Eskiden çok güzel türküler söylerdi, artık onları söyleyemez. Fıkralar anlatırdı, artık onları da anlatamaz. Çünkü, 3 Temmuz 2019’da onu yitirdik. Ölüm nedeni: Kanser! “Erotika”yı onunla öğrendik. Rimbaud’un ruh dünyasında, bizi o gezdirdi. Aşkın, bildik popüler tanımların dışında bir şey olduğunu anlatırken bir yandan da Türkçenin enfes kıvamına gönüllerimizi hazırlıyordu. Kökü mazide bir geleceğin dili olarak...
Son Yazılar:
Öncü Bir Sanatçı: Yücel Dönmez
Mehmet Raif Ersoy: Figür, Emek ve Kültürel Bellek Üzerine Bir Resim Pratiği
İnsanın Bilişsel Üç Sorunu: Kurgucunun Üç Oyunu
ŞİİRİMİZİN “ANDRE BRETON”U!
CNN-MTV VE YAPAY ZEKA
Edip Diye Bir Çocuk -Aynadaki Kelebek (Öykü)
KEDİYE DÖNÜŞEN KADIN (ÖYKÜ)
GOREE ADASI – KÖLELİK – HOLLYWOOD
Gaye Boralıoğlu: İstanbul, Yurtsuzluk ve Varoluş
Ahmet Cemal: Adaşımı anarken
Deniz Göktaş veya “Bulutsuzluk Özlemi”
BABAOCAĞINDAN AYRILMAK DURUMUNDA KALAN SUPERGIRL
Mehmet Atlı: Kürt Müziğinin Modern Sesi
EVREN EROL’DAN “BAŞKA BİR PENCERE” SERGİSİ
Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu’ndan “Hrisantos’u Kim Öldürdü?”
DİSTOPİK BİR DOYUMSUZLUK: ”IŞILTILI HAŞERAT
Yolun Yükü
Kadir Ağabey’in Ardından
ustam dağınıktır dağınıklıktır benim
Kategori: Manşet
OLMAYACAK DUALARA…
Bu sefer olmayacak dualara “ÂMİN” demiş Karakiraz. Açıkçası yine şaşırttı. Şaşırmayı elbet bekliyordum. Her seferinde çıtayı daha da yükseğe çıkardığını göz önüne alarak tersten basılmış (evet, ters) kitabı, (Ayrıca bkz. Erkan Karakiraz)’ı okumaya durdum. Okudukça içimdeki sorular arttı. Bu soruların cevabınıysa elbet eser sahibinden başkası sağlıklı cevaplayamazdı. *** Hakan Unutmaz: Girişte kitabın ters basılmasından bahsettim....
DİDEM MADAK ŞİİRİ YA DA KUTUPLARI
Gezi Parkı direnişinden sonra Taksim Meydanı ve Gezi Parkı’nın bariyerlerle kapatılmasıyla birlikte, kohezyon merkezi Türkler için kayboldu. İnsanlar şehirlerden dışarıya ve yeni yaratılan banliyölere doğru hareket etmeye başladı. Kadınlar, Gezi Parkı direnişi zamanı istihdamının tadına baktıktan sonra ev işlerine geri dönmek istemedi. Azınlıklar da yeni bulunan özgürlüklerin etkisini hissetti. Her şeyi merkezleyen atomu böldük ve...
KULTURPESSIMISMUS: AVRUPA ENTELEKTÜEL TARİHİNDE KARAMSARLIK VE ÇÖKÜŞ SÖYLEMİ
“Zeus, öteki kötülüklerden de fazlasıyla eziyet çeken insanın, yaşamı kestirip atmamasını, hep yeni eziyetler çekmeye devam etmesini istemişti. Bunun için insanlara umudu verdi —kötülüklerin en kötüsüdür umut…” Friedrich Nietzsche, İnsanca, Pek İnsanca, #71 “Kulturpessimismus [Kültürel karamsarlık] Nietzsche’yle müsemma —ama bu aslında ona Schopenhauer’dan bulaşmış. Hatta Nietzsche aslında sadece taşıyıcı. Suçu, van den Bruck, Spengler, Lagarde...
Ruhunda prenses gezdiren, soylu, vahşi bir kadın: Holly Golightly
Kısacık roman girişleri, oldum olası, beni her zaman kendisine çeker. Amerikalı roman yazarı Truman Capote de, artık kendi adını aşmış olan kısacık romanı ¨Tiffany’de Kahvaltı¨ya, ¨Geçmişte yaşadığım semtler ve evler beni hep kendilerine çeker¨ diye kısa bir girişle başlar. Romanın anlatıcısı bu girişle hikâyesine başlarken siz de romana adım atarsınız. Geri dönülmez bir eşiktir bu,...
Asya Sineması: Miyazaki animeleri üstüne
Hayao Miyazaki, kariyerine animasyon yapımlarında çizerlikle başlamış, dönemin manga uyarlaması birçok anime dizisinde yardımcı ve baş çizer olarak çalışmıştır. Bunun dışında manga denen Japon çizgi romanları da çıkarmıştır. Kendisinin yazdığı ve yönettiği ilk uzun metrajlı film olan 1984 yapımı ‘Nausicaä of the Valley of the Wind’ filminin elde ettiği başarıyla Anime dünyasında kendine ait yerini...
TOPLUMSAL CİNSİYET VE DİN: ANTROPOLOJİK BİR BAKIŞ
“Ezilenler arasında din adamı göremezsiniz, din adamları ezen sınıfın asalağıdır.”[1] Çeşitli felsefî/antropolojik yaklaşımlar, meşreplerine göre insanı birçok vasfıyla tanımlayagelmişlerdir: Homo sapiens (düşünen/akıllı/bilen insan); homo faber [(alet) imal eden insan]; homo religiosis (dindar insan); homo ludens (oyun oynayan insan); homo economicus (iktisadî insan); homo symbolicus (simge üreten/simgeler aracılığıyla düşünen insan)… Bunlardan her biri, insanı en...
Deleuze’ün Neşesi
Gilles Deleuze Müzakereler’de, üslubun kavramın hareketi olduğunu ifade eder. Esasında Deleuze’ün felsefi üslubunu oluşturan yazarlar arasında çeşitli köşe taşları bulunmakla birlikte –Spinoza, Nietzsche ve Bergson– felsefi derinliği ve kavramların konumlanışlarını tek bir dayanak noktası üzerinden oluşturur; içkin ve yatay bir düzlem. Bu düzlem Deleuze’ün felsefe pratiğini belirlemekle birlikte sanat görüşlerinde de bu geleneği yanında görmesine...
Asya Sineması(2): Geleneksel/Tarihsel Çin Sineması
Bu yazıda çeşitli geleneksel/tarihsel Çin sineması örneklerine kısaca değiniyoruz. 1987 yapımı, yönetmenliğini ‘Zhang Yimou’nun yaptığı , Mo Yan’ın dilimize ‘Kırmızı Darı Tarlaları’ adıyla çevrilen kitabından uyarlanan ‘Red Sorghum’, Çin Cumhuriyet devrimi sonrasından 2. Çin-Japon savaşına kadar olan bir dönemde uzak bir eyaletteki, yerleşim yerlerinin dışındaki bir içki üretim evinde geçiyor. Kadın Kahramanın Peşinde Yoksul bir...
Asya Sineması -1: Büyük Asya’dan Küçük Asya’ya
“Neden Asya Sineması?” ya da “Asya Sineması neden önemli?” gibi bir soruyla karşılaştığımızda şunları söyleyebiliriz: Asya ekonomik ve siyasal olarak yükselirken, filmler başta olmak üzere Asya kültür ürünleri küresel ölçekte daha fazla görünür oluyor. Eskiden küreselleşme, Batılılaşma ya da Amerikanlaşma’yla eşdeğer durumdaydı. Şimdi bu değişiyor: Sözgelimi, fiziksel altyapı projeleriyle ve kültürel üretimlerle Çin tipi bir...









