Sovyetlerin yıkılmasından sonra, sosyalist tarihyazımının özü olan sınıfsal bakış ve emek eksenli yaklaşım itibarsızlaştırıldı; onun yerine, tarihe, özgürlük, merkez-çevre, kimlikler gibi maddi temeli olmayan, idealist öğeler tıkıştırıldı. Sovyetlerin çöküşüyle hâlâ tam anlamıyla hesaplaşamamış olan sol tarihyazımı, boynunu büktü ve bunları kabullendi. İlk bakışta, tarihsel çözümlemeyi zenginleştireceğini söyleyebileceğimiz bu tür kavramsallaştırmalar, zamanla herşeye uygulanır duruma geldi...
Son Yazılar:
Elliler Apartmanı: Öykünün ve Şiirin Yeniden İnşası Üzerine
Hasan Sarıtaş Gallery Sergi: COMMON GROUND
Sanat ve Ölümsüzlük Arzusu: Gılgamış Destanı Üzerine Felsefi Bir Deneme
11. Hitay Vakfı Sanat Yarışması Kazananları Belli Oldu
Teknofeodalizm: Kapitalizmi Öldüren Neydi?
Çatışan Laiklik Anlayışları Arasında Daralan Laiklik Ufku
Aşı Yarası
Odysseus ve Sisyphos’un “Korkunç İşkence”si
TOMITA: BİR JAPON MÜZİK DEHASI
TÜRK SANAT PİYASASINDA ELEŞTİRİNİN ÖLÜMÜ
YAPAY ZEKA FİLM YAPIMLARINDA
Frank Zappa: Sosyo-Politik Hicvin Bestecisi
TEKNİĞİN GÖLGESİNDE RUH ARAYIŞI: YARATICILIKSIZ SANATÇILIK
Doğanın Kanı, Şairin Mürekkebi: Kökler ve Kemikler
Hayatın Kıyısında Durmak: Erdost Akbaba’nın Neredeyse Romanı
Bodrum Golf Club’ta Ayla Turan ve Kemal Tufan’ın Heykel Sergisi Sanatseverlerle Buluştu.
EKSANAT 3. Seçki Çıktı!
Nizameddin Pirinççioğlu: Fotoğraf, Mezopotamya’nın Hafızasını Geleceğe Taşıyan Bir Tanıklıktır
Nihat Özdal’ın Bulut / Haiku Kitabı
Kategori: Kritik
T. S. ELIOT VE ÇEVİRİ SORUNLARI
20’inci yüzyılın Modernist hareketinin öncülerinden sayılan fakat kendisini ‘edebiyatta klasik tarz taraftarı, siyasette kralcı, dinde anglo-katolik’ olarak tanımlayan İngiliz şair Thomas Stearns Eliot, tek ‘gerçek’ klasik şair olarak Katolik Roma’nın kuruluş destanını yazan Vergilius’u görmektedir. Muhafazakâr dini ve siyasi görüşlerinin yanısıra anti-Semitik retoriği, Eliot’un bir zamanlar sahip olduğu ‘taht’tan inmesine sebep olmuştur. Eliot’un şiirlerinin bazıları...
Anaakım Sinemada Şiddet Temsilleri: Kevin Haçaduryan’dan Fatih Akın’a
Psikanalizin erken döneminde baskın olan, ancak artık çok tartışmalı olan görüş, insanda iki temel içgüdü olduğu yönündeydi. Bu ikisi, cinsellik ve saldırganlıktı. Anaakım sinema, temellerini psikanalizin bu erken döneminde oluşturdu ve belki de bu nedenle, ticari sinemacılıkta bu ikili olmazsa olmaz. Sanıldığının tersine, yalnızca birinin değil ikisinin de pornosu olabilir. Cinsellik pornosuna ek olarak, şiddet...
Organize İşlerden Akçeli İşlere
Yılmaz Erdoğan’ın son filmi Organize İşler Sazan Sarmalı vizyona henüz girmişken bu kez Netflix’e düştü! Eskiden vizyon filmleri için internete düşmek tabiri kullanılırdı. Yakın gelecekteyse dünya çapında pazarını giderek genişleten Netflix vb. ücretli içerik sağlayıcı platformların, filmlerin yazgısını daha fazla belirlediğine şahit olacağız gibi görünüyor. Bu platformların yükselişi sonucunda, alıcısına nerede ve hangi koşullar aracılığıyla...
HIGH TRUTH
1 Yüksek hakikat, evet, böyle demek bana öyle geliyor ki Claire Denis’nin High Life başlıklı filmine hakkını verir. Bu başlık “azametli hayat”, üstün hayat, en âlâ hayat olarak anlaşılabilir — burada ise, kesinlikle “güzel hayat” denilen hayat değildir, ama hem bizim galaksimizin çok ötesine bir yere yükseltilmiş hem de her anlamıyla bir hayatta-kalma [sur-vie] yoğunluğuna...
Trollere Mektup: Sen de Haksızsın Trol Arkadaşım, Sen de Haklısın
Orta Çağ’da binbir çeşit dikkat uyandıran davranışla ilgi çekenlere soytarı denirdi. Günümüzün sanal ortamlarında ise troller var. Ne kadar çarpıcı ve güldürü içeren bir paylaşım yaparlarsa, normları ve normali elinde tutan baskıcı çoğunluk o kadar çok paylaşır. Zaten köşeleri ahbap-çavuşlar tutmuşlardır; fakat internetin kapılarını da troller tutar ki gerçekler kimseciklere ulaşamasın. Çağımızda aydın düşmanlığı ileri...
İthaka’yı Yeniden İnşa Etmek: Roma
Homeros’un Odysseia destanının göçebe kahramanı Odysseus İthaka’daki evinden uzakta olduğu yıllar boyunca zorlu maceralara atılmış, her macerası eve dönüş yolculuğunu daha da ertelemiştir. Yolunu dolambaçlaştıran onca şeyden ve onca zamandan sonra İthaka’ya hırpani bir halde geri döndüğünde başlangıçta onu hiçbir yakını tanıyamaz, Odysseus o kadar değişmiştir ki. Zorlu, çetrefilli yolculuğunu başarıyla tamamlamıştır fakat İthaka’daki kimliğini...
Velvet Buzzsaw: Pentürün Ölümcül Dönüşü
Not: Filmi izlemeyenler için aşırı spoiler içerir. Bağımsız film tadında bir İsveç yapımı “Kare-Square” hakkında yazdığım yazıyı, sıraya bir Netflix dizisi girerse şaşırmayalım. Çok malzeme var çünkü diye bitirmiştim. * Kare, küratörler, koleksiyonerler, aşırı kavramsal işler, bu da sanat olur mu dedirten enstalasyonlar, videolar, anlaşılmaz ağdalı katalog metinleri üzerinden zaten çoktandır tartışılan, formüllere dönüşmüş çağdaş...
X KUŞAĞI
X kuşağı belirli bir yaş gurubunu tanımlamak için kullanılan bir kavram. Farklı değerlendirmelere göre ABD’de 1964-1977, 1961-1981, 1963-1978, 1965-1980 yılları arasında doğanlar ya da 1990’lı yıllarda yirmili yaşlarda olanlar X kuşağına dahil kabul ediliyor. X kuşağı bazen kayıp kuşak, ben kuşağı, on üçüncü kuşak, twenty-somethings (yirmili yaşlarında olan gençler) olarak da adlandırılıyor. İkinci dünya savaşı...
Gelecek Tahayyülleri: Sigorta Diktatörlüğünden Feminist Ütopyaya
Bilgi çağı, uzay çağı, yapay zeka çağı, büyük veri çağı vb. Hep geleceğe ilişkin varsayımlara ve çıkarımlara dayanan ifadeler. Bunlar, çoğunlukla, teknolojik belirlenimciliğe yaslanıyorlar. Bunlara göre, teknoloji öyle ilerleyecek ki toplumu peşinden sürükleyecek. Bunu teknoloji fetişizmi izliyor. O herşeyin ötesinde, herşey teknolojiden sonra geliyor. Oysa toplumsal süreçlerden bağımsız bir teknoloji yoktur; çünkü yeni buluşlar da...









