Rene Descartes 1596-1650 yıllarında yaşamış, yazdıklarıyla dünyayı kavrama şeklimizde büyük değişiklikler yaratmış bir düşünürdür. Genel olarak modern bilimin ve felsefenin kurucusu olarak anılmaktadır. Yazdığı eserlerde öncelikle gelenekten, batıl inançlardan arınmış bir düşünce sistemi oluşturmaya çalışmıştır. Batıl inançların, geleneksel olanın karşısına insan aklını ve rasyonel yöntemi çıkartmıştır. İnsan aklının merkeze alındığı düşünce sisteminde dünyayı kavramada insan...
Son Yazılar:
Cumartesi Anneleri ya da Masanın Altındaki Hayalet
Toprağın Altından Vitrine: Kazı Bilgisi Müzeye Ulaşabiliyor mu?
Ali Kazma’nın yeni kişisel sergisi “Oficios de la tinta [Mürekkep Zanaatları]”, Meksiko’daki Franz Mayer Müzesi’nde!
Genç Hitler‘in Viyana yılları
ÖTEKİ YEŞİLÇAM – UÇURUMDAKİ KADIN: TUHAF BİR ‘KENDİNE DÖNÜŞLÜ’ ZERRİN EGELİLER FİLMİ
Barnett Newman’ın Devrimi
Beat kuşağı ve Beatnikler hakkında 10 film
Osmanlı’da Bayramın Zarafeti: Bir Kartpostalın Anlattıkları
Göğün Altında (Şiir)
Bir Tiyatro Mirası: Antonin Artaud ve Bali Tiyatrosu
SENDEN YANA
BESBELLİ (ŞİİR)
Döngü (Şiir)
Leyla Qasim’a (Şiir)
Işıkla Yazan Yaprak: Işıkla Yazılan Fotoğraf
FİKRET MUALLA’NIN FİLMİNİ ÇEKMEK VE ANILAR…
Galeri Kev’den Yeni Sergi: Fırat Altındal-Yapısöküm
John Ruskin’in Eseri Modern Düşünce ve Yaşama Etkisi – V
cenneti gördüm (şiir)
Kategori: Kritik
‘Kendini Bil!’ Neşet Ertaş, Rousseau ve Felsefi Bir Emrin Anlam ve İçermeleri Üzerine
ÖZET İnsan kendisine bir aynada bakar gibi bakmaya başladığından beri, yani kendisini sanki iki kişiymiş gibi bölüp aynı anda hem gözleyen hem de gözlenen olma yetisini geliştirdiğinden beri ‘ben neyim?’ diye kendini ve dünyayı sorgular. Kendini bil! emri insanın kendi kedisine yaptığı çağrıdır aslında. İnsan kendisini ahlaklı olmaya çağırıyor. Bu yazı bu emrin veya çağrıya...
Fragmanın Diyalektiği
1 “Yirminci yüzyılın rüyası kitlesel ütopyalar inşa etmekti”1 diyor, Sussan Buck Morss. Kitlesel ütopyalar, bitmek tükenmek bilmez modern zamanın getirdiği toplumsal devrimlere bağlıydı. Kamusal alanın vazgeçilmez bireyi ise, Walter Benjamin’in Rüya Alemi dediği kavramla yaşıyordu bir anlamda. Ama rüya alemi, modernlikle eş güdümlü görülürken diğer yandan sürekli olarak devrimci hayaller makbüldü. Rüya Alemi. Walter Benjamin...
İlişkisel Bir Gerçeklik Olarak Değer
Geçen yıl Das Kapital’in yayımlanışının 150’nci yılı idi. 2018 yılının son ayları itibariyle de bu dev eserin yazarının 200’üncü doğum tarihini geride bırakmış bulunuyoruz. Her iki tarih Marx’ı ve onun dev eserini yeniden gündeme getirmek için bulunmaz bir fırsat sunuyor. Bu vesileyle aşağıda Das Kapital’i ve bunun merkezi konularından biri olan değer teorisini konu edinen...
Francis Fukuyama: Sosyalizm geri gelmeli!
Tarihin Sonu yazarıyla Karl Marx’ın hangi konuda haklı çıktığını, liberal demokrasinin hasımlarını ve ABD-Çin savaşından neden korktuğunu konuştuk. Tarih, Fukuyama’dan intikam alıyor. Soğuk savaş sonrasının liberal coşkusu 1992’de zirvedeyken Amerikalı siyaset kuramcısı Tarihin Sonu ve Son İnsan’da şöyle yazmıştı: “Şahit olduğumuz şey… insanlığın ideolojik evriminin son noktası ve insan yönetiminin nihai biçimi olan Batılı liberal...
Demek Orhan Gencebay’ın yasaklanması doğruydu
Müzik telif kuruluşu Mesam’a devlet tarafından kayyum atandı. Gözler Orhan Gencebay’a çevrildi. Peki, ne alakası var Gencebay’la? Gencebay’ın desteklemediği, beğenmediği bir ekip yönetimde çoğunluktaydı. Gencebay’ın ekibiyle de kavgalıydılar. Diğer ekip Saray’a çıkanlardan değil. Gencebay ha bire Saray’da. Kendisi de zaten itiraf ediyor, “40 yıllık dostum” (*) diyor Cumhurbaşkanı’na. Neyse, Gencebay istifa ediyor, tak diye devlet...
NEOLİBERALİZM ve KENT MEYDANLARININ POSTMODERN ESTETİĞİ
Eski kent dramından geriye kalan sadece gösteriydi; pasif bir seyirci önünde sahnelenen, kendine saygısı olan yurttaşların bir zamanlar bulunduğu yeri profesyonel ucubelerin, akrobatların ve cücelerin gasp ettiği bir gösteri. (Lewis Mumford) Giriş Bu makalenin amacı, kentsel yaşamın en önemli kamusal mekanı sayılabilecek meydanların, günümüz sosyo-ekonomik koşullarına paralel şekilde dönüşürken tercih edilen estetik niteliklerin neoliberal...
Üç Rengin Esaretinde Cinnet ve Climax
Gaspar Noe’nin neredeyse tek mekânda, müzik-dans eşliğinde geçen ve uyuşturucu etkisiyle yaşanmış toplu bir cinnet vakasını gösteriye dönüştüren Climax, yönetmenin tam anlamıyla imzasını taşıyor. Film kışkırtıyor, hem seyircinin hem seyrin sınırlarını zorluyor ve elbette siyasal eleştiriler taşıyor. Climax’e geçmeden Noe’nin niçin “haylaz” sıfatıyla anıldığını kısaca hatırlamakta fayda var. Arjantin doğumlu yönetmen, özgün sinema dilini yaratırken...
BİR BELGESELİN ANATOMİSİ: ÇİRKİN KRAL EFSANESİ
Kendi deyişiyle “hayatın mutlu olma şansı vermediği”, bu toprakların yetiştirdiği en önemli sanatçılardan Yılmaz Güney, yokluğunun ardından geçen onca yıla karşın yaşamayı sürdürüyor. Öncelikle belirtilmeli ki; onu bugünlere ve yarına taşıyan unsurları ele alacak sağlıklı bir kültürel / siyasal değerlendirme (örneğin bir belgesel), 60’ların sinema sektörüne ve Yeşilçam’a genel bir bakışı, dönemin siyasal birikimini ve...
LABİRENT: HİKÂYELER ve GÖLGELER
İnsan geçmişinden zor da olsa kurtulabilir, ama geleceğinden kurtulamaz. Peki, intihar nedir? Geçmişten ve gelecekten kurtulmanın kesin çözümü mü? Ya da Freud’un söylediği gibi benliğin üst benlikten intikam alması mı? Hiç kimseye ya da hiçbir şeye kızmadan, intikam almadan ölmeyi seçebilir mi insan? Neden ölmek istiyorsun? Hiçbir nedeni yok, ne bu hayattan sıkıldım ne de...









