[… Hikâyenizi temiz tutmak sizin elinizde. Mış gibi yaparak sadece kendini kandırıyor insan. İyi olmak kolay değil ama iyi kalmak çok daha zor, senden bir ömür ister. Bedelini öde ve iyi kal diyordu babam. Son güne kadar unutamayacağım söz…] Palyaço’nun Günlüğü*, s. 66 “Herkes bir hayat yaşar ama herkesin yaşadığına bir hayat denmez” demişti bir...
Son Yazılar:
Şahbender Korkmaz: Kasabanın Kuyu Dibinden Dünyaya Bakmak!
Semboller Sanık Sandalyesinde: Epstein vakası kadim tanrıları nasıl komplo kanıtına dönüştürdü?
Dünyadaki Bütün Restoranların Tek Rüyası: Lastikçi
Mizahın Kavramsal Arketipi: Nasrettin Hoca, Çağdaş Felsefe ve Güncel Resim Pratiklerindeki İzdüşümleri
Elliler Apartmanı: Öykünün ve Şiirin Yeniden İnşası Üzerine
Hasan Sarıtaş Gallery Sergi: COMMON GROUND
Sanat ve Ölümsüzlük Arzusu: Gılgamış Destanı Üzerine Felsefi Bir Deneme
11. Hitay Vakfı Sanat Yarışması Kazananları Belli Oldu
Teknofeodalizm: Kapitalizmi Öldüren Neydi?
Çatışan Laiklik Anlayışları Arasında Daralan Laiklik Ufku
Aşı Yarası
Odysseus ve Sisyphos’un “Korkunç İşkence”si
TOMITA: BİR JAPON MÜZİK DEHASI
TÜRK SANAT PİYASASINDA ELEŞTİRİNİN ÖLÜMÜ
YAPAY ZEKA FİLM YAPIMLARINDA
Frank Zappa: Sosyo-Politik Hicvin Bestecisi
TEKNİĞİN GÖLGESİNDE RUH ARAYIŞI: YARATICILIKSIZ SANATÇILIK
Doğanın Kanı, Şairin Mürekkebi: Kökler ve Kemikler
Hayatın Kıyısında Durmak: Erdost Akbaba’nın Neredeyse Romanı
Kategori: Manşet
GÖNDERİLMEMİŞ MEKTUP: MARX’TAN VERA ZASULİÇ’E
Mektup, bir iletişim aracı olarak belki de en işlevsel dönemini 19. Yüzyıl’da yaşadı. Aydınlanma sonrası yeni bir oluş halindeki toplumsallaşmanın (Modernizm’in) izlerini mektuplarda bulabilirsiniz. Belli devrimlerin gerek düşünce ve gerekse hareket olarak rüşeym halinden tutun da sonrasına kadar izdüşümleri de birinci derecedeki aktörlerin kaleminden satırlara yansımıştır. Bu yüzden sonradan oluşturulmuş bir tarih bilgisi değil, sıcağı...
gördük (şiir)
yolu yitirdik, mevsimi kovduk, çok kışlar uzadı, atlar öldü, nenemin korkuttuğu ağaçlarla, çoğalacak yerler bulduk. rengimize baktı dünya, kirliydi, mum dikmiş, ayinlerde yalın ayak, masallardan geçen çocuklar gördük, kâğıttan gemiler yaparak denize açıldılar. kuşlardan düğmeler diktiler o günlere, dağların gidecek yeri yok gölgeli geldiler, sözü unuttuk, izi kaybettik, göğe baktık, kuyruksuz uçurtmaların tarifsiz yerlerini gördük....
HEYECANDAN KUŞ ÇIKARMA (ŞİİR)
Meşrutiyet Caddesi’ni üst geçitle geçecektik. Beraberimizdekiler bazen ileride, Bazen gerimizde oyalanıyorlardı. “Hiçbir şey hayal ettiğim gibi değil,” dedi, “Heyecanıma kuş kaçtı…” İkinci Yeni’yi çok severdi. Kar geç saatlere doğru yeniden başlamıştı, Şehir bembeyazdı. Üst geçitte bir tek ikimiz kalmıştık, Ankaralı daha çok yolu kullanırdı Karanfil’le Konur arasında gidip gelirken. Evlenmek üzere yeni taşınmaya başladığı Balgat’taki...
yağmur ve rüzgâr arası nefesler (şiir)
yürüyorum parkta hangi ağıdın kıyısına takılsam bir çocuk nefesi yığıldı denizlerin içine binlerce kefen sarma sarhoş toplandı yitti bembeyaz bir bezin içine sarıldı türkü yüzbinlerce ağza dönüştü mesaj ağacı “minik göldensin” diyen güneşe haykırıyor yağmur gemici feneri var diyormuş doğanın insana yenik düştüğü nerede görülmüş ki hep öyle kalmak içinse çok zor bir zeytine ağıt...
tek çizgi (şiir)
her şey tek çizgi ve siliktir vapurlar tek çizgi, ağaçlar, sular tek çizgi akla gelen ve gelmeyen ama her şey siliktir üstünden defalarca geçtiğim silmeye çalıştıkça belirgin bastıra bastıra usanmadan sürüklenip kabardıkça çizgiye esir farkında olmadan bulunduğum neresiyse otobüsler, virajlar, bulutlar tek çizgi niye yakıyorsam bu ateşi sürekli bu kadar uzaktan kim görecek kim okuyacak...
ADSIZ (ŞİİR)
1- Burun denemeyin sakın Ay göze ve kulağa çok çirkin bir şey olur kendisi Gerçekten öyle mi bir de anneme söylemeli Annemin güzel anlar şeyleri olur gözlerinin İçinde bir adam çukur kazılıyor duvar örülüyor Demek adam kuyulara ev yapan bir kuyucu adam Neden dilimi ısıran arının çok uslu öldüğünü bilmiyor Benden sıfatlar isteyen burun Güzel...
PROGNOZ (ŞİİR)
Gayyedonya yıldızı, Uranüs dükü Fevki Sözlerim çarpıtıldı, benim sevdam uhrevi Demedi mi cızlarken Ve siz Pırlanta Hanım, ve siz Tektaş Gözütok Bin emdi yatışmadı henüz o soylu yutak Sayar 24 ayar 14/ 45 ve kavi Müsavi hırslara germişler simzer yayı Bahtiyar iki ihtiyar tel köprüyle dünyevi Sen ziynetsiz Zübeyde, al çadırlı bedevi Ol çadırdan kırk...
Afife Jale’nin Kızları
Güzel haber işte buna denir! İstanbul’da, tiyatrocuların geleneksel Pazartesi tatili hariç, her gece perde açan tiyatro sayısı, öyle böyle derken, 55’dir. Bu sayıya kurumsal tiyatro olarak Şehir Tiyatroları ve Devlet Tiyatrosu sahneleri dahildir. Onlar, toplam koltuk sayısı, diğer deyişle izleyici sayısında rekor kırıyorlar: 2 bin 800 koltuk hemen her gece doluyor. Hele Şehir Tiyatrosu’nda oyunlar...
SUSKUN MÜNEKKİTLERİZ
Ah o münekkit! Çok sık hatırlatıyor kendini. Çok sık hatırlıyorum bugünlerde. Müstehzi bakışlarını. Tasvipkâr olmayan… Hem nasıl olsun? Zordu, münevver bir münekkit olmak. İnşa, inşa, inşa… Hep çalış. Kendi üstünde, başkalarında… Çalışılabilir miydi sahi ona göre? Bunu hiç sormamıştım. Hem ortada değil miydi her şey? Tenkitçiler neden azalmıştı? İşine gelince iktidar odaklarından bahseden ülkemiz “sanatçısının”...









