‘Göçmen Türk aile tablonun çalıntı olduğunu bilse bunu kabul eder miydi?’ Bana göre elbette etmezdi. Ulay kelimenin tam anlamıyla yapılan bir hırsızlığı sanat adına yoksullara ipoteklemişti. Carl Spitzweg’in 1839 tarihli “Yoksul Şair” tablosu 19. Yüzyıl romantik sanatçısının ve bohemin unutulmaz imgelerinden biridir. Tuhaftır Adolf Hitler’in de en beğendiği tablo olduğu söylenir. Çatısı damlayan perişan bir...
Son Yazılar:
Elliler Apartmanı: Öykünün ve Şiirin Yeniden İnşası Üzerine
Hasan Sarıtaş Gallery Sergi: COMMON GROUND
Sanat ve Ölümsüzlük Arzusu: Gılgamış Destanı Üzerine Felsefi Bir Deneme
11. Hitay Vakfı Sanat Yarışması Kazananları Belli Oldu
Teknofeodalizm: Kapitalizmi Öldüren Neydi?
Çatışan Laiklik Anlayışları Arasında Daralan Laiklik Ufku
Aşı Yarası
Odysseus ve Sisyphos’un “Korkunç İşkence”si
TOMITA: BİR JAPON MÜZİK DEHASI
TÜRK SANAT PİYASASINDA ELEŞTİRİNİN ÖLÜMÜ
YAPAY ZEKA FİLM YAPIMLARINDA
Frank Zappa: Sosyo-Politik Hicvin Bestecisi
TEKNİĞİN GÖLGESİNDE RUH ARAYIŞI: YARATICILIKSIZ SANATÇILIK
Doğanın Kanı, Şairin Mürekkebi: Kökler ve Kemikler
Hayatın Kıyısında Durmak: Erdost Akbaba’nın Neredeyse Romanı
Bodrum Golf Club’ta Ayla Turan ve Kemal Tufan’ın Heykel Sergisi Sanatseverlerle Buluştu.
EKSANAT 3. Seçki Çıktı!
Nizameddin Pirinççioğlu: Fotoğraf, Mezopotamya’nın Hafızasını Geleceğe Taşıyan Bir Tanıklıktır
Nihat Özdal’ın Bulut / Haiku Kitabı
Yazar: Ali Şimşek
Kitap kapağına düşülen bellek: Kitabın Rüyası
Kitap kapağı bir kitapla buluşmak için ilk eşiktir. Arka kapağa buyur eder okuru. Çoğu zaman kapak tasarımını kimin yaptığına dikkat etmez bile okur. Eğer alana ilgisi yoksa diyelim. Raflardaki o rengarenk görsellik, grafik lekeler, fotoğraflar ve de tipografi elbette. Yayınevinin kolektif mülkü olarak algılanır onun kimliği. Kim unutabilir efsanevi Varlık kapaklarını. Ya da seksenlere damga...
Manzaramıza Bakmak
Modern resme doğru yolculuktaki en önemli kırılmalardan birini “manzaranın keşfi” oluşturuyor denilebilir. Kastedtiğim manzaranın bir arkaplan durgunluğundan kurtulup sırf “kendisi” haline dönmesi. Bunun ilk örneklerine Rönesans’tan itibaren rastlıyoruz. Yani doğanın, uzamın insani bir duygulanımın konakladığı bir coğrafyaya dönüşmesini kastediyorum. Alegoriden, tanrılardan, mitolojiden yavaş yavaş kurtulan ve melankolinin, lirizmin ve de hazzın alanına dönüşen dağlar, kırlar,...
Formları Ritme Çevirmek: Sabahat Çıkıntaş-Katmanlar
Katman… Eskilerin terennüm edemeyeceği yeni bir kavram. Resmi düz ve katmanlar halinde görebilmek. Sabahat Çıkıntaş’ın her sergisindeki ikonik kostümü aklıma gelir her şeyden önce. Şamanistik tınılara da sahip bir mozaik tadı da vardır. Kendisini bir yapıta, heykele çevirir sanatçı. Mavi, lacivert ve de yakıcı kırmızı… Kostüm bütün yapıtlarının bir toplamıdır adeta… Sosyal plastik ya da...
GELECEK KÖTÜYÜ DÜŞÜNMENİN ESTETİK HAZZI: DİSTOPYA
Distopya, hiç istisnasız günümüzün en gözde anlatım formu. Holywood’dan Netflix gibi platformlara neredeyse olmazsa olmazı. Buna milyonlarca gencin takip ettiği, fanı olduğu anime, manga sektörünü eklemek de gerekiyor. Artık gündelik dilimizin parçası olmuş ütopya kavramını, yani Yunanca-Latince kökenli Olmayan Yer’i 15. yüzyılda kitabına Ütopya ismini veren düşünür, siyasetçi Thomas More borçluyuz. Ütopya katı kuralları olsa...
Yüzün Beyaz ve Dağılan “Tekinsiz” Tarihi
Bir yüz nedir? Bir et ve kıl yığını mı? Sadece gözlere yönelen ve başka gözleri davet eden sonsuz bir uzam mı? Sanatın tarihi yüzünün tarihidir aynı zamanda. 15. Yüzyılın yağlıboya devrimi, çabuk kurumaması ve detayları gösterme potansiyeli ile ressamların önemli geçim kaynaklarından biri olan portreciliği de zenginleştirdi. Krallar, aristokratlar, papalar sökün etti tuvallerin her santimine....
Dijital pentüre nefes aldırmak: Birol Bayram
Neredeyse bütün dillerde renk bitki veya taş ya da toprak kökenli bir etimolojiye sahiptir. Elbette bazen gökyüzü ve deniz de bunu zenginleştiriveriyor. Latince Colore, ağaç yapraklarından elde edilen bir işlem olarak İngilizce yaygın Color’un kelime atasıdır. Bir dönem aristokrasinin en büyük alametlerinden olan mor bir deniz canlısından çok zor şartlarda elde edilen nadir bir renkti....
İsla-Rokoko: Bir Çöküş Estetiği
Rokoko sanat tarihteki üsluplar açısından bakıldığında, bir tarafıyla resim sanatına gündelik hayatın, hafifliğin, flörtlerin, kır pikniklerinin girmesi demek. Kavram Fransızca rocaille’den geliyor. 18. yüzyılda Fransa’da ortaya çıkan midye, deniz kabukları ve süngerler gibi denize ait motiflerin etkisinde oluşturulan süsleme ve dekorasyon biçimini anlatıyor. Rokokoyla, daha önce sanatın merkezine oturan İsa, Meryem ve azizler ile Yunan...
Hepimiz o yırtıktan düşüverdik Yeraltı’na!
İnsanlar neden yüzlerce yıl roman denilen bir türe ihtiyacı olmadan yaşadı? Epik, şiir masal varken insanı “didiklemenin” bu lanetli formuna ne gerek vardı dersiniz. Romanın en güzel tanımlarından biri Gyorg Lukacs’a ait: “Tanrısını yitirmiş bir dünyanın epiği.” Bir krizin formu anlayacağımız; önce düşmüş bir aristokratın tüccar değirmenlere karşı traji-komik savaşı, burnundan kıl aldırmayan soyluluğun, kaba...
Yapıt Olmayı Düşleyen Keyfilik
Resimde 20. Yüzyıl modernizminin en büyük kazanımlarını belirsizlik, ucu açıklık, “karar verilemezlik” ya da en kapsamlı deyimle “çoklu okuma-bakış” olarak nitelendirmek hiç de abartı olmayacaktır. Bundan böyle “bilinen” tek bir konu ya da kahraman ve de anlatı yoktur. Uzun sürem değil; doğaçlama ve “an” önemli hale gelecektir ve de hız… Resim bunu edebiyattan daha hızlı...









