Suskudan melek payını aldık Benler öleyazdı hep arka odalarda Çiğler sarka sarka yıkıldı, ince duvarlara Aralık açan izler eşkâl yakacak türden, Namı değer efkâr ile palazlandık Namüstesnadır gelen geçen, biz bulutlara değmeden Sevgisizliğin yıllar önce bulunmuş kodlarından herhangi biriyle Hiç konuşmamış kadar Yeni olağana doğru koşulsuzca ilerlerken Parşömene sarılı geçmiş zaman, Boş kulvarlardan birini yine...
Son Yazılar:
Bodrum’da Fransız Rüzgarı Akdeniz Kültür Buluşmaları Bodrum’da
#eklitera Nisan Şiir Seçkisi
New York Komünü: Herkese Her Şey
METROHAN’DA “BELGIAN ART HUB: BELÇİKA-İSTANBUL SANAT KÖPRÜSÜ”
ÖTEKİ YEŞİLÇAM: KUİR MİZANSENLİ AYDEMİR AKBAŞ FİLMİ OOOH OH!
Veda mektubu (Şiir)
PAYDA (ŞİİR)
23 NİSAN ÇOCUK BAYRAMI NEW YORK BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’DE
Meçhul (Şiir)
Kumaş Katlama Sanatı (Şiir)
Felsefenin “-e Göre” Şiiri
Reha Bilge’den “Ressam ve Şair Tevfik Fikret” Kitabı Raflarda
BAHAR ŞİİRİ (ŞİİR)
Kırlangıçlar Gider Gelir (Şiir)
Ağaç ve… (Şiir)
Modern insan neden kendi efendisi olamıyor?
Yirmi Beş Kuruş İçin… (Öykü)
SANAT HAYATIN GERİSİNE Mİ DÜŞTÜ
Eril Rapunzel (Şiir)
Kategori: Manşet
SANATI KİM-LER SIPITTI?
Arkadaşım yazısına, “Geçmişte veya şimdi bir şeyi bilmiyor olduğu için hiç kimseyi suçlayamayız!” diye başlayıp eklemiş, “Bilmek istemiyor! Kişi, kurum, iktidar. Özgür değil mi herkes? Hatta sanat alanından örnek verirsek, şimdiki iktidar partisi belediyelerinin ‘samimiyetle’ ve büyük paralar harcayarak neredeyse her şehre, kasabaya yaptırdığı ve zaman zaman da canı sıkılan ‘sanat teröristleri’ tarafından sıpıtılıp yatay...
OTUZ ÜÇÜNCÜ KABİLENİN KIZI (ŞİİR)
Saatlerce aynı gün çatlayan sabır taşlarının isyanı buruşan ellerinde yakaza haliyle dokundum sana yadaladım çırılçıplak tenini kızılcık gözlerinle canbar büyüsüyle baktığında kızıl saçlarını okşadım kızıl kıvırcık saçlarını süz tepeden tırnağa pürüzsüz tenimi aynanın karşısında o zaman görünürüz katları hiçe sayarak. Saatlerce aynı efsunlu zaman silsilesi Rusvon’un anahtarı bendedir İlm-i Ledün belleğimde gel de otur dört...
HAMAMLARIN TARİHİ GELİŞİMİ
HAMAM KÜLTÜRÜNÜN MARDİN RADVİYYE HAMAMI ÜZERİNDEN İNCELENMESİ Dünyanın ilk medeniyetlerinin kurulduğu yerlerden birinin Mezopotamya olması rastlantı değildir, Fırat ve Dicle nehirleri arasını adlandıran Mezopotamya, diğer adıyla Bereketli Hilal sulak bir coğrafyadır. Geçmişi M.Ö. 5000’li yıllara kadar uzanır. İlk Mezopotamya medeniyetlerinden Sümerler, Akadlar, Elamlar, Asurlar ve Babiller bu topraklarda kurulan ilk devletlerdir. Bu kavimler coğrafyanın sulak...
Karl Marx’ın Radikal Antisemitizmi
Yakın zamanda yayınlanan Antisemitik Mitler adlı kitapla ilgili bir eleştiri yazısında: Marvin Perry ve Frederick M. Schweitzer’in editörlüğünü yaptığı Antisemitik Mitler: Tarihsel ve Çağdaş Bir Antoloji adlı kitabın eleştirisinde David Hirsh, “Marx’ın antisemit olduğunu” söylemenin Marx’ın “standart bir yanlış okuması” olduğunu ileri sürmüştür. Bununla, Marx’ın antisemitizmine dair “efsaneyi yıkmaya” çalışan Robert Fine ile hemfikirdir. Profesör...
DİLİ DAĞLANMIŞ LÂLİSTAN
Çok az kişinin uğraş alanına girmek, orada emek ve kalem oynatmak, bir insan için çok cesur bir iştir. Dış dünyanın biçimsel görüntüsünün iç dünyasını açığa çıkarmak, çok önemli bir maharettir. Mesela; doğanın bütün orman, nehir ve dağlarına birer dil verip, onları okurla buluşturmak. Doğanın kendi derdini, sorunlarını insanlara anlatımda aracı olmak. Bu meyanda en mahir olansa...
BOŞLUĞU TAMAMLAMAK
Çağ nevrotiklik çağı. Çünkü teknolojinin hazırlıksız yakaladığı insan duygusu, bu baş döndürücü hıza ayak uydurmakla direnmek arasında bir seçeneği tercih etmeye karar verebilecek durumda değil. Bu da psikolojik açıdan ruhu tahrip edecek bir şey kanımca. Bu duyguyu tanımlayan şey sanatın ‘sorumluluk alanında’ ise, böyle bir döneme tanıklık etmek ve bu dönemin sanatını yaratmayı denemek de ...
İlerlemenin Büyüleyici Işığı
Kasım 1784’te Berlinischer Monatsschrift dergisi “Soruya Bir Cevap: Aydınlanma Nedir?” başlıklı bir makale yayımladı. Bu makaleyi yazan Immanuel Kant’tı. Onun meşhur cevabı ise şöyleydi: “Aydınlanma, insanın kendi suçu ile düşmüş olduğu bir ergin olmama (Unmündigkeit) durumundan kurtulmasıdır.” Bu müzmin soru, günümüzü de kafa yormaya devam eden tarihsel bir başlıca sorudur. İki yüz yıl sonra,...
Kahve Deneyimini İnceleyen Filozof
Kahve göründüğünden çok daha derin bir şey mi? David Robson kesinlikle böyle düşünen bir filozofla tanışıyor. İnsan zihnini araştırmak için içeceği kullanmaya çalışan bir filozofla. Sanki bir odun ateşinin sönmekte olan közlerini içiyor gibiyim. Dumanlı ve kreozotun keskin tadıyla karışık bir koku. Daha fazla konsantre olduğumda, daha keskin bir alt tonu maskeliyor gibi görünen...
Bob Dylan: Kırılganlık ve Bir Hakikat Aracı Olarak Müzik Üzerine
“Gerçekliğe karşı duyarlı olmak için savunmasız olmalısınız. Ve bana göre savunmasız olmak, kişinin kaybedecek daha fazla bir şeyi olmadığını söylemenin bir başka yoludur.” Kendini tanımak hayatın ödülleri arasında en zoru olabilir. Kazanması ve katlanması en zor olanı. Kendinizi tanımak, evrenin entropik fırtınası içinde sarsılmaz bir sabitlik değil, sürekli akış halinde bir dizi kırılganlık olduğunuzu bilmektir....









