Çocukluk hep masumiyetle anılagelmiştir, örneğin çocuklara karşı işlenen suçlar toplumda derin infial yaratır. Benzer bir suç yetişkin birine karşı işlendiğinde, karşılığı gazetelerin 3. sayfa haberleridir. Çocukların işlediği küçük suçlara hoşca bakılır; büyük bir suç işlediklerinde ise toplum sert bir özeleştiri sürecine girerek günah çıkarır. Toplum, çocukları sevmeyen, onlarla anlaşamayan yetişkinlerede hoş gözle bakmaz. Postmodern...
Son Yazılar:
New York Komünü: Herkese Her Şey
METROHAN’DA “BELGIAN ART HUB: BELÇİKA-İSTANBUL SANAT KÖPRÜSÜ”
ÖTEKİ YEŞİLÇAM: KUİR MİZANSENLİ AYDEMİR AKBAŞ FİLMİ OOOH OH!
Veda mektubu (Şiir)
PAYDA (ŞİİR)
23 NİSAN ÇOCUK BAYRAMI NEW YORK BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’DE
Meçhul (Şiir)
Kumaş Katlama Sanatı (Şiir)
Felsefenin “-e Göre” Şiiri
Reha Bilge’den “Ressam ve Şair Tevfik Fikret” Kitabı Raflarda
BAHAR ŞİİRİ (ŞİİR)
Kırlangıçlar Gider Gelir (Şiir)
Ağaç ve… (Şiir)
Modern insan neden kendi efendisi olamıyor?
Yirmi Beş Kuruş İçin… (Öykü)
SANAT HAYATIN GERİSİNE Mİ DÜŞTÜ
Eril Rapunzel (Şiir)
KIYI ÖPÜŞMESİ (ŞİİR)
ANLATILMAYAN (ŞİİR)
Kategori: Kritik
Bir Organizatör Rezaleti Olarak 60. Altın Portakal
Ülkenin en köklü sanatsal etkinliği, yaklaşık bir haftadır beceriksiz yöneticilerin elinde can çekişiyor. Öngörüsüz, sanatsal yaratıcılığın ve evrensel değerlerin yanından bile geçmemiş bir organizatör ve yandaşları, dört yıl boyunca aldıkları temelsiz kararlara tepki göstermeyen sayıca az ama etki alanı yüksek topluluklardan aldığı cesaretle, göz göre göre çıkmaz sokağa sürüklediler 60 yıllık şenliği. Evet, “çarşambanın gelişi”...
BOYACIOĞLU NE YAPIYOR? ALTIN PORTAKAL’DA NELER OLUYOR?
Ülkenin en köklü festivali Altın Portakal, bu yıl 60. yaşına giriyor. Bu, hafızasızlığı ile anılan bir toplum için önemli bir nokta. Yeşilçam’da toplumsal gerçekçiler ve parayı her şeyin önüne koyan “kodamanlar” arasındaki kavganın canlı tanığıdır festival. 70’lerdeki büyük altüst oluşların ortasında, sansür cenderesinden geçen sinemamızın yanında durmuş, Onat Kutlar’ın deyişiyle bir “halk şenliği” olmayı başarmıştır....
BİLİNCİN ÖZGÜRLEŞMESİ, DEJENERASYON VE WEIMAR ESTETİĞİ
EN ÇILGIN RÜYALARIN ÖTESİNDE Weimar, yüz yıldan beri uğursuz bir kelime ve tüm dünyada bugün Weimar Cumhuriyeti deyince akla aynı şey gelmekte: Kamu otoritesinin politik, ekonomik, toplumsal düzeni sağlamakta yetersiz –hatta çaresiz– kaldığı, özgürlüklerin suiistimal edildiği ve büyük bir yozlaşmanın yaşandığı korkunç bir medeniyet cangılı. Bu imajın uzantısı olarak Weimar döneminde dolaşıma giren radikal fikirler...
Depresyona Karşı Şiir ya da Direniş
Vahşi bir çağdayız, güncellenmiş bir ortaçağın içindeyiz sanki. Küçücük botlara sığmaya çalışan mülteciler, açılan, kapana ya da duvar örülen sınırlar, savaşlar, ekonomik krizler, her yanda pörtleyen polis devletleri; kıssaca her geçen gün nefes almayı zorlaştıran küresel sistem. Dünya çapında korku, panik dalgaları yaratan, herkesi herkesten şüphe eder pataloji yaratan, kalabalık yerlerden korku doğuran salgın hastalıklar....
Çağdaş Cumhuriyetçilik: Liberalizme Bir Alternatif mi?
Cumhuriyetin ilanının yüzüncü yılı vesilesiyle Türkiye’de “cumhuriyet” pek çok düzlemde olduğu gibi kavramsal düzlemde de tartışılıyor. Bu tartışmalarda cumhuriyetin bir rejim biçiminden, hükümdarsız bir yönetimden ibaret olmadığı tekrarlanıyor ve cumhuriyetin biçimsel boyutundan ziyade bir anlamda cumhuriyetin ruhuna, içeriğine vurgu yapılıyor: Cumhuriyet kimi zaman Montesquieu’nün Yasaların Ruhu kitabına atıfla “erdem”le, kimi zaman da bağımsızlıkla ve tahakkümsüzlükle...
SAYIN ATAERKİLLER!
Sayın ATAERKİLLER, Sayın GÖSTERİ DERGİSİNİN EDİTÖRLERİ; ‘80 şiiri kuşağının kadın kalemlerini dışlamaya çalıştığınız için çok büyük tarihi bir hata yaptınız. Ya da bilerek 80 kuşağının sınırlarını kendinizce yeniden çizmek istediniz. Her iki tavır da oldukça gerici olduğunuzu gösteriyor. Sayın kültür emperyalistlerinin elçisi genel yayın yönetmeni; size sesleniyorum, tarihi bir gerçeği değiştirme gücüne sahip değilsiniz, karar...
ARENDT ve AGAMBEN’DE BİR İNSAN HAKLARI SORUNSALI OLARAK MÜLTECİLİK
Giriş İnsan haklarının öznesi olarak anlaşılan “yurttaş” kimliğini bir şekilde kaybetmiş olan insanları tanımlamak için kullanılan “mülteci” kavramı İnsan Haklarına ilişkin birtakım sorunları da beraberinde getirmiştir. İnsan Hakları ile yurttaşlığı birbirine bağlayarak bunları zorunlu bir ilişki içinde tutmak aynı zamanda ulus-devletin devamlılığına da hizmet etmiş ve bu durum sistemin dışında kalması muhtemel...
BENJAMİN ve KENT İZLENİMLERİ: PARİS, BERLİN, MOSKOVA
Giriş Bu çalışma, Walter Benjamin’in Pasajlar adlı eserinin bölümlerinden birini oluşturan “19. Yüzyılın Başkenti Paris” adlı metindeki Paris izlenimlerini, Bin Dokuz Yüzlerin Başında Berlin’de Çocukluk adlı eserindeki Berlin izlenimlerini ve son olarak Moskova Günlüğü’ndeki Moskova izlenimlerini aktarmaya çalışarak, Benjamin’in bu kentler hakkında paylaştığı fikirler aracılığıyla kent sorunsalını politik ve estetik bir tartışma açısından ele almaya...
Bir Baba’ya Yas: Erkin Koray’a 2000 Sonrası Bir Gözden Bakış
Bir Baba daha yitti. Kendisi hakkında eminim daha öncül şeyler söyleyebilecek, sırası benden önce gelen insanlar vardır. Ne var ki ister 7 ister 77 yaşında olun Erkin Koray ismi her kulakta bir şeyleri çağrıştırır. Her şeyden önce 60’ların yetiştirdiği bir Cumhuriyet meyvesidir Erkin Koray. Yé-yé ve Underground’la tanıştırır Türkiye’yi. Kelimenin tam anlamıyla bir ‘devrimci’dir. Konuşulması...









