Harbiye’nin arka sokaklarından birinde, Agos Gazetesi ve Hrant Dink Vakfı’na ev sahipliği yapan, geçmiş zamanlarda bir Ermeni okulu olan Anarad Hığutyun binasındayız. Avluda bir nar ağacı var. Onun gölgesinde, bir kültür insanını anmak için toplanmışız. Mekânın hafızasıyla anıların iç içe geçtiği bir akşamüzeri. Yazar, yayıncı, çevirmen, reklamcı… Ama hepsinden önce iyi bir insan olarak hatırlanan...
Son Yazılar:
Plastik Dil, Estetik Donuklaşma ve Yaratıcılıksız Sanatçılık Üzerine
Anarşinin Maskeleri: Percy Shelley’den Triangle Fabrikası Yangınına Radikal Bir Şiir’in Tarihi
ŞEHRİ FOTOĞRAFLA BULUŞTURAN 212 PHOTOGRAPHY ISTANBUL 26 EYLÜL’DE BAŞLIYOR!
Cevat Çapan’ın Anılarında Özer Kabaş ve Zamanları
Levent Karataş’ın Melez Peri Kitabı Üzerine Bir Poetika ve Direniş Okuması
Haftanın Kitap Seçkisi
Sanat Eleştirisinde Üretken Yapay Zekâ Kullanımı
Görünür Olanın Ötesinde: İran Resim Geleneğinden Güneş Mehrnoosh Goodarzi’nin Ruhsal Evrenine
Fırtına Dindi: Kadir İnanır
Geç kalınmış gibi değil de, artık gerek kalmamış gibi NİHİL
Mesut Aşkın: Şiirin Soğuk Mevsimi ve Bir Hafıza Arkeolojisi
İçimdeki Yabancı – Geri Gelmemecesine Yitirdiklerimizden Baki Kalan Anılarımız
Yılmaz Kömürcü “Büyük Yalnızlık”la Geri Döndü
Çağdaş Sanatta Akışkan Form
Göz, Dil ve Sözcükler
Fotoğraf ve Felsefe
TOZAN ALKAN’IN ŞİİRİNDE HAFIZA, SİYASET, DİL VE KAYBEDENLERİN TARİHİ
Bozlu Art sonbaharı “Wabi-sabi” başlıklı yeni sergisiyle karşılıyor!
Asmalımescit-Tepebaşı-Şişhane Hattı: Bir Sanat Coğrafyasının 1990 Sonrası Dönüşümü
Yazar: Coşkun Şen
Sansür Merkezinden, Basın Müzesine: #Ey Özgürlük Sergisi
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi’nin kapısından içeri adım attığınızda, sadece bir sergi salonundan ziyade, hafızası ağır bir binanın içine giriyorsunuz aynı zamanda. Neo-klasik çizgileriyle 1865’te Maarif Nazırı Saffet Paşa tarafından inşa edilen bu yapı, yıllar boyunca Maarif-i Umumiye Nezareti’ne ve İstanbul Darülfünunu’na ev sahipliği yapmış, hatta 1875’te şehrin ilk uluslararası resim sergilerinden biri yine burada...
Kurşunlu Han’ın Sessizliğinde: Nuray Özler Yolcu ile Ansız Anda Sergisi
Karaköy’ün tehna sokaklarında saklanan bir han kapısından içeriye adım attığınızda, avlusundaki tarihsel atmosfere bakıp geçmişi hayal etmemek zor değildir. Mimar Sinan imzalı Rüstem Paşa Kervansarayı bugünün Kurşunlu Han’ı olan bu yapı, 1561’den beri taşıdığı hikâyelerle ve fevkalade asma yapraklarıyla görenleri büyüleyiverir. Bir dönem St. Michele Katedrali’nin gölgesine komşu, sonrasında tüccarların, ustaların, seyyahların ayak sesleriyle yankılanan...
Offspace’in İlk Sergisi: Metamorfoz Pop-Up Üzerine
Arnavutköy’ün sokaklarında kaybolmak, sanki eski İstanbul’un rüyasına karışmak gibi. Zaman, bu semtlerde başka türlü akar. Taş duvarların gölgesinde, paslı demir kapıların ardında bir çağ hâlâ nefes alıyor gibidir. Beyazgül Caddesi boyunca yürürken, bir Rum konağının önünde duruyorum. Tam karşımda Türkan Saylan’ın yaşadığı o güzel köşk uzanıyor. O derin sessizlikte, bir an için o pencereden son...
Karanlıktan Işığa: Elif Erdem’in Floransa Bienali Yolculuğu
Floransa’da, Arno Nehri kıyısında yürürken Rönesans’tan kalma taşlara sinmiş o tarihi sokakların içinde, insanın varoluş sancısını ve yeniden doğuşun umudunu hissediyorsunuz. 15. Floransa Bienali’nde bir Türk sanatçısı, Elif Erdem, kendi kültürel belleğini “ışığın diliyle” yeniden örüyor. Bienalin teması “The Sublime Essence of Light and Darkness” yani Işığın ve Karanlığın Yüce Özleri. Floransa’da, Rönesans estetiğinin kalbinde...
Hatırlarsan Kırılmaz Sergisi ile Red Rouge Art Gallery Yeni Adresinde
Nişantaşı’na giderken genelde Maçka Parkı’nın içinden süzülen eski teleferiği kullanmayı pek severim. Şehrin gürültüsünü yukarıdan seyrederken, ağaçların arasından yükselen gri apartman cephelerine, ara sokaklara karışan o kentsel dokuya bakmak insanın içini hem tuhaf bir huzurla, hem de eski bir özlemle doldurur. O kısa yolculuk, İstanbul’un zamanla kurduğu ilişkide bir kesit gibidir; durur, sallar ve geçer....
“Ah İstanbul!”: Halis Karakurt’un Neşeyle Boyanmış Şehri
Sonbahar yağmuru ince ince Nişantaşı’nın taş kaldırımlarına düşüyordu. Damlalar vitrin camlarından aşağı doğru süzülürken, gökyüzünün karanlığı ufuktaki dolunayı bir perde gibi şehrin üzerine bırakmaya başlamıştı. İşte tam o anda, kendimi Doku Sanat Galerisi’nin önünde buldum. Yağmurun serinliği, taş duvarlara sinmiş yılların kokusu ve o eski tip tabelanın altın sarısı ışıltısı, beni içeri davet ediyordu. Kapıdan...
HB Art Gallery, Yeni Mekânında Sanatın Vitesini Yükseltiyor
Zaman bazen bir garajda bekler. Boyası solmuş bir duvarın ardında ya da uzun zamandır çalıştırılmamış bir motorun soğuk silindirlerinde… İstanbul’un Mecidiyeköy’ü de öyle bir zamansızlıkta karşılıyor bizi bu kez. HB Art Gallery’nin yeni adresi eski bir garaj. Ama öyle her garaj gibi değil; adı “Art N Moto” olanından. Yani direksiyonla tuvali, krom kaplamayla fırça izini...
Bir Sonbahar Sabahı Bedri Rahmi’yi Anmak
Güneşli ama rüzgârlı bir sonbahar sabahında, meşhur mimar Alexandre Vallaury’nin tasarladığı Union Française binasındayım. Eskiden Fransızların lokal olarak kullandığı, şimdilerde ise kültür ve sanat etkinliklerinin kalbinin attığı bu büyüleyici yapıda, Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun 50. ölüm yıl dönümünü anmak üzere toplandık Organizasyonunu Dirimart Galeri’nin üstlendiği bu etkinlik, Minoa Kitabevi’ne ait Minoa Sahne’de gerçekleşti. Pek çok etkinliğe...
Mizahın ve Paradoksun Peşinde: Daniele Sigalot’un ‘Ve Şimdi Tamamen Farklı Bir Şey’ Sergisi
Kazancı Yokuşu’ndan aşağı süzüldüğünüzde, İstanbul’un kalabalığı bir anlığına geride kalır. Asfaltın üzerine düşen akşam gölgeleri, eski taş duvarlardan sarkan sarmaşıklarla birleşir; bir yanda motor sesleri, diğer yanda taş basamaklardan yankılanan ayak sesleri. Bu iniş, bu sokağın eski sakinlerinden Ferhan Şensoy veya Mehmet Güleryüz ile karşılaşıp gerçekliğin mi, yoksa hayalin mi içinde olduğunuzu pek de umursamadan...









