1882’de dünyaya gelen James Joyce, kaleme aldığı uzun öykü ve romanlarındaki kullandığı yeni anlatım teknikleriyle dünya edebiyatında yeni bir yol açmayı başarmış nadide yazarlardan biridir. Hiç kuşku yok ki, bu yenilikçi teknikleri yazdıklarını okumayı da epey bir zorlaştırmaktadır, ancak dilin ve anlatımın sınırlarını zorlayan böylesi isimlerin edebiyat tarihi için değeri paha biçilemezdir. Joyce’un en çok...
Son Yazılar:
İsyankâr Dişli: Dennett, Smolin ve Dostoyevski’nin İzinde Varoluşsal Bir Sentez
Herbert Melzig ve Atatürk
Miz Volume XII
Şahbender Korkmaz: Kasabanın Kuyu Dibinden Dünyaya Bakmak!
Semboller Sanık Sandalyesinde: Epstein vakası kadim tanrıları nasıl komplo kanıtına dönüştürdü?
Dünyadaki Bütün Restoranların Tek Rüyası: Lastikçi
Mizahın Kavramsal Arketipi: Nasrettin Hoca, Çağdaş Felsefe ve Güncel Resim Pratiklerindeki İzdüşümleri
Elliler Apartmanı: Öykünün ve Şiirin Yeniden İnşası Üzerine
Hasan Sarıtaş Gallery Sergi: COMMON GROUND
Sanat ve Ölümsüzlük Arzusu: Gılgamış Destanı Üzerine Felsefi Bir Deneme
11. Hitay Vakfı Sanat Yarışması Kazananları Belli Oldu
Teknofeodalizm: Kapitalizmi Öldüren Neydi?
Çatışan Laiklik Anlayışları Arasında Daralan Laiklik Ufku
Aşı Yarası
Odysseus ve Sisyphos’un “Korkunç İşkence”si
TOMITA: BİR JAPON MÜZİK DEHASI
TÜRK SANAT PİYASASINDA ELEŞTİRİNİN ÖLÜMÜ
YAPAY ZEKA FİLM YAPIMLARINDA
Frank Zappa: Sosyo-Politik Hicvin Bestecisi
Kategori: Manşet
HOLLYWOOD: MUTSUZ İNSANLARIN HİKÂYESİ (1)
MANİFESO 1960’lı yıllar, kıyasıya bir mücadeleye sahne oluyordu. Vietnam Savaşı’na karşı verilen mücadelede Marcuse, Mills gibi radikallerin yazılarıyla harekete geçenlerin sayısı azımsanmayacak kadar fazlaydı. Mc Carty tarzı baskılara, öfkeyle karşılık veriliyordu. ABD’de ilk sinema salonu, 1902 yılında açıldı. 1908 yılındaysa bu sayı, 10.000 olmuştu. Talep arttıkça, şablonlar değişmeye başlıyordu. Artık yüksek bütçeli filmler çekilmeye çalışılıyor, film süreleriyse yavaş yavaş...
KERTERİZSİZ İSKELE (ŞİİR)
Sürekli azarlanan bir rüzgârgülüne Hayta hayat gülü gülüveriyor Saçlarını taramayı unutmuş bir rüzgâr Yataktan kalktığı gibi çıkıyor sokaklara Unutmayı unutmamış bel büken yokuş Kışını bilmem de, zordur buraların yazı Soluk alması zordur buharlaşırken düşler Yazgıları güvelenen ne kuşlar kaldı ne geceler Uçuk çıkaran uçurumların gördüğü derin rüyalar Alacalı bulacalı yol yorgunu ayrılıklar, kırgınlıklar Batıp giden...
ŞİİR VE PSİKOLOJİ
Bütün zorluklarına rağmen, analitik psikolojinin şiirle olan ilişkisini tartışmak, genel olarak psikoloji ve sanat arasındaki ilişkilerin çok tartışılan sorusu hakkındaki görüşlerimi tanımlamak için hoş bir fırsat veriyor. İki şey karşılaştırılamasa da aralarında şüphesiz bulunan yakın bağlantılar soruşturma çağrısı yapıyor. Bu bağlantılar sanata yönelik uygulamanın psikolojik bir etkinlik olması ve psikolojik açıdan yaklaşılabilmesi nedeniyle ortaya çıkmaktadır....
GEÇİCİ BİR SABAH (ÖYKÜ)
“ten… nine… eight… seven… six… five… four… three… two… one… zero… Fire!” Dünyaya boşluktan bakayım diye, yerleştiğim koltuğa, emniyet kemeriyle sıkı sıkıya bağlı bedenimi uzaya taşıyacak olan Amerikan yapımı füze, oturduğum apartmanın çatısına kurulu rampadan ayrılarak, gökyüzüne doğru hızla savruluyor. Yükseldikçe, dünyanın bütün yükünü, aşağıda bırakıyorum sanki. Kuş gibi hafifliyorum. O kadar rahatlıyorum ki, derimi...
Uzak geçmişteki düşünme biçimleri
Bronislaw Malinovski ve Claude Lévi-Strauss arasındaki tartışmanın özünü “ilkel” ve “ilkellik” kavramları oluşturuyordu. Malinovski’nin, “uygar” bir dünyadan bakarak “ilkel” dünya üzerine kurduğu tezleri kıyasıya eleştiren Lévi-Strauss, bu gibi yaklaşımların hem bilimi kısıtladığını hem de araştırılan toplulukları aşağıladığını söyleyip “ilksel” veya “öncel” demeyi uygun bulmuştu. Lévi-Strauss’un bu demokratik ve hümanist tavrı, kendisinden sonra gelen antropologları etkileyip...
KENTSİZLİK HAKKI
Bir yeryüzü kesitinin kent olarak tanımlanabilmesi büyüklüğüne, üzerinde binalar, binaların arasında sokaklar bulunmasına, etrafında surlar olmasına ya da bir kanun metnince kent olarak tanımlanmasına değil, ama üzerinde yaşayanlar arasındaki işbölümünün niteliğine ve düzeyine bağlıdır. Bir araziye, üzerinde çok sayıda insanın yaşamasına olanak verecek şekilde yapılar bina edilmiş olması, bu arazinin yüzölçümü ve üzerinde yaşayan kalabalığın...
28. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali başlıyor
13-19 Eylül tarihleri arasında yapılacak festivalin gösterim ve etkinlikleri bu yıl Adana’nın bir çok ilçesinde gerçekleştirilecek. 28. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali Basın Toplantısı, Adana Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Salonu’nda yapıldı. Toplantıya Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Atın Koza Film Festivali Yürütme Kurulu Başkanı Menderes Samancılar, 28. Uluslararası Adana Altın Koza Film Festivali Yürütme...
BİR SANAT DALI OLARAK EDEBİYAT
“Edebiyat tüm sanatlarınüzerinde yer alıyor.”[2] Öncelikle edebî değerlendirme veya “eleştiri”nin, nihai kertede “öznel” olduğunun altını ısrarla çizmem gerek. Tamam; yazına ilişkin her türlü kavram ancak yazınla uğraşanlar tarafından geliştirilir ve kalıcılaştırılabilirse de, bunun sınırı öznellik, yaratıcılıktır. Gilbert Murray’ın, “Eleştirmen ne kadar kötüyse, [yapıtta] o kadar çok kusur bulacaktır”;[3] ya da Francis Bacon’ın, “Yalanlamak, reddetmek, inanmak,...
ZÜRÂFAYLA KİRPİ SOYU (ŞİİR)
1 Uyukladığım koltuğa sordum: Hangi uykuya yatayım? Kapat gözlerini, rüyana yat dedi koltuğum. Söz dinledim. Yeter bu kadarı, çıktım bu şiirin ikinci katına. 2 Çilek elbet toprakta yetişir diye başladım -başlamıştım balkonumdaki saksıya dalını gömdüm küllerinden doğdu çilek aşağı balkona, Miyâsânım’a ulaştı duydum: Hoşgördüm dedi, beni sula. 3 Baksana dedi şiir. Nasıl baksaydım, onu yazıyordum...









