Harbiye’nin arka sokaklarından birinde, Agos Gazetesi ve Hrant Dink Vakfı’na ev sahipliği yapan, geçmiş zamanlarda bir Ermeni okulu olan Anarad Hığutyun binasındayız. Avluda bir nar ağacı var. Onun gölgesinde, bir kültür insanını anmak için toplanmışız. Mekânın hafızasıyla anıların iç içe geçtiği bir akşamüzeri.
Yazar, yayıncı, çevirmen, reklamcı… Ama hepsinden önce iyi bir insan olarak hatırlanan Nazar Büyüm’ü sevenleri anlatıyor. Ben sessizce bir köşede durup sohbetleri, paylaşılan anıları dinliyorum. Gürültüsüz ama derin bir kalabalık bu.
Kayseri’nin ilçelerinden Develi’deki (eski adıyla Everek) hayat hikâyesiyle başlıyor anma gecesi… Okul yılları, İstanbul’a uzanan yol, yayıncılık serüveni, dostluklar… Yaklaşık iki saat süren, kesintisiz ve akıcı bir program. Dinlemek yorucu değil, aksine insanı içine alan bir hâli vardı.
Adam Yayınları’ndan yol arkadaşı, edebiyat dünyasının yakından tanıdığı isimlerden Turgay Fişekçi, o yılları derinlemesine aktarıyor. Adam Yayınları’nın kuruluş süreci, Memet Fuat’ın katkıları, Yaşar Kemal’den Aziz Nesin’e uzanan güçlü bir edebiyat çevresi… Türkiye yayıncılığının mihenk taşlarına dokunan bir hatırlatma.
Sonrasında yayıncı Sevengül Sönmez, Adam Sanat ve Adam Öykü dergilerinden, şiir kitaplarından ve yazım kılavuzlarından söz ediyor. Adam Yayınları’nın yayıncılık anlayışını anlatırken, “Kitap yalnızca bir içerik değil, nesne olarak da haz veren bir varlıktır.” cümlesi zihnimde başka kapılar aralıyor.
Yazar Rober Koptaş ise Nazar Büyüm’ün Agos gazetesindeki yazarlığına ve kitabında yer alan anlatılara odaklanıyor. Yazının, tanıklığın ve vicdanın kesiştiği bir çizgi…
Bir ara sohbet kesiliyor ve müzik arası veriliyor. Gitarda Ari Hergel, solist Lara Narin’le birlikte Joan Baez ve Cem Karaca’nın şarkılarıyla küçük bir dinleti sunuyor.

Nazar Büyüm, doğayla kurduğu ilişkisiyle bilinen biri. Avludaki nar ağacının hikâyesi de gecenin en anlamlı anlarından biri. Bir gün kendi bahçesinde büyüttüğü bir nar ağacını getirip, Agos’un avlusuna dikiyor. Toprak yetmeyince Şişli Belediyesi’nden toprak istiyor. Agos çalışanlarından birinin bu anıya dair yaptığı “Ermenilerin Türklerden toprak talep etmesi” esprili yorum salonda kahkahalara neden oldu. Hem hüzünlü, hem gülümseten bir anı.
Yakın dostu Osman Kavala da, tutsak olmasına rağmen bir mesaj gönderir. Mesajı salonda dikkatle dinlenir:
“Cezaevinde odamda tek başıma kalıyorum. Ancak dostlarım, paylaşmış olduğumuz yaşantıların anılarıyla bana eşlik ediyorlar. Böyle bir beraberlik olduğu için bazı dostların hayatta olmaması ilişkimizi etkilemiyor, varlıkları benim için daha az hissedilir olmuyor. Sevgili Nazar Büyüm örnek kişiliğiyle, dünya görüşüyle, hayata bakışıyla hep yakınımda. Dostluğu bana güç ve moral vermeye devam ediyor.”

Salonda, Nazar Büyüm’ün eski yıllardan iki okul arkadaşı da var. Zamanın kapattığı sandığımız defterlerin aslında hiç kapanmadığını hatırlatan bir detay bu. Hrant Dink Vakfı’nın 2017 yılında hazırladığı “Kayserili Ermeniler Konuşuyor” adlı sözlü tarih çalışmasından belgesel görüntüler de gösteriliyor. Nazar Büyüm’ün kendi anlatımıyla birleşince, geceye başka bir derinlik katıyor.
Üniversite yıllarına dair bir tanıklık da İstanbul Üniversitesi İngiliz Edebiyatı bölümünden hocası ve yakın dostu Cevat Çapan’ın video mesajıyla geliyor. Geçmişin içinden bugüne uzanan sade ama güçlü bir selam.
Nar ağacının gölgesi uzuyor. Anma bitiyor ama hafıza dağılmıyor. Bazı insanlar gittikten sonra da konuşulmaya devam eder. Nazar Büyüm de onlardan biri.


Bir Cevap Bırakın