Sermaye düzeni, aslında kimseye birey olarak davranmazken, insanlar üzerinde hep topluluksal ve toplumsal bağlamlarda etki ederken, bir yandan da, her birinin birey olduğu yanılsamasını yaratıyor. Aslında hiç bir koyun kendi bacağından asılmaz; koyunları sürüler halinde asarlar. Bu birey yanılsaması kendini en çok da psikoloji tartışmalarında gösteriyor. 3 örnekle bu yanılsamayı açıklayalım. İlk örneğimiz, Google’ın CEO’su...
Son Yazılar:
Cumartesi Anneleri ya da Masanın Altındaki Hayalet
Toprağın Altından Vitrine: Kazı Bilgisi Müzeye Ulaşabiliyor mu?
Ali Kazma’nın yeni kişisel sergisi “Oficios de la tinta [Mürekkep Zanaatları]”, Meksiko’daki Franz Mayer Müzesi’nde!
Genç Hitler‘in Viyana yılları
ÖTEKİ YEŞİLÇAM – UÇURUMDAKİ KADIN: TUHAF BİR ‘KENDİNE DÖNÜŞLÜ’ ZERRİN EGELİLER FİLMİ
Barnett Newman’ın Devrimi
Beat kuşağı ve Beatnikler hakkında 10 film
Osmanlı’da Bayramın Zarafeti: Bir Kartpostalın Anlattıkları
Göğün Altında (Şiir)
Bir Tiyatro Mirası: Antonin Artaud ve Bali Tiyatrosu
SENDEN YANA
BESBELLİ (ŞİİR)
Döngü (Şiir)
Leyla Qasim’a (Şiir)
Işıkla Yazan Yaprak: Işıkla Yazılan Fotoğraf
FİKRET MUALLA’NIN FİLMİNİ ÇEKMEK VE ANILAR…
Galeri Kev’den Yeni Sergi: Fırat Altındal-Yapısöküm
John Ruskin’in Eseri Modern Düşünce ve Yaşama Etkisi – V
cenneti gördüm (şiir)
Kategori: Kritik
Taksim’deki Suriyeliler: Irkçılık, Ayrımcılık ve Sınıfsal Bakış Üzerine
Bir grup Suriyelinin Taksim’deki yılbaşı kutlamasına yönelik tepki dindi sayılır; ancak bu tepkilere yönelik tartışmalar sürüyor. Bu kutlamalara tepki gösterenlere genellikçe ırkçı deniyor. Bu yakıştırma, aslında ırkçılığın ne olduğuna ilişkin algının doğru olmadığını düşündürüyor. Bu nedenle, bu yazıda ırkçılık kavramını tartışmaya açıyor; ayrımcılık ve sınıfsal bakış noktalarını gündeme getiriyoruz. Suriye Irkı? Öncelikle, Suriyelilere yönelik bir...
Bu Şenlik O Düğünlere Benzemiyor
“Bırakın ölüler ölülerini gömsünler…” Hz.İsa İnsanoğlu canlılar âleminde kabiliyetlerinin çeşitliliğiyle tanınır. Ne tek ve en başarılı hüneri koşmak olan bir attır, ne de kocaman bir kimya laboratuvarını küçücük bedeninde taşıyan naif bir arı. Fakat Yeni Türkiye’de -büyük ambalaj çağında- dil, mitos ve ritüelde meydana gelen değişimleri izlemek, neyin neye tekabül ettiğini, gösterilenin neler sakladığını aynı...
PROTEZ RUHLAR, TRANS DUYGULAR
“Gerçek dünyayı bertaraf ettiğimize göre, geriye kalana ne dememiz gerekiyor? Görünümler dünyası mı? Kesinlikle hayır! Çünkü hakiki dünyayla birlikte görünümler dünyasını da yok ettik.” Friedrıch Nıetzsche Özellikle son on-on beş yılda gündemimize dâhil olan bir tartışmayı güncelleyerek başlayalım: Baş döndürücü bir hızla gelişen ülke ve dünya gündemine koşut olarak aynı hızda değişen bir başka...
Black Miror: Hiçbir Şey Doğru Değil Ama Her Şey Aynı!
David Cronenberg’in Beat akımının önemli temsilcilerinden William S. Burroughs’un aynı adlı eserinden uyarladığı Naked Lunch filmi “hiçbir şey doğru değil, her şey serbest” ifadesiyle açılır. Bu ifade aynı zamanda Hasan Sabbah’ın tarikat üyeleri üzerinde kurduğu hakimiyete de atfedilir. Öyle ki Assassin’s Creed oyunu bu sözü slogan olarak benimsemiştir. Hasan Sabbah’ın ve Haşhaşilerinin batı kültürünü etkilediği,...
Bartu Ben, Sen Kimsin?
Bartu Ben, televizyon reklamları arasında gösterilen berbat diziler tarihimizde hem derdi hem de konuyu işleyişi ile farklı bir yerde duruyor. Dizinin bir platform dizisi olması otosansürden fersah fersah uzakta olmasına, şimdiye dek herhangi bir yerli yapımda görmediğimiz sahneleri izlememize de olanak sağlıyor. Türkiyeli bir dizi karakterinin 31 çektiğini, nihayet 2018 yılının sonlarına doğru görebiliyoruz. Elbette...
Kara’nın Mağdurları ve Deniz’in Şanslıları
Bizde okur, sempatizan değil parti üyesi bir Nazi olan, savaştan ise sıradan bir oyun ve oyuncak gibi doğallıkla söz eden Alman düşünür Carl Schmitt’le yeni yeni tanışıyor. Dost Kitabevinin 2000 yılında cesur ve çok yerinde bir girişimle Türkçeye çevirip bastığı ¨Siyasi İlahiyat¨ başlıklı eseri, Schmitt’i bizlere tanıttı. Evvela Türk akademiyasında kaynak kitap oldu, derken ardından...
SERİ ÜRETİM KÜLTÜRÜNÜN EŞLİKÇİSİ OLARAK SERİ CİNAYET
Uygarlık tarihi çok sayıda insanı öldüren katillerle doludur. XV. yüzyıl Fransa’sında Jan Dark’ın silah arkadaşı Baron Gilles de Rais yüzlerce köylü çocuğunu öldürmüştür. XVI. yüzyılda “kurt adam” Gilles Garnier çocukları öldürdükten sonra onları parçalayıp yemektedir. Örnekler çoğaltılabilir, ancak modern anlamda seri katilin ortaya çıkması için XIX. yüzyıl sonlarını beklemek gerekecektir. XIX. yüzyıl seri cinayetin önemli...
Tunç Başaran: Uçurtmayı Vuramadılar!
Sabah Gazetesinin pazar röportajları ses getirmeye devam ediyor. İktidar gazetesi, Tuba Kalçık imzalı bu röportajlara genellikle AKP öncesi dönemin değer gören sanatçılarını, belli bir (lisan-ı münasip söylersek ‘özgül’) ağırlığı olan isimleri çağırıyor ve İsmet İnönü’ye, tek partili döneme, “tüm kötülüklerin anası” olan CHP’ye sövdürüyor, solun zaaflarını saydırıyor, halktan kopukluğa dem vurduruyor, sonra “sanat politik olmamalıdır”...
Bir Paradoks Olarak Modern Demokrasi
Grekçe’de Para/Dox “Karşı Kanaat” anlamı taşır: doğru gibi görünen yanlış çıkarımlar. Mesela Giritli Epimenides’in “Tüm Giritliler yalancıdır” fragmanı gibi. Halk kavramından başlayalım çünkü Demokrasi, atıf yapılan halkın niteliğine göre değişir. Siyaset Biliminde halk denilince akıllara, Herkes-Pek çok-Salt çoğunluk-Sınırlı çoğunluk-Organik/Organik Olmayan, gibi farklı kavramlar gelmektedir. Halkın, “Herkes” anlamında kullanılması, demokratik bir ölçüt değildir çünkü bazı toplumlarda...









