Yönetmen ve yapımcı koltuğunda Memduh Ün’ü, senarist koltuğunda Lütfi Ö. Akad ve Duygu Sağıroğlu ve yine Memduh Ün’ü, oyuncu olarak Hakan Balamir (Ahmet), Fatma Girik (Gülbahar), Hayati Hamzaoğlu (Mahmut Han), Yavuz Selekman (Zindancı Memo), Reha Yurdakul (Demirci Hüso), Hüseyin Peyda (Kervan Şeyhi), İhsan Yüce (Vezir, İsmail Ağa), Nuran Aksoy (Mahmut Han’ın Kızı), Coşkun Göğen (Gülbahar’ın...
Son Yazılar:
Algoritmik Kapitalizm: Savaş, Kaos ve Düğümler
Otonom’dan Yeni Kitap: Devrimin Neşesi
21. YÜZYILIN GERÇEKLİĞİNDE SANATIN ANLAMI
ZYGMUNT BAUMAN’IN AYNASINDA MODERN İNSANIN SESSİZ ESARETİ
Sanatın Eşiğinde: Bakmak, Anlamak ve Söz Almak
JOHN PERKINS VE ROGER CROWLEY YENİ KİTAPLARIYLA TÜRKİYE’YE GELİYOR
EDWARD SAİD’İN “ENTELEKTÜEL” FİGÜRÜ ÜZERİNDEN ÇAĞIMIZIN VİCDAN KRİZİ
Kıkırdama (Öykü)
1. FETHİYE-ÜZÜMLÜ SANAT VE EDEBİYAT FESTİVALİ
NON-CONTEMPORARY
Hüseyin Gökdeniz Özertaş’ın Zaman Koleksiyoneri Üzerine Bir Polemik!
BİR SOPRANONUN ÖZEL DÜNYASI
Roman Sahnede Bilim Işıkçı: Bilişsel Edebiyat Eleştirisi Ne Yapar, Ne Yapmaz?
Kıraathaneler, kültür ve aydınlar
Neden resme bakarız?
Plastik Dil, Estetik Donuklaşma ve Yaratıcılıksız Sanatçılık Üzerine
Anarşinin Maskeleri: Percy Shelley’den Triangle Fabrikası Yangınına Radikal Bir Şiir’in Tarihi
ŞEHRİ FOTOĞRAFLA BULUŞTURAN 212 PHOTOGRAPHY ISTANBUL 26 EYLÜL’DE BAŞLIYOR!
Cevat Çapan’ın Anılarında Özer Kabaş ve Zamanları
Kategori: Kritik
HEIDEGGER’İ ELEŞTİRMEK: VARLIĞA VARLIK OLARAK BAKMAK
Heidegger’in hiçbir şekilde orijinal olmayan, daha çok masal ve saçma olan kendi “varlık” öğretisine alan açmak içim tüm felsefe tarihini hemen her bakımdan hiçleştirdiğini görürüz. Neymiş? Varlığa varlık olarak bakıyormuş. Bunu kendisinden önce hiç kimse yapmamış. Kocaman felsefe tarihinde bunu kendisinden önce kimse akıl etmemiş. “Dasein” kavramı da kendisine aitmiş. Kendisinden önce kimse kullanmamış. Sanki...
BEYNİN HÂKİMİYET SERÜVENİ
Soğuk, ancak soğuğu zaman zaman okşayan ılık rüzgarlı bir kış akşamında önceki gün kaybettiği iddianın diyetini ödemek için Meriç bizi akşam yemeğine çıkarıyor. Metroda giderken kendimi yer yer İzmir metrosunun Hilal durağında hissetsem de Almanca anonslar beni kendime getiriyor, buğday yüzlü insanları izlemeye devam ediyorum. Bu esnada Meriç yanımda, eski bir arkadaşıyla telefonda konuşuyor. Neredeyse...
Ekonomik Kriz ve Kapitalizmin Doğası
Sosyal medyada, ekonomik krizi açıklamak ve anlamlandırmak adına, çeşitli videolar dolaşıyor. (*) Bunlar içinden en çok paylaşılanlardan biri, ‘Üreticinin Güçlü Olması’ başlığını taşıyor. (**) Bu, hatalı bir video. Kapitalizmin temel kuralından haberdar bile değil. Bir ürünü 100 değil de 200 adet üretince ürün daha ucuz mu olur? Her zaman değil. Yatırımcı üstünde devlet denetimi...
KAMUSAL YÜZ VE MODERNLİK
Rönesansla birlikte yüze yapılan vurgu arttı. Yüz bedenin diğer kısımlarına oranla ayrıcalıklı bir konum kazanmaya başladı. XVI. yüzyılda yüz ile insanın karakteri, iç dünyası arasında bağlantı kuran yaklaşımlar ortaya çıktı. Bu yüzyılın sonlarına doğru Giovanni Battista Della Porta fizyonomi alanında önemli bir çalışma yayınlayacak, insanların yüz özelliklerinin onlardaki belli davranış biçimlerine karşılık geldiğini ileri...
Boş Kültür Merkezi: Şehrin Alzheimer’a Yakalanma Belirtisi
Boş belgeyi bilgisayarımda açtım. Boşuna olduğunu bilsem de boş bir yazı yazmayacağım. Başlık, iki nokta üst üste: ‘Boş Kültür Merkezi’. Ne yazık ki büyük sanatçı Hieronymus Bosch’a (1450 – 1516) ve Türk Hollanda kardeşliğine adanmış loş bir kültür merkezinden bahsetmeyeceğim. Kulağa tanıdık ve hoş gelen ‘boş’ burada bir kısaltma ya da özel isim değil,...
Kasaplığın Elkitabı: BORIS VIAN
Mekan neydi? Mekan, hikayenin boyutlarından biriydi. Üsküdar’dan Marmaray’a binip, Yenikapı’da aktarma yaparak, Mecidiyeköy istasyonunda inince, Cevahir AVM içindeki Devlet Tiyatroları sahnesine metro tünelleri ve yürüyen merdivenler aracılığıyla, en son dışarısını Üsküdar’da görerek ulaşabiliyorsunuz. Üsküdar’dan sonra, sadece mekanın içindesiniz. Ama bu içlik, içinde kaotik bir kaybolmuşluk da barındırıyor. Salona girip, sahne dekorunu gördüğümde mekanı daha da...
Ataol Behramoğlu’nun Vietnam’ı Üzerine
Vietnam’ı birkaç günlüğüne ziyarete gelen birçok Türkiyeli, memlekete yanlış izlenimlerle dönmekle kalmıyor; bunların bir bölümü bir de gazetelerde kendilerinden emin bir biçimde Vietnam gezi yazıları yazıyor. Bu yazılar genellikle hatalar ve yanlış anlamalarla dolu oluyor. Tipik olarak, genç kuşak yazarlar, yalan ve yanlış bile olsa abartmayı seviyor. Örneğin, yüksek tirajlı gazetelerden birinde, Vietnam’da temel yemeğin...
WALTER BENJAMIN: DUYUMSAL OLMAYAN KARŞILIKLAR
[Bu yazı Margaret Cohen’ın Dindışı Aydınlanma: Walter Benjamin ve Gerçeküstücücü Devrimin Paris’i isimli kitabından alıntılanmıştır.] Türkçeleştiren: Suat Kemal Angı *** Althusser Benjamin’in psikanalitik söyleminin materyalist potansiyelini netleştirmeye katkı yapadursun, bu düşünürler arasındaki önemli farklılıkları basite indirgememek önemlidir. Benjamin ne Marksist teorinin tarihsel tartışmalarını Althusser kadar yakından takip eder, ne de titiz bir Marks okuması ile...
Vietnam-Amerikan Savaşına Yönelik Liberal Tarihyazımının Eleştirisi
Sovyetlerin yıkılmasından sonra, sosyalist tarihyazımının özü olan sınıfsal bakış ve emek eksenli yaklaşım itibarsızlaştırıldı; onun yerine, tarihe, özgürlük, merkez-çevre, kimlikler gibi maddi temeli olmayan, idealist öğeler tıkıştırıldı. Sovyetlerin çöküşüyle hâlâ tam anlamıyla hesaplaşamamış olan sol tarihyazımı, boynunu büktü ve bunları kabullendi. İlk bakışta, tarihsel çözümlemeyi zenginleştireceğini söyleyebileceğimiz bu tür kavramsallaştırmalar, zamanla herşeye uygulanır duruma geldi...









