’u, her şeyi bir arada tutan gösterge olarak tanımlıyor [le père est « dans l’anneau qui...
GUSTAVE DORÉ-RÜYA MAKİNESİ
‘‘Ne yazık ki, Bay Gustave Doré’un kötü bir çizer ve kötü bir ressam olarak ününe kötü heykeltıraşlığı da eklediği not düşülecektir. Bu durum ona ne gibi bir fayda sağlayacaktır?’’ 1877 yılında Jules-Antoine Castagnary tarafından yapılan bu sert yorum, hiç şüphe yok ki -olağanüstü bir üne sahip olan illüstrasyonlarını takdir etmelerine rağmen- Doré’un çağdaşlarının pek çoğunun...
Emin Karaca EKDERGİ Yazıları
“NÂZIM” ÖZNELİ KİTAPLARDA YANLIŞLAR SÜRÜYOR… SOLDA “İLKLER” YARIŞI… BİR “ÜLKÜCÜ” BİR “KOMÜNİST”LE İLGİLİ KİTAP YAZARSA Orhan Suda’nın Anıları: “Bir Ömrün Kıyılarında”ya Dair KISRAKLARI ÇOK YORMUŞSUN BE KARAKOYUNLU KIVILCIMLI; DONANMA DAVASI’NDA YARGILANIRKEN “BİR ARA TAHLİYE Mİ EDİLMİŞ?” REFİK DURBAŞ’IN HATASINDAKİ ISRARI… ALTAN ÖYMEN’İN “ÖFKELİ YILLAR”NI OKUYUNCA… YANLIŞLAR VE HATALAR POTPURİSİ KEMAL TAHİR’İN ROMANLARINA YAPILIR MI BU?...
SURATSIZ BİR ÜLKE
Surat ve Maske Surat denilen şey eğer insanda yoksa başka hiçbir hayvanda yoktur, ve karakteri ifade eder. Cicero Tüm canlı varlıklar açıklıktadır, kendilerini birbirlerine gösterirler ve birbirleriyle iletişirler, ama sadece insanın bir suratı vardır; sadece insan, görünüşünü ve başka insanlarla iletişimini kendine has temel deneyimi yapar; sadece insan, suratını kendine has hakikatin mekânına dönüştürür. Suratın...
Beyaz ve Sis (Şiir)
üşüyorum güneşsiz bir kış sabahında yer beyaz gök kül rengi ıssız yolların kavak ağaçlarıdır düşünceler-giderek eriyorlar siste. kumsalda terk edilmiş bir gemi enkazı zaman- yavaş yavaş ve kendiliğinden çürüyor- kargalar kederli bir dize yazıyor bulutların sayfasına geçip giderken, fırsatı kaçırmış karşılaşmalara dair… üşüyorum uzakta yalnız bir ağaç direniyor karlarla kaplı düzlükte simetrisini çoktan yitirmiş...
Antigone’nin direnişi
İki Yunan “khiton”u giymiş kadın sağ ve sol elleri başında sanki sokaktan geçenlere bakmaktadır. Mimarlık tarihinde narin ve kıvrımlı İon, sağlam ve bombeli Dor, çiçekli yapraklarla kıvrım kıvrım, detaylı Korint olarak bilinen Yunan sütunlarına eklenen dördüncü bir sütun olarak adlandırılır Karyatidler. En ünlü örneği ise M.Ö. 406’da inşa edilen Atina Akropolisi’ndeki Erekhtheion Tapınağı’ndaki kadın sütunlarıdır....
Gauss’dan Çıktık Yola Kolmogorov’da Verdik Mola
Kısmetse Olur – II Her şey hem kendisidir hem de değildir, çünkü her şey bir akış halindedir, sürekli olarak değişir, sürekli olarak oluş ve yok oluş halindedir. Herakleitos Eskiden Ankara’da bombaların patlamadığı zamanlarda başı boş sokaklarda gezmeyi severdim. Ne zaman olduğunu unuttum. Bakanlıklar’dan Kavaklıdere’ye doğru yürüyordum, yoruldum. Olgunlar Sokağı’nın girişinde camdan yapılmış Madenci Anıtı’nın...
Tekrar Korkusu: Hakikat-Sonrasına ait birkaç Belirti
Bir Başkadır dizisi üzerine çok sayıda yazı yazıldı. Özellikle son yazılarda bu başlık üzerine tekrar yazı kaleme alanların bir çeşit günah çıkarma çabasına rastlanabilir. Aynı konuda bir yazı daha yazmanın talepkâr kültür dünyasının sakinlerinde yaratacağı bıkkınlığı hesaba katan bir özür dileyerek giriş yaparlar. Aynı suçluluk duyusunun bir başka belirtisi de okura ilginç bir şeyler söylemek...
BİR BAŞKADIR’IN ANIMSATTIKLARI
Yalnızca politik ya da ekonomik değil, kültürel kırılmanın da sonunun bir türlü gelmeyeceğini düşündüren dönemlerden geçiyoruz. Övgüye ya da yergiye boğulan ve sosyolojik bir gerçeklikten yola çıktığı varsayılan dizi ve filmlerin taraftarları yalnızca bulundukları noktayı ele veren eleştiriler yapmaktan kaçınmıyor, üretimleri sanatsal kriterlere göre masaya yatırmayı akıllarından dahi geçirmiyorlar. Yarılmanın geldiği noktaya son olarak bahar...









