Zizek, global kapitalizmin kriziyle birlikte, bir kez daha Lenin’e geri dönmeyi önerir –ancak kendisine has bir tarzla.1 Lenin figürünün radikal sol teori tarafından yeniden içerilmesinin momentumu olarak bu Kehre, basit bir şekilde Stalinist iradecilikle ya da aşikar bir saldırı taktiğine “dönüş”le özdeşleştirilemez; öncelikle karşımıza çıkan şey, meşhur 11. tezin tersine çevrilmesi olacaktır. Zizek’in ima ettiği...
Son Yazılar:
Cumartesi Anneleri ya da Masanın Altındaki Hayalet
Toprağın Altından Vitrine: Kazı Bilgisi Müzeye Ulaşabiliyor mu?
Ali Kazma’nın yeni kişisel sergisi “Oficios de la tinta [Mürekkep Zanaatları]”, Meksiko’daki Franz Mayer Müzesi’nde!
Genç Hitler‘in Viyana yılları
ÖTEKİ YEŞİLÇAM – UÇURUMDAKİ KADIN: TUHAF BİR ‘KENDİNE DÖNÜŞLÜ’ ZERRİN EGELİLER FİLMİ
Barnett Newman’ın Devrimi
Beat kuşağı ve Beatnikler hakkında 10 film
Osmanlı’da Bayramın Zarafeti: Bir Kartpostalın Anlattıkları
Göğün Altında (Şiir)
Bir Tiyatro Mirası: Antonin Artaud ve Bali Tiyatrosu
SENDEN YANA
BESBELLİ (ŞİİR)
Döngü (Şiir)
Leyla Qasim’a (Şiir)
Işıkla Yazan Yaprak: Işıkla Yazılan Fotoğraf
FİKRET MUALLA’NIN FİLMİNİ ÇEKMEK VE ANILAR…
Galeri Kev’den Yeni Sergi: Fırat Altındal-Yapısöküm
John Ruskin’in Eseri Modern Düşünce ve Yaşama Etkisi – V
cenneti gördüm (şiir)
Kategori: Kritik
Jack: Lars von Trier’in Saplantılı Evreni
Hepimizin malumu, “Trier yine ne yaptı acaba?” diye sorup “Trier yine yaptı yapacağını!” diye alkış tutan hatırı sayılır bir seyirci kitlesi mevcuttu. Olanlar oldu! Halk canavarı besledi, talep arzı doğurdu ve “Yine ne yapmış yahu!” dedirtmek isteyen, gündeme gelmek için film çeken, hedonist çizgisini hiç gizlemeyen bir yönetmenle karşı karşıya kaldık! Bizi, o yönetmenden, öncesinde...
Bir Lanthimos Aristokrasisi: Sarayın Gözdesi
Kynodontas (Köpek Dişi, 2009) ile sert sinemasının ayak seslerini duyuran, The Lobster (2015) ve Kutsal Geyiğin Ölümü (2017) filmlerinde ününü artıran Yunan yönetmen Lanthimos bu kez bir dönem filmi çekerek rüştünü ispatlamış. The Favourite (Sarayın Gözdesi) pervasız ve tanımlanması güç bir film olarak anılabilir. 18. Yüzyıl İngiltere’sinde geçen filmde, üç kadın ve çevresindeki erkeklerin iktidar...
SANATIN TABUTUNA BİR ÇİVİ
Sanatsal üretimin ve üretim sürecinin, biçimlerinin yaşadığımız dünyanın egemen kodlarına karşı oynadığı rol hususunda şekillenen kadim tartışmalar, ‘sanat’ın kavram olarak zikredildiği zamanlardan günümüze halen aynı hararetle sürmekte. Büyük ’S’ ile yazılan sanatın misyonu, değiştirme gücü, var olan gerçekliğe müdahale etme olasılıkları çeşitli bakış açılarından defalarca gündemleştirildi, ve bu bakış açılarının çokluğu oranında sanatın eylemi, farklı...
Kimsesizlerden Karakuzulara: Çukur
Geçtiğimiz sezon ilgiyle takip edilen dizilerden Çukur yeni sezona da iddialı ve sarsıcı bir giriş yaptı. Öyle ki bu ilk bölümün atmosferine dair ülke televizyon dizileri tarihinde yerini aldı diyebiliriz. Bölümün etkisi tepetaklak bir hali olanca güçlü betimlemesiyle açıklanabilir. İzleyicinin kazanmasına alıştırıldığı ve iyiler olarak bellediği tarafın, kısaca özdeşleşilen tarafın kesin bir yenilgisi bölümün her...
Mühim Olan Ebadı mı Hissettirdikleri mi?
Hepimizin bildiği üzere bu seneki Contemporary İstanbul fuarı girişinde Ahmet Güneştekin’in Ölümsüzlük Odası enstalasyonu halka açık olarak izleyicisi ile buluştu. Bu buluşma öncesinde ise medya oldukça başarılı bir şekilde kullanıldı ve fuarın en ses getiren kişisi Ahmet Güneştekin olmayı başardı. O halde neydi bu ölümsüzlük odası gidip, görmeliydi. Fuarın girişinde merdivenli, yüksekçe bir platform üzerine...
Güneştekin: Bir “Vanitas” Vakası
Bir Contemporary fuarı daha sona erdi sayılır. Ahmet Güneştekin’in “Ölümsüzlük Odası” adlı yerleştirmesi tartışmaların merkezine yerleşiverdi. Güneştekin’in fuarın ön alanına yaptığı kurukafa ve boynuzlardan oluşan işi basında bolca yer buldu ve de fotoğraflandı izleyiciler tarafından. Geçen fuarda sergilediği “Yoktunuz” işi Diyarbakır’ın yıkıma uğrayan Sur ilçesindeki kalıntılardan oluşturulmuş ve tepki çekmişti. Yoksulluğun, yıkımın artıklarını lüks bir...
Gıda soylulaşırken ya da Nusretleşirken…
Bugün biraz somut siyasetten uzaklaşıp yemek yazmak istiyorum. Biliyorsunuz yemek yazarlığı ya da gurmelik apayrı bir alan. Elbette bir Vedat Milör şıklığı yok bende ama Antepli bir etobur olarak yine de deneyeyim. Lezzetli, organik gıdalardan bahsedeceğim aslında. Bir zamanlar hemen her haneye ulaşan lezzetli fasulyeden, sadece biriyle ekmeği yuttuğunuz domateslerden, yeşilliklerden ve ilaç kokmayan etlerden....
Şahsiyetimizdeki o acı kambur
Sonunda Türkiye’den de seri katil çıktı. Şaka yapıyorum tabii. Sadece bir diziden bahsedeceğim. Bir fenomene dönüşen ve internetten yayınlanan “Şahsiyet” adlı diziden söz ediyorum. Senaryosunu Hakan Günday’ın yazdığı, Onur Saylak’ın yönettiği ve Haluk Bilginer ve Hümeyra gibi oyuncuların rol aldığı dizi, kendi çapında büyük bir ilgi gördü sosyal medyada. Neredeyse fanları oluştu bile denilebilir. Hep...
Şahsiyet’in düşündürdükleri…
Son zamanların en kaliteli dizisi Şahsiyet konusu ve çarpıcı aforizmaları ile izleyiciyi daha ilk bölümden itibaren kendine çekmiş başarılı bir yapımdı. Dizi çok kısa sürdü; 12 bölüm oynadı ve bitti. Ancak “muhtevası” itibariyle izleyicide yarattığı etki kalıcı oldu. Şahsiyet, bir “Türkiye gerçeği” olarak izleyicinin karşısına çıktı. Konusu öylesine gerçek ve çarpıcıydı ki diziyi sadece “sayın...









