Yaslı mıyım? Hayır! Sonsuz kere hayır! Hiç siz gördünüz mü, her an ölürken yas tutulduğunu? Cesaret istiyormuş bazı şeyler; yaşama sıkı sıkıya sarılmak, mücadele etmek, ilerlemek, kazanmak… Peki ya tersi? Bunların hiçbirisini yapamamak? Cesaretsizlik? Okunmaması esamesi cesaretin? Büyük bir özgürlük değil mi? Bütün bunlardan azade olmak… Düşünün; büyük bir krematoryumun önündesiniz. Birazdan mı...
Son Yazılar:
Öncü Bir Sanatçı: Yücel Dönmez
Mehmet Raif Ersoy: Figür, Emek ve Kültürel Bellek Üzerine Bir Resim Pratiği
İnsanın Bilişsel Üç Sorunu: Kurgucunun Üç Oyunu
ŞİİRİMİZİN “ANDRE BRETON”U!
CNN-MTV VE YAPAY ZEKA
Edip Diye Bir Çocuk -Aynadaki Kelebek (Öykü)
KEDİYE DÖNÜŞEN KADIN (ÖYKÜ)
GOREE ADASI – KÖLELİK – HOLLYWOOD
Gaye Boralıoğlu: İstanbul, Yurtsuzluk ve Varoluş
Ahmet Cemal: Adaşımı anarken
Deniz Göktaş veya “Bulutsuzluk Özlemi”
BABAOCAĞINDAN AYRILMAK DURUMUNDA KALAN SUPERGIRL
Mehmet Atlı: Kürt Müziğinin Modern Sesi
EVREN EROL’DAN “BAŞKA BİR PENCERE” SERGİSİ
Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu’ndan “Hrisantos’u Kim Öldürdü?”
DİSTOPİK BİR DOYUMSUZLUK: ”IŞILTILI HAŞERAT
Yolun Yükü
Kadir Ağabey’in Ardından
ustam dağınıktır dağınıklıktır benim
Kategori: Kritik
SATYAJIT RAY: BİR RÖNESANS ADAMI
Satyajit Ray Hintli yönetmen, senarist, yazar, ressam, kaligraf, besteci. İlk filmi “Pather Panchali” ile ün kazanmış; filmi Cannes dahil on bir uluslararası ödül almıştır. Kariyeri boyunca otuz altı film yönetmiş, çoğunluğu çocuklar ve gençlere hitap eden çok sayıda hikaye ve roman yazmıştır.1992’de Akademi Onur ödülünü almıştır. Ray tüm zamanların en büyük yönetmenlerinden biri sayılır. Satyajir...
Ülkemiz daha da nefes alınmaz olacak
6 Kasım 1880 tarihinde Klagenfurt’ta dünyaya gelen Robert Musil 20. Yüzyıl Avusturya edebiyatının en önemli romancı, hikâyeci ve deneme yazarlarındandır. Dünya politikası 1933 yılında Nazilerin işbaşına gelmesiyle karışır, on binlerce sol görüşlü insan kamplara sürülür. Aradan daha birkaç ay geçmeden sayısız yazar gibi Musil’in de yapıtları ateşlere atılır. Fakat Robert Musil her şeye karşı direnir,...
Ehl-i tenkite dokunuyorum ve de kutsal “sanatçıya”. Affola!
Farkında mısınız? Son yıllarda uydurulmuş fiyakalı meslekler büyülüyor nedense. Altını doldurmadan, kaçarken göçerken, emek harcamadan sadece “ol!” denildiğinde oluveriyorlar. Bunları ‘olduranlar’ da yaşını başını almış kişiler olarak, başlarını yastığa koyup rahat uyuyabiliyorlar mı merak ediyorum! Büyük “sanatçı -ların” arzuhalciliğine soyunan sanat yazarlarının bazıları oturup düşünsünler ağlanacak hallerine. Karıştırıyorlar kendilerini herhalde arzuhalcilerin en büyüğü, en ünlüsü...
Godard’ın Ardından
2. Dünya Savaşı’ndan acı hatıralarla ayrılan ve Hitler’in Eyfel önündeki meşhur pozunu unutmak isteyen Fransızlar için bunu başarmanın en önemli yolu yeniden sanata ve en çok da dönemin en kitlesel dışavurum aracı olan sinemaya sığınmaktı. Bu bağlamda gündeme gelen Yeni Dalga (Nouvelle Vague), aralarında Alain Robbe Grillet, Michel Butor, Claude Simon gibi yazarların bulunduğu bir...
PAUL KLEE: EVRENSEL OLUŞUM İÇİNDE OLUŞTURUCU DÜŞÜNCE
Klee, yaşadığı yüzyılın önemli sanat ve bilim olaylarını araştırmış, kuramsal olarak resimde biçim ve renk problemlerine çözüm üretmeye çalışmıştır. Freud’un psikanalizleri ve Einstein’ın Rölativite gibi önemli fikir hareketlerini incelemiş, kuramsal araştırmalarında faydalanmıştır. Bauhaus’ta dersler verdiği dönemler için ve renk teorileri üzerinde çalışmalarına sürdürmüştür. 1912’de Kandinsky ile birlikte Der Blau Reiter grubuyla eserlerini sergilemiştir. Naziler 1933’te...
Walter Benjamin: Önemli Bir Hayat
Çeviren: Suat Kemal Angı Alman Yahudisi eleştirmen ve filozof Walter Benjamin (1892-1940) günümüzde Avrupa modernitesinin en önemli tanıklarından biri olarak kabul edilir. Yazma kariyerinin görece kısalığına rağmen –ki hayatı Nazilerden kaçarken İspanya sınırında erkenden sona ermişti– ardında derinliği ve çeşitliliğiyle akıllara zarar bir külliyat bıraktı. Romantik eleştiri, Goethe ve Barok Trauerspiel (ya da Yasoyunu) üzerine...
GELENEKTEN MODERNLİĞE: 19. YÜZYILDA TOPLUMSAL DÖNÜŞÜMLERİN BİREYSEL SONUÇLARI
“Peşlerinde kadim ve hürmete şayan önyargılar ve kanaatler silsilesini sürükleyen tüm durgun, donuk ilişkiler silinip süpürülüyor; yeni ortaya çıkan her şey daha kemikleşemeden miadını dolduruyor. Katı olan her şey buharlaşıp gidiyor, kutsal olan her şey dünyevileşiyor ve en sonunda insanlar hayatlarının gerçek koşullarıyla ve diğer insanlarla ilişkileriyle… yüzleşmeye zorlanıyor.”1 K. Marx – F. Engels Giriş...
KAPİTALİST SİSTEMİ SORGULAYAN BİR POLİSİYE “CESETLERDEN HALLİCE”
Cesetlerden Hallice Nuray Karadağ’ın ilk romanı, ilk romanı olmasına rağmen başarılı bir roman diyebiliriz. Gerçi Karadağ iki romanını birlikte çıkardı. İkinci romanı Kelle Koltukta. İlk fırsatta Kelle Koltukta romanını da okuyacağım. İsimlerinden anlaşıldığı gibi iki roman da polisiye romanlar. Öncelikle, ne zaman polisiye roman görsem kapitalist sistemi meşrulaştıran bir anlatı olarak düşünürdüm. Önceden okuduğum bazı...
Musa Eroğlu ve Gülşen’i yargılamaya hakkımız var mı?
Dini duygular ve kutsal öne sürülerek düşünce ve ifade özgürlüğü kısıtlanabilir mi? Düşünce ve ifadenin bir sınırı olmalı mı? Bu soruları son dönemde medyaya yansıyan iki olay üzerinden tartışmak istiyorum. İlk olay, Gülşen Bayraktar’ın imam hatiplilerle ilgili hiç doğru bulmadığım sözleri diğeri de Musa Eroğlu’nun Hz. Ali ve Alevi dedeleri hakkındaki kabul edilemez sözleri. Şimdi...









