Külleri düşünme, yağmuru emdiğinde yeryüzü toprağı düşün, çamuru ve taşı ve gazel isyanını bildiğini yaz diyen sevecen sesi annemin, uyarı yangınlar gaflet suçu yağmacı yobazlığın, yazık kin kuyusunda aymazlığın coğrafya-tarih atlası evreni düşün, tüm yanılgıların, yatağını sırların ağaçların ruhu beyaz olur, kâğıt gülleriyle aynı yanan yazgı, yanan yazı böcek cesetlerini belle köz kızılı taşıyor gözelerinde...
Son Yazılar:
Jean-Marc Veliscek: “Fransız sineması, bir film laboratuvarıdır.”
Seslerin Yerleştiği Konak: Edirne Müzik Müzesi
Kültürel Zeynalar ve Ninalar: Türkiye’deki Sinema ve Dizi Endüstrilerinde Teknik Alanda Yaratıcı Kadın Emeği
Cumartesi Anneleri ya da Masanın Altındaki Hayalet
Toprağın Altından Vitrine: Kazı Bilgisi Müzeye Ulaşabiliyor mu?
Ali Kazma’nın yeni kişisel sergisi “Oficios de la tinta [Mürekkep Zanaatları]”, Meksiko’daki Franz Mayer Müzesi’nde!
Genç Hitler‘in Viyana yılları
ÖTEKİ YEŞİLÇAM – UÇURUMDAKİ KADIN: TUHAF BİR ‘KENDİNE DÖNÜŞLÜ’ ZERRİN EGELİLER FİLMİ
Barnett Newman’ın Devrimi
Beat kuşağı ve Beatnikler hakkında 10 film
Osmanlı’da Bayramın Zarafeti: Bir Kartpostalın Anlattıkları
Göğün Altında (Şiir)
Bir Tiyatro Mirası: Antonin Artaud ve Bali Tiyatrosu
SENDEN YANA
BESBELLİ (ŞİİR)
Döngü (Şiir)
Leyla Qasim’a (Şiir)
Işıkla Yazan Yaprak: Işıkla Yazılan Fotoğraf
FİKRET MUALLA’NIN FİLMİNİ ÇEKMEK VE ANILAR…
Kategori: Manşet
ben de bir zaman diyâr-ı zencli idim’in şiirinin şiiri
annem, o bıçağ alma dedi eline. ya kendini öld ürürsün ya da başkasını. ben annem i öldürdüm. bıçakla da değil; anne mle*. yavaş bir blues şimdi. elmore james. late hour s at midnight. gitarla çalmıyorum bu parçayı. ç aldığım şey bıçak. mızıka gibi üflüyorum meret i; üfler gibi diyâr-ı...
SANATTA ESTETİK VE ELEŞTİRİ
Felsefe, metafizik, epistemoloji ve etik gibi kapsamı geniş olan konular “akılcı eleştirel düşünce” alanı olarak incelenebilmektedir. Estetik sanat felsefesi ve sanat kuramı terimleri birbirleri ile örtüşebilir, fakat eş anlamlı değillerdir. Genellikle “estetik” kelimesi sanat felsefesi ile eş anlamlı olarak kullanılmaktadır. Sanat felsefesi, sanatın doğasını, tanımlamalarını ve güzelliğe verilen tepkileri incelenmektedir. Etik ve estetik arasındaki ilişkileri,...
Şair ve Şiir Dilinde İklim
Hisler, İlham ve Edep nazarında şiir dili ve çeviri sorunsalı Şiir ederini, edebini ve haddini kabul etmek için konuyu delilleri ile ortaya koymamız gerekir. Şiirin konuşma dilinden ayrılan özelliği, sadece kalemin rengi yani edebi dili değildir. Şiirin şiir olarak görülmesi için kaleme dökülme esnasındaki edebi dili dışında his ve ilham gerçekliğini de bilmek gerekir....
deli gibi yoksun burada (şiir)
karıncalanıyor aykırı yanım senden kaçtım, kendime tutsağım sabır yok fıtratımda ne yapayım en çok kendimden alacaklıyım yapılacak şeyler yapışıyor günüme üstümde yıkık bir devrin dijital sarhoşluğu ne içsem yetmiyor, nereye gitsem eksik ne olacak bu hâl, arzımın devri bükük aynı kelimeler tuzak, uyuşturucu yasak aynı şarkılar aynı sensizlik seni sevmek nasıl tumturaklı debdebe...
SEN İYİ MİSİN? (ÖYKÜ)
Sınav kâğıdı elimde ve ben sınav başladığından beri hiçbir şey yazamadan öylece duruyorum. Sorulara nereden başlayacağımı kestiremiyorum. Zaman kavramını hepten yitirdim. Süremin ne kadarını harcadım, geriye daha ne kadar vaktim kaldı onu bile bilmiyorum. Çok çalıştım oysa. Bugünlere gelmek için resmen gece, gündüz, hafta sonu demeden sürekli çalıştım. Kendiliğinden gelişen fırsatları ve elimdeki tüm...
ÇAY’A DÜĞÜN YAPTILAR (ŞİİR)
Düğün kurdular çay’a, çay demleyip gelene Hani döş nerde kumbar, dombasızdan bize ne Yarı- açık çek yazdık sünnetsizin fesine Eniştenin yasına beyaz giydi serseri Kıl kerime, kem halayık, bizler şor’duk onlar ayık Çalab’ın gacısı Kamber, tad özürlü yakmaz biber Neler neler dediler de sıyırmadık yüzüğü Kokoroz’a aç horoz! Hotoz elvan, kız ezik Hem bol geldi ...
Büyük “Soğuk Devrimler” Çağının Mizantropist Kipleri
Özgürlük ve görece eşitlikle, ama aynı zamanda derin yalnızlık ve umutsuzlukla ișaretlenen bir “soğuk devrimler” çağında yaşıyoruz. Bu çağda özgürlük çimentoda bir kelebek izlenimi veriyor. Soğuk Devrimler aşağıda bir kralın şarkı söylerken, yukarıda bir Tanrının öldüğü bir post-politik ve post-tarih zamansallığın içine yerleştirilmiș gibi duruyorlar. Bu denemede sıklıkla kullanacağım “post-politika çağı”, hiyerarşilerin, kurumların ve kültürlerin...
LEYLA’NIN KARDEŞLERİ
Eski romanlarda gördüğümüz ve okuyucuyu sıkmadan doğal akış içerisinde verilen detayları günümüz romanlarında pek göremiyoruz. Gereksiz ayrıntılarla sayfa kalabalığı yapmak başka bir şeydir, detaylara can verip okuyucuyu içine çekmek başka bir şeydir. Öyle sanıyorum ki modern romancılar bu gerçeği hiçbir zaman aklından çıkarmamalı. Detay verecek edebi kudretimiz yoksa fazla açılmadan kıyıda yüzmek ayıp değildir. Bu...
“YÜKSEK SANAT” VE GÜÇ ODAKLARI
Bugün yanlış yapma günümdü. Öyle söz vermiştim. Hızlı fırtınaların öncesiydi. Ses yoktu. Siyah yeleğimin cebinden gözlüklerimi silmek için büyük bir paçavra çıkarttım. Sabun kokuyordu. Görevimiz net görmekti. Birden, yaşadığım fırtınaları anımsadım. Seni sonradan gördüğümde de ses yoktu. Şimdi dramatik bir etki, uzak geçmişten geleceğe uzanıyordu. Hakkını yemeyeyim, sen haklıydın! “Geçinmeyen mağdurlar” ordusu kurup, elebaşını...









