Geçen yıl Das Kapital’in yayımlanışının 150’nci yılı idi. 2018 yılının son ayları itibariyle de bu dev eserin yazarının 200’üncü doğum tarihini geride bırakmış bulunuyoruz. Her iki tarih Marx’ı ve onun dev eserini yeniden gündeme getirmek için bulunmaz bir fırsat sunuyor. Bu vesileyle aşağıda Das Kapital’i ve bunun merkezi konularından biri olan değer teorisini konu edinen...
Son Yazılar:
Post-Formal Düşünce Üzerine
Peride Celal: Kurtlar ve Komünistler
Bir Zaman Haritası
Gerçeğin Gölgesinde İdea’nın Karanlık Metafiziği
Cevat Çapan’dan Hatırlayışlar: Sürgünler Ayrılıklar
Salyangoz Haiku dergisi, ikinci sayısıyla okurla buluştu.
Hikâyede Kalmasın
Barış Yıldırım’ın üçüncü şiir kitabı Rüzgâr Dindiğinde: Seyrüsefer Günlükleri çıktı
Strain: Faşizmin Gen Havuzundaki Sevgi Ve Nefret
Medeniyetin Sonunda Odysseus
PETER PAN: KABUSLAR ÜLKESİ – ÇOCUK EDEBİYATI KLASİĞİNİN KUİR KORKU FİLMİ UYARLAMASI
Odysseia, heyecan verici ve gerici bir ağıttır
Anadolu Keçelerini Dünyaya Tanıtan Sanatçı: Selçuk Gürışık
Odyssey ve kültürel sağın tutarsızlığı üzerine düşünceler
Brecht: O küçük insanları severdi
Karanlıktan Gelen Doğum Sonrası Depresyon Alegorisi mi?
Özer Kabaş Salt’ta: Denizaşırı ve Zamanları
Yüksek Gerilimin Poetik İnşası: Etten Kurgu
Açlığın İçinden Geçerken İnsanlığını Unutan Yazar: Knut Hamsun
Kategori: Kritik
Francis Fukuyama: Sosyalizm geri gelmeli!
Tarihin Sonu yazarıyla Karl Marx’ın hangi konuda haklı çıktığını, liberal demokrasinin hasımlarını ve ABD-Çin savaşından neden korktuğunu konuştuk. Tarih, Fukuyama’dan intikam alıyor. Soğuk savaş sonrasının liberal coşkusu 1992’de zirvedeyken Amerikalı siyaset kuramcısı Tarihin Sonu ve Son İnsan’da şöyle yazmıştı: “Şahit olduğumuz şey… insanlığın ideolojik evriminin son noktası ve insan yönetiminin nihai biçimi olan Batılı liberal...
Demek Orhan Gencebay’ın yasaklanması doğruydu
Müzik telif kuruluşu Mesam’a devlet tarafından kayyum atandı. Gözler Orhan Gencebay’a çevrildi. Peki, ne alakası var Gencebay’la? Gencebay’ın desteklemediği, beğenmediği bir ekip yönetimde çoğunluktaydı. Gencebay’ın ekibiyle de kavgalıydılar. Diğer ekip Saray’a çıkanlardan değil. Gencebay ha bire Saray’da. Kendisi de zaten itiraf ediyor, “40 yıllık dostum” (*) diyor Cumhurbaşkanı’na. Neyse, Gencebay istifa ediyor, tak diye devlet...
NEOLİBERALİZM ve KENT MEYDANLARININ POSTMODERN ESTETİĞİ
Eski kent dramından geriye kalan sadece gösteriydi; pasif bir seyirci önünde sahnelenen, kendine saygısı olan yurttaşların bir zamanlar bulunduğu yeri profesyonel ucubelerin, akrobatların ve cücelerin gasp ettiği bir gösteri. (Lewis Mumford) Giriş Bu makalenin amacı, kentsel yaşamın en önemli kamusal mekanı sayılabilecek meydanların, günümüz sosyo-ekonomik koşullarına paralel şekilde dönüşürken tercih edilen estetik niteliklerin neoliberal...
Üç Rengin Esaretinde Cinnet ve Climax
Gaspar Noe’nin neredeyse tek mekânda, müzik-dans eşliğinde geçen ve uyuşturucu etkisiyle yaşanmış toplu bir cinnet vakasını gösteriye dönüştüren Climax, yönetmenin tam anlamıyla imzasını taşıyor. Film kışkırtıyor, hem seyircinin hem seyrin sınırlarını zorluyor ve elbette siyasal eleştiriler taşıyor. Climax’e geçmeden Noe’nin niçin “haylaz” sıfatıyla anıldığını kısaca hatırlamakta fayda var. Arjantin doğumlu yönetmen, özgün sinema dilini yaratırken...
BİR BELGESELİN ANATOMİSİ: ÇİRKİN KRAL EFSANESİ
Kendi deyişiyle “hayatın mutlu olma şansı vermediği”, bu toprakların yetiştirdiği en önemli sanatçılardan Yılmaz Güney, yokluğunun ardından geçen onca yıla karşın yaşamayı sürdürüyor. Öncelikle belirtilmeli ki; onu bugünlere ve yarına taşıyan unsurları ele alacak sağlıklı bir kültürel / siyasal değerlendirme (örneğin bir belgesel), 60’ların sinema sektörüne ve Yeşilçam’a genel bir bakışı, dönemin siyasal birikimini ve...
LABİRENT: HİKÂYELER ve GÖLGELER
İnsan geçmişinden zor da olsa kurtulabilir, ama geleceğinden kurtulamaz. Peki, intihar nedir? Geçmişten ve gelecekten kurtulmanın kesin çözümü mü? Ya da Freud’un söylediği gibi benliğin üst benlikten intikam alması mı? Hiç kimseye ya da hiçbir şeye kızmadan, intikam almadan ölmeyi seçebilir mi insan? Neden ölmek istiyorsun? Hiçbir nedeni yok, ne bu hayattan sıkıldım ne de...
Lenin’in Dili Üzerine ya da Siyasalın Geri Dönüşüne Bakmak
Zizek, global kapitalizmin kriziyle birlikte, bir kez daha Lenin’e geri dönmeyi önerir –ancak kendisine has bir tarzla.1 Lenin figürünün radikal sol teori tarafından yeniden içerilmesinin momentumu olarak bu Kehre, basit bir şekilde Stalinist iradecilikle ya da aşikar bir saldırı taktiğine “dönüş”le özdeşleştirilemez; öncelikle karşımıza çıkan şey, meşhur 11. tezin tersine çevrilmesi olacaktır. Zizek’in ima ettiği...
Jack: Lars von Trier’in Saplantılı Evreni
Hepimizin malumu, “Trier yine ne yaptı acaba?” diye sorup “Trier yine yaptı yapacağını!” diye alkış tutan hatırı sayılır bir seyirci kitlesi mevcuttu. Olanlar oldu! Halk canavarı besledi, talep arzı doğurdu ve “Yine ne yapmış yahu!” dedirtmek isteyen, gündeme gelmek için film çeken, hedonist çizgisini hiç gizlemeyen bir yönetmenle karşı karşıya kaldık! Bizi, o yönetmenden, öncesinde...
Bir Lanthimos Aristokrasisi: Sarayın Gözdesi
Kynodontas (Köpek Dişi, 2009) ile sert sinemasının ayak seslerini duyuran, The Lobster (2015) ve Kutsal Geyiğin Ölümü (2017) filmlerinde ününü artıran Yunan yönetmen Lanthimos bu kez bir dönem filmi çekerek rüştünü ispatlamış. The Favourite (Sarayın Gözdesi) pervasız ve tanımlanması güç bir film olarak anılabilir. 18. Yüzyıl İngiltere’sinde geçen filmde, üç kadın ve çevresindeki erkeklerin iktidar...









