Türkiye Tarihî Komünist Hareketi’nin seçkin kuram ve eylem adamlarından Dr. Hikmet Kıvılcımlı ile ilgili bir kitap yayımlandı birkaç yıl önce: “Hikmet Kıvılcımlı Kitabı/Seçme Metinler ve Üzerine Yazılanlar”, Dipnot Yayınları, 2015, Hazırlayan: Ahmet Kale, 528 sayfa. Aslında bu isim hakkında ya da üzerinde yazılmış ne kadar az kitap var ülkemizde. Kırk yılda bir çıkan böyle...
Son Yazılar:
Veda mektubu (Şiir)
PAYDA (ŞİİR)
23 NİSAN ÇOCUK BAYRAMI NEW YORK BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’DE
Meçhul (Şiir)
Kumaş Katlama Sanatı (Şiir)
Felsefenin “-e Göre” Şiiri
Reha Bilge’den “Ressam ve Şair Tevfik Fikret” Kitabı Raflarda
BAHAR ŞİİRİ (ŞİİR)
Kırlangıçlar Gider Gelir (Şiir)
Ağaç ve… (Şiir)
Modern insan neden kendi efendisi olamıyor?
Yirmi Beş Kuruş İçin… (Öykü)
SANAT HAYATIN GERİSİNE Mİ DÜŞTÜ
Eril Rapunzel (Şiir)
KIYI ÖPÜŞMESİ (ŞİİR)
ANLATILMAYAN (ŞİİR)
Osman Hamdi Bey: Resim Geleneği İçindeki Yeri
Mustafa Ağatekin: “İşin sonu, neticesi” demek encam
Yeni Dünya Düzeni: Etobur Yırtıcıların Geçit Töreni
Kategori: Kritik
İzolasyon Çağında Çocukluk (Kıyamet ve Kurtuluşa Dair Düşünceler)
Cihatçıların esir aldıkları kız çocuklarını köle pazarında satmasının normalleşti bir dünya yaşıyoruz. Olağan her ayda Akdeniz’e bin mülteci ölüsü gömülmesinin haber değeri taşımadığı bir çağdayız. Kuşkusuz bu “gerçeklik teröründen” Birleşmiş Milletler ya da devletler kadar istismarcı medya ve körlük ile tatmin olan toplumda suçludur. İletişimin küresel, eşzamanlı işleyebildiği teknolojik bir çağ da sınıfsal uçurum bir...
KISRAKLARI ÇOK YORMUŞSUN BE KARAKOYUNLU
“YORGUN MAYIS KISRAKLARI”NI OKUYUNCA… Yılmaz Karakoyunlu’dan şimdiye kadar pek bir şey okudum sayılmaz. Tek Parti Diktatörlüğü’nün 1942’de Alman Faşizmi’ne öykünerek Azınlıklar’a uyguladığı “Varlık Vergisi”nin konu edinildiği ve aynı adlı romanından çevrilen filmi “Salkım Hanımın Taneleri”ni izledim. Kitap olarak Karakoyunlu’dan salt “Mevsimler Eskidi Biraz” adı altında topladığı öykülerini okuduğumu anımsadım şimdi… Karakoyunlu bibliyografyasını az çok biliyordum:...
GÜRSOYTRAK’IN RESİMLERİNDE YOKSULLUK VE GÜÇ
Tabii, öncelikle belirtmem gerekir ki burada güç, gündelik dilimizdeki zor tekeline sahip, güçlü, muktedir manasında. Spinoza’nın kelimeye conatus sözcüğüyle kattığı özgül anlamdan da, Foucault’nun iktidar kelimesine verdiği gri ve oylumlu anlatımdan da bir anlamda farklı. Ya da belki, ikisiyle de bir anlamda kesişiyor, bir arada yeşeriyor. Bu anlamda güç, doğanın asgarisinden ve yapıp ettiklerinden “fazla”...
Ölülerin Facebook Profilleri
Çağların birbirine girdiği; uzak gelecek ile uğursuz geçmişin aynı anda yaşandığı tuhaf zamanların çocuklarıyız. Dünyanın bir yerinde yapılan deneyde “ışık hızı” aşılıyor, diğer bir yerinde ortaokul basılıp kız öğrenciler köle pazarında satılıyor. Bilimkurgu evreni ile Ortaçağ’ı aynı günde yaşayan bir çağın sancısı bu. Artık bir den çok yaşamımız var; doğayla iç içe bir yaşam...
Biyogüvenlik ve Politika
Ülkemizde (ve başka yerlerde) uygulamaya geçilmiş olan istisnai dispozitiflere verilen tepkilerde çarpıcı olan şey bu tepkilerin, dolaysızca işliyor gibi durdukları bağlamın ötesinde gözlemlenememeleridir. Bunu tam tersine daha geniş bir tecrübenin, mevzu bahis olanın insanları ve şeyleri idare etmenin yeni bir paradigması olduğu bir tecrübenin semptomu ya da işareti olarak yorumlamaya kalkanlar azınlıkta — ki aslında...
Panoptikondan Kaçış: İzlenmeden Görsel Failliğe
Mevcut kontrol toplumlarının evriminin tamamlandığı ve katı yasaklamalar (juridico-legal) ve eylem tanımları (disiplin) üzerinden şekillenen toplumsal terbiyenin, nihayetinde teknolojinin verdiği nimetlere dayalı izleme ve yönetimsellik aşamasına devrolmasının bir virüs (Corona) aracılığıyla icraya yöneldiği bir andayız. Aslında Michel Foucault ve ardılı pek çok düşünür, Mayıs 68’le beraber kapalı disiplin toplumlarının şaşaalı çözülüşünü ilan etmişler ve gelmekte...
SANAT, SANATÇI VE ÖZGÜRLÜK
“İpekböceği niçin ipek üretirse Milton da Kaybolmuş Cennet’i aynı nedenle üretmiştir.” ...
“Sanatın insansızlaştırılması”: Bir ileri sanatsal aşama mı, sanatın yıkımı mı?
“Asırlardan beri gelişe gelişe bugüne varan şiirin kazandığı imkanlardan niçin faydalanmamalı? Bu sadece, şekli zorlamakla yeni şeyler yapılabileceğini zannetmektir. Mesele şekilden çok muhtevada, muhtevanın yeniliğindedir. Yeniciler ümidi kırılmış, idealini kaybetmiş, dejenere olmuş veya olmaya doğru giden bir sınıfın bezginliğini, dünyadan kaçmak özleyişini -ki gerçekler karşısında yenilmekten gelir-, bilhassa ‘ölüm’ü bol bol terennüm ediyorlar… Bir...
Orhan Suda’nın Anıları: “Bir Ömrün Kıyılarında”ya Dair
Önceki yazımda; “Zileli Halil” üzerine/hakkında köylüsübir “Ülkücü”nün yazdığı kitaptan söz ederken alıntı yapmıştım Orhan Suda’nın “Bir Ömrün Kıyılarında” adındaki anılarından… Bu kez; “Bir Ömrün Kıyılarında”nın tümünden söz edeyim istedim, çünkü şimdiye kadar bu kadar samimi, sıcak ve içten bir anı kitabı okuduğumu anımsamıyorum. Harbiye Askerî Cezaevi’nde tutuklu yatarken, yakınlarıyla görüşme yaptıktan sonra hıçkıra hıçkıra...









