JOHN BERGER’İN REHBERLİĞİNDE ŞİİRSEL MEKÂNDA KISA GEZİNTİLER. John Berger, “Buluştuğumuz Yer Burası” eserinde yaşamına tanıklık eden bazı mekânları işlemiş. ‘’Görme Biçimleri’’ kitabı ile geniş bir hayran kitlesi kazanan John Berger, “Buluştuğumuz Yer Burası” eserinde yaşadığı yerlere ait izlenimlerin, oralara dair bilgilerin, bir yerle benliği arasındaki harcı oluşturan duyguların, o yerlerin kendisinde bıraktığı kalıcı izlerin peşinden...
Son Yazılar:
Öncü Bir Sanatçı: Yücel Dönmez
Mehmet Raif Ersoy: Figür, Emek ve Kültürel Bellek Üzerine Bir Resim Pratiği
İnsanın Bilişsel Üç Sorunu: Kurgucunun Üç Oyunu
ŞİİRİMİZİN “ANDRE BRETON”U!
CNN-MTV VE YAPAY ZEKA
Edip Diye Bir Çocuk -Aynadaki Kelebek (Öykü)
KEDİYE DÖNÜŞEN KADIN (ÖYKÜ)
GOREE ADASI – KÖLELİK – HOLLYWOOD
Gaye Boralıoğlu: İstanbul, Yurtsuzluk ve Varoluş
Ahmet Cemal: Adaşımı anarken
Deniz Göktaş veya “Bulutsuzluk Özlemi”
BABAOCAĞINDAN AYRILMAK DURUMUNDA KALAN SUPERGIRL
Mehmet Atlı: Kürt Müziğinin Modern Sesi
EVREN EROL’DAN “BAŞKA BİR PENCERE” SERGİSİ
Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu’ndan “Hrisantos’u Kim Öldürdü?”
DİSTOPİK BİR DOYUMSUZLUK: ”IŞILTILI HAŞERAT
Yolun Yükü
Kadir Ağabey’in Ardından
ustam dağınıktır dağınıklıktır benim
Kategori: Kritik
YABANCI, İNATÇI, YIKIK: EDEBİYATTA YABANCILAŞMA ÜZERİNE
“Ben bir bütünün parçası değilim, hiçbir şeyle bağım yok, dâhil olamıyorum.”1 –Soren Kierkegaard “Her şey bana yabancı, her şey, bana ait bir insan yok, bu yarayı kapatacak bir yer yok. Burada ne yapıyorum, bu hareketler, bu gülüşler ne anlama geliyor? Buralı değilim – başka bir yerden de değilim. Yüreğimin hiçbir destek bulamadığı bu yerde dünya...
Kaos Sevdalısı Beyaz Yakalılar: Uysallar
Netflix’in Uysallar dizisini seyrederken tekrar düşündüm orta sınıf ve sinema ilişkisini. Senaryosunu Hakan Günday’ın yazığı Onur Saylak’ın yönettiği dizi, Maslak plazalarından bir mimar, estetik ameliyatla eski güzelliğine kavuşmaya çalışan mutsuz işletme mühendisi eşi ve ailesi üzerinden, 80 doğumlu bir kuşağı ve orta yaş krizlerini anlatmaya çalışıyor. İlk bölümdeki ritm problemlerine rağmen diziyi sevdiğimi söylemeliyim. Günday,...
Pencere Boşluğundan Sızan Nemesis
Artık mutfak penceresini kapatamıyordu. Anlaşılan, pencerenin metal düzeneği bozulmuştu. Dışarıdan esen rüzgarın duyulduğu bir boşluk oluşmuştu. Füzeler uçuşuyordu dışarıda. Bölgede tekrar bir yangın olursa dairesinin dumana maruz kalacağından korkuyordu. Akşam olmuştu. Pencereleri karartmak gerekiyordu. « Su uyur düşman uyumazdı » çünkü. Pencereye kalın çarşaflar serdi. Camlar kararmıştı, ışık neredeyse yok olmuştu ama çatlaktan hala hava sızıyordu. İnsanlar...
Gerçeküstü Miras
Bölüm 3- ara sekme- Bu topraklardaki gerçeküstü mirasa dair düzensiz, sıralamasız ve göçebe devam edeceğiz bu ara geçitte. Şimdi kemerlerinizi bağlayın lütfen, başlıyoruz.. Neyzen Teyfik Anadolu tasavvuf düşüncesi; iktidarlarla ile bütünleşmiş dinsel elitlerin tüm dezenformasyon çabalarına rağmen, sürekli çağıldayan heteredoks bir pınar olmuştur. İdrak’a giden pek çok kapı, yol, geçit vardır. Açtıkları kapılar, Taptuk...
Gerçeküstücülüğün Serüveni ve Akademik Dogmatizm
Akademi özgür düşüncenin mezarlığıdır- demişti Ömer Uluç. Doğru ama eksik bir tespit, çünkü bilimsel, disipliner, uzmanlaşmış, depolanmış bilginin iktidarı olarak akademi aynı zamanda katil ve kurbanının mezar kazıcısı olmakta ister; her ne kadar bu suçları hiçbir zaman üstlenmeye gönüllü olmasa da… O uygar dünyanın ve onun grift iktidar ağının ona verdiği oyunu büyük söylemler,...
Suat Taşer’in Şiirlerini Okurken
Suat Taşer’in bütün şiirleri Bir Ben Bir Yokuş adıyla Ayrıntı Yayınları tarafından yayımlandı. Müjde Bilir’in yayına hazırladığı çalışma, şairin yayımlanmış Bir, 1943, Hürriyet, Merhaba, İkinci Kurtuluş, Hayret Bey’in Serüveni ve Evrendeki Ellerimiz kitaplarının yanı sıra ilk kez kitap olarak bir araya gelen şiirlerden oluşan Alçak Basınç ve son şiirlerini kapsamaktadır. Taşer, Hasan İzzettin Dinamo, Rıfat...
Neden Türk Sürrealizmimiz Yok- Tarihsel Bir Suikast Hikayesi
Eğer 1940’lı yıllarda Mısır’dan Kanarya Adalarına küresel olarak kök salmış Gerçeküstücülüğün ülkemizdeki tarihini araştırmak istiyorsak; bu soruşturmanın başlayacağı yer kuşkusuz neden bu topraklarda Gerçeküstücülüğün (ya da küresel ve özgün-yerel hiçbir avandgard’ın) gerçekleşemediğidir. Öncelikle, uzun yıllar boyu düşünce dünyamızın köşe başlarını (Ece Ayhan’ın deyimiyle ‘değnekçilik’ yapmış) tutmuş edebiyatçıların, eleştirmenlerin başta Gerçeküstücülük olmak üzere avandgard karşısında...
Uluslararası İlişkilerin Politik Psikolojisi Üstüne
‘Uluslararası İlişkiler’e politik psikoloji açısından bakışlar yeni değil. Hatta eskiliğin ötesinde, Soğuk Savaş döneminde bu tür bakışlar barışın ya da en azından saldırmazlığın sağlanması için işe koşuluyor. Bu bakışlarda şöyle bir yanlışa düşülmemeli: Her şey psikolojiyle açıklanamaz. Goldgeier ve Tetlock (2001) haklı olarak, psikolojinin ‘Uluslararası İlişkiler’e uygulanmasının mutlaka indirgemeci olmadığını öne sürmektedir. Bunun yerine, konuyu...
The Batman: Çıkmaz Sokağa Sap(lan)mak
Christopher Nolan‘ın Batman evreniyle ilgili çektiği üçlemenin ilk filmi olan Batman Begins‘in (2005) sinema tarihi açısından yeri bir devrim niteliğindeydi. Nolan, Batman evrenine dair yepyeni bir yorum getirirken hikayesinden kurgusuna titizlikle hareket etmiş olup ilk filmi bu evrenin kilometre taşlarından birisi olmuştu. Ardından üçlemenin “görece” en iyi filmi olarak anılan The Dark Knight (2008) ile...









