TEN RENGI ÖZLEMEK. Yüksünmeden ve hatta kaçmadan tutunmaya çalıştım sevdana, yürüdüm kader çizgisinde, düşmedim, sarsılmadım bağrı yanık türkülere su verdim, gözlerimin pınarından sırılsıklam ıslandı düşlerim ten rengi özlemler kuşandım, küstürdüm mührü gamze olan gülüşlerimi, söylesene bu acuze yalnızlık ölmez mi? Gülüş Teke. Hayat kimilerine gümüş tepside sunulur kimileri bir gümüş tepsiyi düşünde bile göremez. Ne...
Son Yazılar:
Bodrum’da Fransız Rüzgarı Akdeniz Kültür Buluşmaları Bodrum’da
#eklitera Nisan Şiir Seçkisi
New York Komünü: Herkese Her Şey
METROHAN’DA “BELGIAN ART HUB: BELÇİKA-İSTANBUL SANAT KÖPRÜSÜ”
ÖTEKİ YEŞİLÇAM: KUİR MİZANSENLİ AYDEMİR AKBAŞ FİLMİ OOOH OH!
Veda mektubu (Şiir)
PAYDA (ŞİİR)
23 NİSAN ÇOCUK BAYRAMI NEW YORK BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’DE
Meçhul (Şiir)
Kumaş Katlama Sanatı (Şiir)
Felsefenin “-e Göre” Şiiri
Reha Bilge’den “Ressam ve Şair Tevfik Fikret” Kitabı Raflarda
BAHAR ŞİİRİ (ŞİİR)
Kırlangıçlar Gider Gelir (Şiir)
Ağaç ve… (Şiir)
Modern insan neden kendi efendisi olamıyor?
Yirmi Beş Kuruş İçin… (Öykü)
SANAT HAYATIN GERİSİNE Mİ DÜŞTÜ
Eril Rapunzel (Şiir)
Kategori: Manşet
Vahap Coşkun: Liberalizm “kurtuluşçu” bir ideoloji değildir
Röportaj: Metin Aydın Dünyayla hemhal bir birey, “kurtuluşçu” ideolojilerin ve “iktidar sahiplerinin” oldum olası hazzetmediği bir dünyaya (Liberalizm) iman etmiş bir liberal düşünür; akademisyen kimliği hasebiyle de “Demokratik ve barışçıl bir toplumsal yapıyı savunan herkese düşen, dilleri kısıtlamaya maruz kalan her kesimle dayanışma göstermek, onların haklarının müdafiliğini yapmaktır.” diskuruna bağlı, bu doğrultuda insan hakları hukuku,...
Sahaf Mendel
Stefan Zweing kaleme aldığı bu kitap ikisi novella, biri kısa hikâye olan üç eser bulunmaktadır. İlk kez 1929’da basılan Sahaf Mendel’de Polonya-Rus sınırında doğmuş oyuz yıldır Viyana’da yaşayan Jakob Mendel’in trajik öyküsünü anlatılır. Galiçyalı bir sahafın sade, bir o kadar da iç burkan hikayesidir. Jakob Mendel yalnızca bir sahaf değil, bir kitap antikacısıdır. Kütüphanelerde, arşivlerde,...
STEFAN ZWEİG VE BİLİNMEYEN BİR KADININ MEKTUBU
Giriş, gelişme ve sonuç bölümleri olmayan “Bilinmeyen bir kadının mektubu” insan psikolojisinin sınırlarını okuruna sunan Stefan Zweig, her okura farklı pencereden bakma imkânı sunmuştur. “Sana, beni asla tanımamış olan sana.” Bir kadın düşünün… Âşık olduğu adama alelacele yazmış olduğu satırlarda kendi hayatındaki dönüşümleri anlatıyor. Aşkı, soluk bir mum ışığıyla görünür kılmaya çalışıyor. Mektuplarında ismi olmayan,...
İlhan İrem: Sevgi Devrialeminde Bir Yolcu
1970’li yılların ortasında, tek kanallı siyah beyaz televizyonun karşısına geçenler, muhtemelen karşılarına çıkan çocuksu bir gencin naif ezgileri karşısında şaşkınlıklarını gizleyememişlerdi. Ülke, 12 Mart’ın ardından muhalefetin ikinci coşkulu çıkışına tanık oluyor, üniversitelerden fabrikalara uzanan uyanış hareketi, bu kez çok daha kitlesel ve sert bir mücadelenin söz konusu olacağını anımsatıyordu. Ezgi ve imaj, gündelik gerçeklikle ters...
Deniz Gezmiş Fotoromanı: Aşk Olsun Çocuk
Ali Cabbar’ın hazırladığı fotoromana bu linkten ulaşılabilir. https://www.alicabbar.com/ask-olsun-cocuk?fbclid=IwAR0ZgtA7L0NnKzk5q4smlxd6qZHg5pZuE3Yi-Oe-s7zR3_0gu3_SoIG3QHk
SANATIN TERAPİSTİ KİM OLACAK?
Çok üzünçlüyüm. Anlatacağım… Ama önce Çengelliköyden kartona bir çay alayım. Başka bir şey de satmıyorlar burda zaten. Ne çaya batıracağım enfes kokulu bir bisküvi ne de başka bir şey. Gün işbaşı yapmak istemiyor sanki. ‘Lâcivert’te uyuyakalmış gibi. Hava sisli, sessiz. Gemiler de mahmur. Elimdeki eski kitabı rastgele açıyorum. “Nereye gidersen git, dertlerin de seninle gelir”...
Savaşın Anlamsızlığı ve Yuva Olmaktan Çıkan Ev: “Gölün Sırrı”
Roman Berlin Brandenburg’da bulunan bir gölün oluşumuna dair yüzyıllar süren coğrafi şekillenmenin detaylı anlatımını olan prolog ile açılıyor. Ev romanın önemli karakterlerinden biri. 1930’lu yıllarda evin arazisine sahip olan muhtar ve dört kızı farklı nedenlerden ötürü orayı yuva haline getiremiyorlar ve muhtar araziyi Yerel Çiftçi Birliği’ne satıyor. Naziler tarafından yeniden yapılandırılan şehirde genç mimar araziyi...
BERNARD HERRMANN VE BİR PİYANONUN KORKU EZGİLERİ
Klasik akımın teorisyenlerinden -ki buna gereksiz/sıradan modernistlerin itirazı olsa bile- , E. M. Forster; yeryüzünde yirmi altı konu, otuz iki tema ve sekiz nota olduğunu yazdıktan sonra neredeyse yüzyıl geçti. “Sınırlar, her zaman onu çevreleyen hareket alanlarıyla mümkündür.” Ve bu cümleyi yazan ilk kişi, Pasajlar kitabında Benjamin’di. Orası, derin bir ayna. O aynaya baktığınızda bile...
KAVRAMSAL SANATIN BAŞKA BİR BOYUTU: FLUXUS VE PERFORMANS
Akış anlamına gelen Fluxus, geleneksel anlamda bir akım olarak değerlendirilmemesine rağmen, Almanya’dan çıkıp, pek çok Avrupa kentinde ve New York’ta etkili olan ortak bir üslup olmaktan ziyade, sanatçıların sergiledikleri ortak bir tavır olmuştur. Genel avangard yapısı itibariyle Dada ile birçok benzerlik taşımaktadır. Fluxus terimi ilk kez 1961 yılında George Maciunas tarafından ortaya atıldığı ifade edilmektedir....









