Yaklaşan Sevgililer Günü’nün aşkla alakası kalmadı. Diğer bayramlar gibi ticari bir bayram halini aldı. Sevgililer Günü denilince aklıma şu soru geliyor: Aşkı, seksi ve hisleri metalaştırmayı nasıl başardık? 1822’de Stendhal, «Aşka Dair» adlı denemesinde, her evresi ayrı bir güzelliğe sahip olan bu tutkuya ilişkin ilginç tezler ileri sürdü. Ondokuzuncu yüzyılın ortalarına doğru, gücünü giderek yitiren...
Son Yazılar:
Lambanın İçindeki Karanlık (Öykü)
Sanat Endüstrisinin İklime Etkisi Üzerine Düşünceler
HALİS DOKGÖZ’DEN “TEMASTAKİ İZ AYRINTIDAKİ ŞEYTAN” RAFLARDA
Gülüşümdeki Hançer İpekte Sınanmıştır
Türk Görsel Sanat Eleştirisinde Retorik Estetik ve Gözün Tasfiyesi
Lucky Luke 80 yaşında
LÉVİNAS’IN ÖLÜM, ZAMAN VE ÖTEKİ İLE HESAPLAŞMASI
En Zararlı Varlık İnsana Karşı Benim Yoldaşım Yapay Zeka
BEYOĞLU’NDA 97 ETKİNLİKLE “MUAMMER KARACA TİYATRO BAYRAMI” BAŞLIYOR!
Algoritmik Kapitalizm: Savaş, Kaos ve Düğümler
Otonom’dan Yeni Kitap: Devrimin Neşesi
21. YÜZYILIN GERÇEKLİĞİNDE SANATIN ANLAMI
ZYGMUNT BAUMAN’IN AYNASINDA MODERN İNSANIN SESSİZ ESARETİ
Sanatın Eşiğinde: Bakmak, Anlamak ve Söz Almak
JOHN PERKINS VE ROGER CROWLEY YENİ KİTAPLARIYLA TÜRKİYE’YE GELİYOR
EDWARD SAİD’İN “ENTELEKTÜEL” FİGÜRÜ ÜZERİNDEN ÇAĞIMIZIN VİCDAN KRİZİ
Kıkırdama (Öykü)
1. FETHİYE-ÜZÜMLÜ SANAT VE EDEBİYAT FESTİVALİ
NON-CONTEMPORARY
Kategori: Manşet
Pierre Bourdieu: “Beğeni, başkalarının beğenilerini beğenmemedir.” (Türkçe altyazılı)
Pierre Bourdieu, Ayrım kitabında kültürel beğeninin toplumsal sınıflar arasındaki ayrımı nasıl derinleştirdiğini ele alır. France Culture’ün hazırladığı bu videoda Bourdieu’nün röportajlarından konuya dair küçük bir kolaj oluşturmuşlar. Bana da bu ilginç videoyu Türkçeye çevirmek düştü. Çeviri: İlker Kocael
SÜBÜL (ŞİİR)
Sonunda nadir de olsa görmüştük, geyik dili kullanan ağızları, filkulaklarını nadir de olsa tenhalarda, yılkı atlarının sırtında büyüyen yüklerle, kafası karışık yerlere ihaneti harlayan balyozların bakışlarında yanan yıkılan hükümranlıklarla, suya düşmüş bütün konuşulanlarla görmüştük ya fıs diyormuş banlar, taze meyvalı akşamlar fıs diyormuş heman. Hayatların boyu kısalıyormuş. Peştular sübülde. Çiçekler sübülde. Güz yanaklı hayınlar, sübüldeymiş....
BELKİ… (ÖYKÜ)
İlk Mevsim Dar, uzun cadde boyunca kaldırımlarda suskun ağaçlar ve yalnız başlarına sokak lambaları sıralanıyordu. Ağaçların türlü yeşilleri, lambaların huzurlu sarı ışığı sessiz, sıcak yaz akşamında oradaydılar. O akşam, arabada onu beklerken kaç kez geçirdim aklımdan: “Ah, ne yapıyorum burada, ait olmadığım bu yakada. Pek tanımadığım o genç kadını niye bekliyorum?” Ve kaç kez geçti...
tarihçe (şiir)
bizimkiler doğuştan vejetaryendi artık her öğün televizyon yiyoruz annem peştamalını sandığa kaldırmış babam alışamamış balkon sohbetlerine ninemin walkmanla flörtü yeni ilk öpülüyor kulaklarından dedemden sonra ve halay’ı videodan çekiyoruz kaç yıldır doğayı saksılardan içimize toprak dedemi otuz yıl önce çağırdı o zaman körfez ısmarlıyorduk sevdiklerimize ve badem ve yemiş ve izmir üzümü şimdi çekirdekli bir...
Dağların Eski Sahipleri: Yeniye Yükseliş
Binlerce yıllık mermer, kaya ve toprağın, ağaçların, börtü ve böceğin arasından süzülen bakışlar. Hera, Hakate, Nike ve de Pan yaprakların sararmaya başlamış yeşilliğine yapışıveren tanrısal işmarlar. Yıkıntılar arasından el eden, yağmurun buharıyla tütüveren tapınak sütunları. Oysa o yıkıntıya yapışmış iktidar ve modernlik te bakıyor gözbebeklerimize apansız… Burcu Perçin’in Merkür’deki “Yeniye Yükseliş” sergisindeki işleri dolaşırken bunları...
YAĞMURDA (ŞİİR)
demir parmaklıkların ardında bir güvercin kanat çırpmaktadır gökyüzünün maviliğine. bir duaya zemin hazırlamaktadır yaşam bir çiçekten hakkını almaktadır bir arı. ya da bir kadın, çok sevdiği bir şeye bağlanmaktadır yeniden. yani bir insan kendi elleriyle tutunmalı yaşama! sokaklar eskimiyor sen geçip gidiyorsun sadece. geçip gidiyorsun aynı yolları yürüyerek tekrar ve tekrar gelmek üzere. belki bir...
Kendin Olmaya İzin Verebilmek
Hayat döngülerden oluşur. Yaşantımızın ilk döneminden itibaren öğrenip geliştirdiğimiz ilişkilenme biçimleri hayatımızın farklı dönemlerinde farklı ilişkilerimizde bambaşka şekillerde ama özünde benzer kodlarla karşımıza çıkar. Ne zaman biz bu döngülerde hoşumuza gitmeyenleri fark edip değiştirmeye karar veririz, işte o zaman yeni bir yaşam başlar. Bu tabii ki bir kez, bir olayda, bir şekilde olan bir şey...
45’lik Plak (Şiir)
Ceddim maraba Evliklerde uyanırdım. Bunca yorganın ne işi vardı? Sahi kuşluk vakti yine bir yezidi maruldan mı çekinir? Saklı yerlerinden serpilir Mor-kidem ve benek-şem Silik kadınlarda tekrarladım susmayı ve kumarın heyecanlı yanı Muğlaklığı sindiremem Bileklerimden seçilir damarlardan ayrılan lifler… Aşırılığın soysuz bezirganlığıyla Göz-bebekler gebe bu coğrafyada Kromozomu yoktur kim bilir Fazlasında otistik hülyalara sapkın İtiraf...
Nasılsın (Şiir)
Biz ölüler arasında yürüdük -Nasılsın? -Ağaç kadar görkemli Olduğum yerle olduğun yerin -Nasılsın? -Bir ucundan kendimi tutmuş Tünel var arasında -Nasılsın? -Üç boyutlu biri Geniş ve ışıksız -Nasılsın? -Şiirin bir ucuyum Kaç bin kilometre ötede -Nasılsın? -Uzun bir köprü Benim kaybım var gelin arayalım -Nasılsın? -Geniş zamana karşı uçak Uçakların ilki, vapurların sonu -Nasılsın? -Vapurlar...









