Sermaye, Ütopik Bilinç ve Trajedi… Marx’ın sermaye birikiminin oluşumuna yönelik çözümlemeleri, hayatımızın her alanına uygulanabilecek müthiş bir düşünce potansiyeli taşır. Das Kapital muazzam bir eserdir. Sadece sermaye birikiminin nasıl oluştuğunu göstermesi açısından değil aynı zaman diyalektik yöntemin nasıl kullanıldığı açısından da… Diyalektik yöntem hayatın her alanına uygulanabilir. Mesele sadece onu nasıl kavrayacağınızla ilişkilidir. Marx’ın bunu...
Son Yazılar:
Jean-Marc Veliscek: “Fransız sineması, bir film laboratuvarıdır.”
Seslerin Yerleştiği Konak: Edirne Müzik Müzesi
Kültürel Zeynalar ve Ninalar: Türkiye’deki Sinema ve Dizi Endüstrilerinde Teknik Alanda Yaratıcı Kadın Emeği
Cumartesi Anneleri ya da Masanın Altındaki Hayalet
Toprağın Altından Vitrine: Kazı Bilgisi Müzeye Ulaşabiliyor mu?
Ali Kazma’nın yeni kişisel sergisi “Oficios de la tinta [Mürekkep Zanaatları]”, Meksiko’daki Franz Mayer Müzesi’nde!
Genç Hitler‘in Viyana yılları
ÖTEKİ YEŞİLÇAM – UÇURUMDAKİ KADIN: TUHAF BİR ‘KENDİNE DÖNÜŞLÜ’ ZERRİN EGELİLER FİLMİ
Barnett Newman’ın Devrimi
Beat kuşağı ve Beatnikler hakkında 10 film
Osmanlı’da Bayramın Zarafeti: Bir Kartpostalın Anlattıkları
Göğün Altında (Şiir)
Bir Tiyatro Mirası: Antonin Artaud ve Bali Tiyatrosu
SENDEN YANA
BESBELLİ (ŞİİR)
Döngü (Şiir)
Leyla Qasim’a (Şiir)
Işıkla Yazan Yaprak: Işıkla Yazılan Fotoğraf
FİKRET MUALLA’NIN FİLMİNİ ÇEKMEK VE ANILAR…
Kategori: Kritik
Dijital Ekranda 21. Yüzyıl Kartpostalları- Geri Dönüyor!
Sosyal medya çalışıyor… Herkes göstermek istiyor, herkes kendini anlatmak istiyor, herkes teşhir etmek istiyor; herkes herkesi istiyor ve hiç kimseyi istemiyor. Ne yaparsa yapsın herkes çok yalnız, herkes çok anlamsız; yaşama bahaneler aranıp duruluyor, top taca atılıyor, gerekçeler türetiliyor, erekler çıkarılıyor,amaçlar diziliyor- sonuç sıfır. Hiç kimse kendisi ile baş edemiyor. Yoğun hisler içinde kıvranan...
Aydınlanmış Toplumlar Neden Yeniden Eskiye Dönerler?
İnsanoğlu, bilmemekten kaynaklanan biat kültüründen bilinçli hizmetkarlığa nasıl evrildi… Tevekkül kültüründen bezginliğe nasıl vardı… Batıl inançtan çok bildiğini sanan cehile nasıl dönüştü… Feodal kültürden kozmopolit kültüre nasıl iltihak etti… Ufukta nasıl bir Ütopya olmalı? İki bilim insanı… Max Horkheim ve Theodor Adorno… İkisi de 20’li yıllarda Alman ve Frankfurt Goethe Üniversitesi’nde akademisyen… Horkheimer, Adorno’dan daha...
KEMAL TAHİR’İN ÖFKELİ GÜLÜMSEMESİ: “ALLAH BETERİNDEN SAKLAYA!..”
Coronavirüs belâsının tüm dünyayı avucunun içine aldığı; bizde de kararsız ve mütereddit önlemlerin gündemde olduğu günlerdeydik. Tüm dünyadan felâket haberleri yankılanıp geliyordu, ama bizim pek ciddiye aldığımız yoktu. Bir önceki yılın sonlarına doğru faaliyete geçip etkinliklerini hızlandıran Yaykoop Kadıköy şubesi 14 Mart cumartesi için bir imza ve söyleşi etkinliği koymuştu. Bu etkinliğin bitiminden sonraki saatlerde...
Yazlıkçılar: Bizimkiler’in Sayfiye Deneyimi
Umur Bugay’a, ölüm yıldönümünde saygıyla Uğurtan Sayıner’e geçmiş olsun dileğiyle* Türk sinemasında Ertem Eğilmez ekolü daima konuşulur, referans verilir. Eğilmez, Yeşilçam’ın Yeşilçam olduğu, seyircisini yakalayıp kimliğini bulduğu 60’larda pişen, yönetmenlikten yapımcılığa, filmlere çeşitli açılardan dokunmuş önemli bir sinemacıdır. 1989’da hayatını kaybeden Eğilmez çoğu görüşe göre sinema tarihimizin en komik oyuncu kadrosunu toplamış ve uzun süre...
KEMAL TAHİR’İN ROMANLARINA YAPILIR MI BU?
Kemal Tahir’in ölüm yıldönümü münasebetiyle, 22 Nisan 2019’da Vakıf binasına yaptığım ziyarette; İthaki Yayınları’nın Kemal Tahir Külliyatı’nı yayınlamadaki gradolarını görmek için Bir Mülkiyet Kalesi’yle yanımdaki arkadaşım için de Hür Şehrin İnsanları romanlarını almıştım. Aslında her ikisini de Bilgi Yayınevi’nden ilk çıktıkları 1976 ve 1977’de alıp okumuştum. İthaki Yayınları’nda birinci baskısı 2009’da yayımlanan Bir Mülkiyet...
BİR YAZI YOLCUSU OLARAK FERİT EDGÜ METİNLERİ
Yazı evreninde “minimalist” veya “küçürek” öykü kavramının önem kazanmayı başladığı modernist edebiyat ortamında özellikle yazının rotasını, metnin eksiltilmişliği çerçevesinde kısa ama etkili bir bağlam kazanması dahilinde de ele almamız gerekir. Türk edebiyatında modernist çizginin anlatılan kadar anlatma halindeki farklılık ve özgünlüğü esas aldığı bu noktada kolaylıkla ifade edilebilir. Borges’ten Hasan Ali Toptaş’a kadar birçok modernist...
YANLIŞLAR VE HATALAR POTPURİSİ
NENA ÇALİDİS’İN ANLAYAMADIĞI İSİM… Genellikle kitap eki nedeniyle aldığım Perşembeleri ya da ara sıra topluca baktığım günlerde epeydir Cumhuriyet’te ve ekinde “Nena Çalidis” imzasına rastlıyordum. Bu imza genellikle kültür-sanat haberlerinde ya da bazı yazarlarla röportajlarda yer alıyordu. Bu kez de 26 Şubat 2004 tarihli “Fikret Otyam’la yapıtları üzerine/ Türkiye’ye bir projektör tutmaya çalıştım” başlıklı röportajda...
Hotanto Venüsü’nün Şafağı
Bakmak hiçte masum bir eylem değil ve sanırım hiçte öyle olmadı.. Uygarlık tarihi mülkiyetin tekelleştirilmesi, hiyerarşilerin organizasyonu, toplumların disipline,insanların köle edilmesi yanında insan bedenin de tahakküm altına alınmasının da tarihiydi. Bedene dair tahakkümün merkezinde hep erk’in gözü vardır.Sınıflı/sınırlı toplumlarda kadın erkeklerin gözbebeklerinde büyür, erkeklerin mülkiyetindeki dünyada gözetlene gözetlene büyür; serpilir, bir çocuktan kadına dönüşür- sonsuz...
İKİRCİKLİ BİR İZMİR ÜTOPYASI: DELİBO – II
Delibo incelemesinin ilk bölümünde İzmir’in post-Kemalizm sonrası dönemin sosyal yapısı için çeşitli öneriler içeren ikircikli bir ütopya olarak tanımlamış fakat bu ütopyayı program olarak önüne koyacak solun temsilinin problemli olduğunu belirtmiştik. Şimdi bunun detaylandırmasına girelim. Hangi Sol? Delibo’da, yazarının sol müktesebatı doğrultusunda, “sınıfsız imtiyazsız kaynaşmış bir kitle” olarak sunulmuyor İzmir. Konya-İzmir arasındaki kültür savaşına saplanıp...









