“Gerçek dünyayı bertaraf ettiğimize göre, geriye kalana ne dememiz gerekiyor? Görünümler dünyası mı? Kesinlikle hayır! Çünkü hakiki dünyayla birlikte görünümler dünyasını da yok ettik.” Friedrıch Nıetzsche Özellikle son on-on beş yılda gündemimize dâhil olan bir tartışmayı güncelleyerek başlayalım: Baş döndürücü bir hızla gelişen ülke ve dünya gündemine koşut olarak aynı hızda değişen bir başka...
Son Yazılar:
Öncü Bir Sanatçı: Yücel Dönmez
Mehmet Raif Ersoy: Figür, Emek ve Kültürel Bellek Üzerine Bir Resim Pratiği
İnsanın Bilişsel Üç Sorunu: Kurgucunun Üç Oyunu
ŞİİRİMİZİN “ANDRE BRETON”U!
CNN-MTV VE YAPAY ZEKA
Edip Diye Bir Çocuk -Aynadaki Kelebek (Öykü)
KEDİYE DÖNÜŞEN KADIN (ÖYKÜ)
GOREE ADASI – KÖLELİK – HOLLYWOOD
Gaye Boralıoğlu: İstanbul, Yurtsuzluk ve Varoluş
Ahmet Cemal: Adaşımı anarken
Deniz Göktaş veya “Bulutsuzluk Özlemi”
BABAOCAĞINDAN AYRILMAK DURUMUNDA KALAN SUPERGIRL
Mehmet Atlı: Kürt Müziğinin Modern Sesi
EVREN EROL’DAN “BAŞKA BİR PENCERE” SERGİSİ
Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu’ndan “Hrisantos’u Kim Öldürdü?”
DİSTOPİK BİR DOYUMSUZLUK: ”IŞILTILI HAŞERAT
Yolun Yükü
Kadir Ağabey’in Ardından
ustam dağınıktır dağınıklıktır benim
Kategori: Kritik
Black Miror: Hiçbir Şey Doğru Değil Ama Her Şey Aynı!
David Cronenberg’in Beat akımının önemli temsilcilerinden William S. Burroughs’un aynı adlı eserinden uyarladığı Naked Lunch filmi “hiçbir şey doğru değil, her şey serbest” ifadesiyle açılır. Bu ifade aynı zamanda Hasan Sabbah’ın tarikat üyeleri üzerinde kurduğu hakimiyete de atfedilir. Öyle ki Assassin’s Creed oyunu bu sözü slogan olarak benimsemiştir. Hasan Sabbah’ın ve Haşhaşilerinin batı kültürünü etkilediği,...
Bartu Ben, Sen Kimsin?
Bartu Ben, televizyon reklamları arasında gösterilen berbat diziler tarihimizde hem derdi hem de konuyu işleyişi ile farklı bir yerde duruyor. Dizinin bir platform dizisi olması otosansürden fersah fersah uzakta olmasına, şimdiye dek herhangi bir yerli yapımda görmediğimiz sahneleri izlememize de olanak sağlıyor. Türkiyeli bir dizi karakterinin 31 çektiğini, nihayet 2018 yılının sonlarına doğru görebiliyoruz. Elbette...
Kara’nın Mağdurları ve Deniz’in Şanslıları
Bizde okur, sempatizan değil parti üyesi bir Nazi olan, savaştan ise sıradan bir oyun ve oyuncak gibi doğallıkla söz eden Alman düşünür Carl Schmitt’le yeni yeni tanışıyor. Dost Kitabevinin 2000 yılında cesur ve çok yerinde bir girişimle Türkçeye çevirip bastığı ¨Siyasi İlahiyat¨ başlıklı eseri, Schmitt’i bizlere tanıttı. Evvela Türk akademiyasında kaynak kitap oldu, derken ardından...
SERİ ÜRETİM KÜLTÜRÜNÜN EŞLİKÇİSİ OLARAK SERİ CİNAYET
Uygarlık tarihi çok sayıda insanı öldüren katillerle doludur. XV. yüzyıl Fransa’sında Jan Dark’ın silah arkadaşı Baron Gilles de Rais yüzlerce köylü çocuğunu öldürmüştür. XVI. yüzyılda “kurt adam” Gilles Garnier çocukları öldürdükten sonra onları parçalayıp yemektedir. Örnekler çoğaltılabilir, ancak modern anlamda seri katilin ortaya çıkması için XIX. yüzyıl sonlarını beklemek gerekecektir. XIX. yüzyıl seri cinayetin önemli...
Tunç Başaran: Uçurtmayı Vuramadılar!
Sabah Gazetesinin pazar röportajları ses getirmeye devam ediyor. İktidar gazetesi, Tuba Kalçık imzalı bu röportajlara genellikle AKP öncesi dönemin değer gören sanatçılarını, belli bir (lisan-ı münasip söylersek ‘özgül’) ağırlığı olan isimleri çağırıyor ve İsmet İnönü’ye, tek partili döneme, “tüm kötülüklerin anası” olan CHP’ye sövdürüyor, solun zaaflarını saydırıyor, halktan kopukluğa dem vurduruyor, sonra “sanat politik olmamalıdır”...
Bir Paradoks Olarak Modern Demokrasi
Grekçe’de Para/Dox “Karşı Kanaat” anlamı taşır: doğru gibi görünen yanlış çıkarımlar. Mesela Giritli Epimenides’in “Tüm Giritliler yalancıdır” fragmanı gibi. Halk kavramından başlayalım çünkü Demokrasi, atıf yapılan halkın niteliğine göre değişir. Siyaset Biliminde halk denilince akıllara, Herkes-Pek çok-Salt çoğunluk-Sınırlı çoğunluk-Organik/Organik Olmayan, gibi farklı kavramlar gelmektedir. Halkın, “Herkes” anlamında kullanılması, demokratik bir ölçüt değildir çünkü bazı toplumlarda...
RENE DESCARTES’IN İKTİSADA ETKİSİ
Rene Descartes 1596-1650 yıllarında yaşamış, yazdıklarıyla dünyayı kavrama şeklimizde büyük değişiklikler yaratmış bir düşünürdür. Genel olarak modern bilimin ve felsefenin kurucusu olarak anılmaktadır. Yazdığı eserlerde öncelikle gelenekten, batıl inançlardan arınmış bir düşünce sistemi oluşturmaya çalışmıştır. Batıl inançların, geleneksel olanın karşısına insan aklını ve rasyonel yöntemi çıkartmıştır. İnsan aklının merkeze alındığı düşünce sisteminde dünyayı kavramada insan...
‘Kendini Bil!’ Neşet Ertaş, Rousseau ve Felsefi Bir Emrin Anlam ve İçermeleri Üzerine
ÖZET İnsan kendisine bir aynada bakar gibi bakmaya başladığından beri, yani kendisini sanki iki kişiymiş gibi bölüp aynı anda hem gözleyen hem de gözlenen olma yetisini geliştirdiğinden beri ‘ben neyim?’ diye kendini ve dünyayı sorgular. Kendini bil! emri insanın kendi kedisine yaptığı çağrıdır aslında. İnsan kendisini ahlaklı olmaya çağırıyor. Bu yazı bu emrin veya çağrıya...
Fragmanın Diyalektiği
1 “Yirminci yüzyılın rüyası kitlesel ütopyalar inşa etmekti”1 diyor, Sussan Buck Morss. Kitlesel ütopyalar, bitmek tükenmek bilmez modern zamanın getirdiği toplumsal devrimlere bağlıydı. Kamusal alanın vazgeçilmez bireyi ise, Walter Benjamin’in Rüya Alemi dediği kavramla yaşıyordu bir anlamda. Ama rüya alemi, modernlikle eş güdümlü görülürken diğer yandan sürekli olarak devrimci hayaller makbüldü. Rüya Alemi. Walter Benjamin...









