Dört iklimi aynı anda yaşayan bir duygu coğrafyası şairin yüreği burada; ayrıca bu coğrafyanın kış halleri diğer mevsimleri rehin almışa benziyor. Elbette şair, ağır basan bu kış hallerini aşkın çakmak taşıyla yangın yerine dönüştüren bir alana, özellikle arıtan yüzüne çevirmeyi başarıyor. Işığın özellikle de acının çıplak dansıdır, burada dizeler. Öyle ki bu çıplak dans...
Son Yazılar:
Öncü Bir Sanatçı: Yücel Dönmez
Mehmet Raif Ersoy: Figür, Emek ve Kültürel Bellek Üzerine Bir Resim Pratiği
İnsanın Bilişsel Üç Sorunu: Kurgucunun Üç Oyunu
ŞİİRİMİZİN “ANDRE BRETON”U!
CNN-MTV VE YAPAY ZEKA
Edip Diye Bir Çocuk -Aynadaki Kelebek (Öykü)
KEDİYE DÖNÜŞEN KADIN (ÖYKÜ)
GOREE ADASI – KÖLELİK – HOLLYWOOD
Gaye Boralıoğlu: İstanbul, Yurtsuzluk ve Varoluş
Ahmet Cemal: Adaşımı anarken
Deniz Göktaş veya “Bulutsuzluk Özlemi”
BABAOCAĞINDAN AYRILMAK DURUMUNDA KALAN SUPERGIRL
Mehmet Atlı: Kürt Müziğinin Modern Sesi
EVREN EROL’DAN “BAŞKA BİR PENCERE” SERGİSİ
Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu’ndan “Hrisantos’u Kim Öldürdü?”
DİSTOPİK BİR DOYUMSUZLUK: ”IŞILTILI HAŞERAT
Yolun Yükü
Kadir Ağabey’in Ardından
ustam dağınıktır dağınıklıktır benim
Kategori: Kritik
SÖZ ÇETİN ALTAN’DAN AÇILMIŞKEN. PEKİ “ÜSTAT KILLI NURİ” KİMDİ?
Son iki yazıda Çetin Altan’ı, dolayısıyla 1950 sonlarından itibarenki Babıâli’yi ele aldım. Peki Çetin Altan ve benzeri gazeteci-yazarlar birbirleriyle polemik, daha halkçası “kalem kavgası” yapmazlar mıydı? Yapmaz olurlar mıydı, hem de nasıl! Vaktiyle onun da kitabını yazmış (Bkz. Türk Basınında Kalem Kavgaları/ “Ben Senin Cemaziyelevvelini Bilirim” adlı kitabım) biri olarak, 1960’lı yıllardaki bir kavgayı sizlere...
YİTİK BİR AYDINLANMADAN IŞIMALAR
Dünyamızın zengin, katmanlı, karmaşık jeolojik yapısının oluşumunda yanardağlar, belli aralıklarla gerçekleştirdikleri büyük patlamalar ve püskürttükleri lav kütleleriyle önemli bir rol oynadılar. Yer kürenin milyonlarca yıllık evrim sürecinde mağmanın birikmiş enerjisini ve minerallerini yeryüzüne fırlattılar. Böylece sönmüş, küllenmiş eski lav kütleleri yenileriyle birleşerek ve sentezlenerek katmanlaşmış yapılar oluştu. Mineral bakımından muazzam zenginlikteki bu jeolojik yapılar giderek...
“ÇETİN ALTAN KONUSU”NA DEVAM EDELİM Mİ?
1986 ya 1987 yılıydı. Henüz daha basılı hiçbir kitabım yoktu. Aktüalitenin konular serabında geziniyor, ömrü yirmi dört saatlik bir gazete yaprağına, su üzerine imza atıyordum. Çalıştığım gazetenin tiryakilerinin dışında benim imzamın kimselerin dikkatini çekmemesi doğaldı. O günlerde yine; halkımızın, adalete, yargıya, bizdeki geçerli yargı sistemine duyduğu güvensizlikten söz ediliyordu. TRT kanallarında sıkça gösterilen Amerikan...
İmmanuel Kant’ın Güzellik ve Yücelik Duygusu Üzerine Gözlemler’i
Kant’ın bir çalışması daha Ahmet Fethi Yıldırım’ın çevirisiyle Türkçeye kazandırıldı: Güzellik ve Yücelik Duygusu Üzerine Gözlemler. Kant, bu kitapçığı yayınladığında henüz kırk yaşındadır ve kendisine dünya felsefe tarihinde seçkin bir filozof olarak yer sağlayacak “kariyerine” henüz başlamıştır.2 Kendi deyimiyle bir filozofun bakış açısından çok bir gözlemcinin bakış açısıyla kaleme aldığı çalışması 1764’de yayınlanmıştır. Metnin 1766...
ÇETİN ALTAN’IN MİLLİYET’TE “KÖŞE YAZARLIĞI” MACERASI…
BASIN TARİHİNDEN SAYFALAR: Kısa süre önce, bir internet sitesine basın tarihi üzerine yazılar hazırlarken eski defterleri karıştırmam gerekti… Son zamanlarda, medyanın yazılı basın bölümüyle ilgili umutsuz ve pek de iç açıcı olmayan haberler karşısında; 1950’li, 1960’lı, 1970’li yılların gazetelerini, okuyucularını gazeteden gazeteye sürükleyen çok etkin “köşe yazarları”nı anımsadım. Çetin Altanlar, İlhan Selçuklar, Refik Erduranlar, Hasan...
Tuhaf Rüyalar Görmek Covid-19 Belirtisi Olabilir mi?
Bir yazı sonradan polemik değeri kazanıyorsa gerek yazarı gerek okuru için keyif verici bir nitelik taşır. Fakat en baştan polemik yaratacağı biliniyor dahası polemik yaratmak maksadıyla yazılıyorsa verimi düşer. Zira polemik yazılarının eskizleri filmlerde sık karşılaştığımız üzre başarısız bulunan aşk mektupları gibi yırtılıp bir kenara atılmaz. Başarısız polemik yazılarının eskizleri selüloz dağı meydana getirmez, bu...
Felsefi Açıdan Düşüncemiz Nasıl Gelişir?
Sermaye, Ütopik Bilinç ve Trajedi… Marx’ın sermaye birikiminin oluşumuna yönelik çözümlemeleri, hayatımızın her alanına uygulanabilecek müthiş bir düşünce potansiyeli taşır. Das Kapital muazzam bir eserdir. Sadece sermaye birikiminin nasıl oluştuğunu göstermesi açısından değil aynı zaman diyalektik yöntemin nasıl kullanıldığı açısından da… Diyalektik yöntem hayatın her alanına uygulanabilir. Mesele sadece onu nasıl kavrayacağınızla ilişkilidir. Marx’ın bunu...
Dijital Ekranda 21. Yüzyıl Kartpostalları- Geri Dönüyor!
Sosyal medya çalışıyor… Herkes göstermek istiyor, herkes kendini anlatmak istiyor, herkes teşhir etmek istiyor; herkes herkesi istiyor ve hiç kimseyi istemiyor. Ne yaparsa yapsın herkes çok yalnız, herkes çok anlamsız; yaşama bahaneler aranıp duruluyor, top taca atılıyor, gerekçeler türetiliyor, erekler çıkarılıyor,amaçlar diziliyor- sonuç sıfır. Hiç kimse kendisi ile baş edemiyor. Yoğun hisler içinde kıvranan...
Aydınlanmış Toplumlar Neden Yeniden Eskiye Dönerler?
İnsanoğlu, bilmemekten kaynaklanan biat kültüründen bilinçli hizmetkarlığa nasıl evrildi… Tevekkül kültüründen bezginliğe nasıl vardı… Batıl inançtan çok bildiğini sanan cehile nasıl dönüştü… Feodal kültürden kozmopolit kültüre nasıl iltihak etti… Ufukta nasıl bir Ütopya olmalı? İki bilim insanı… Max Horkheim ve Theodor Adorno… İkisi de 20’li yıllarda Alman ve Frankfurt Goethe Üniversitesi’nde akademisyen… Horkheimer, Adorno’dan daha...









