“Suçluları yaratan yasalarımız, onları cezalandıran yasalarımızın yanında ne kadar çok!” deyişiyle ünlü Tucker’ın antitezini sunan vigilante (infazcı) filmlerinin en meşhur örneği, geçtiğimiz hafta yeniden dirildi! 1974 yapımı ilk filmin yeniden çevrimi olan Eli Roth’un Öldürme Arzusu (Death Wish), ‘suçluya hak ettiği dersi, kişisel yöntemlerle verme’ temasının sinemadaki son ve bildik halkalarından biri olarak ele alınabilir....
Son Yazılar:
BAUHAUS TASARIM VE MİMARLIK OKULUNUN KURUMSAL KİMLİĞİ VE DİNAMİKLERİ
Naif’in Listesi: Gerçekler, Doğrular, Varoluşlar…
ELVEDA ELİF, GÖRÜŞMEK ÜZERE
Ebru Yolver: ÜÇ / KONSEPT
İnsan Haklarının Ontolojik ve Politik Sınırları: Doğal Hukuk ile Egemenlik Arasındaki Paradoks
ÜÇ FİDANIN GÖLGESİNDE: BİR MAYIS SABAHINA DOĞRU
Yonca Karakaş’ın Yeni Sergisi G-Art Galeri’de: “Back Contamination / Dönüş Kontaminasyonu”
ÖTEKİ YEŞİLÇAM: “BANA FİLMLERDEKİ HAYALİN YETER”- KENDİNE DÖNÜŞLÜ BİR ZERRİN EGELİLER FİLMİ
Ayşegül Dalokay Fotoğrafları: Yavaşlığa Övgü
Çizginin İzinde: Erkin Keskin Gravür & Exlibris Sergisi
Çekirdek Kabuğu
Dunbar’ın Sosyal Sınırları ve “Influencer” Dünyasında ‘Bacı’ Olmak
ARA GÜLER VE AFRODİSİAS: AFRODİT’E AYIP MI EDİYORUZ?
Yavaşlık mı, Kaçış mı? Yapay Zekâ Çağında Akademik Oikeiosis Krizi
Feyhaman Duran’dan Hikmet Onat’a: Venedik’ten Sanayi-i Nefise’ye…
Yapay Zekâ Neden Şiir Yazamaz?
“SUSUZ YAŞAMIN AĞIRLIĞI”: Andreas Hoffmann’ın Beden Pratiğinde Doğaya Dönüş
Roland Barthes: Dil Bir Deridir
MEYDAN, HAFIZA VE SINIF: BİTMEYEN 1 MAYIS
Kategori: Vizör
ATIF YILMAZ’IN SUSKUN KADINI: VASFİYE
1980’lerin başında siyasi darbenin beraberinde getirdiği baskı ve yasaklar, sol düşünceyle birlikte yükselen muhalif seslerin susturulması ve siyası çalkantıların hâkim olduğu distopik atmosferi ve özgürlük arayışlarının farklı kanatlarda sürdürülmesine neden olur… Patriarka’nın Avrupa’dan ithal edilmiş, kitlesel histeriyle Macunlaşmış, cilalı bir trend -akım olarak varsaydığı 2.dalga feminizm hareketi 80’lerin ilk yarısında kadın safların öncülüğünde ortaya çıkar....
Dogma 95 Neydi? Ne Değildi?
Dünya çapında sinema akımları hemen her dönem bir okul, bir dergi çevresi gibi gruplaşmaların öncülüğünde gelişmiş ve belirli kuramlar çerçevesinde üretimler yapılmıştır. Dönemlerin sosyal, siyasal ihtiyaçlarına karşılık vermek ve sinemaya yeni bir bakış sunmak için ortaya çıkan akımlar ve kuramsal çalışmalardan daha farklı olarak Dogma 95 sert bir manifestoyla adını duyurmuş ve henüz pratiğe geçmeden...
HEPSİYDİ: KONT, ŞÖVALYE VE KEŞİŞ
Bir Fotoğraftan Kısa Anılar… – 2 1991 yılının, Nisan ayıydı. İzmir’den, İstanbul’a İstanbul Film Festivali’ne gitmiştim. Giovanni Scognamillo’yla, Beyoğlu’nda tanıştım. Lakabı, ‘Beyoğlu Kontu’ydu ama benim gözümde, bir ‘Şövalye’ydi ve beni sarsan bir sinema belleği vardı. Hatırlıyorum; Bir Levantenin Beyoğlu Anıları kitabını su içer gibi okumuştum. Türk Sinema Tarihi kitabı zaten ders kitabımdı. Dostluğumuz, 2016 yılında...
Yalnız Kadın, Feminist Söylem
Dünya Emeğine Katılan, Yeryüzünü Var Eden Tüm Kadınlara; Sevgi ve Saygıyla Seksenler sinemamız, kadın filmleriyle anılan bir kesiti meydana getirirken birçok yönetmenin bu bağlamda eser verdiğini görüyoruz. Atıf Yılmaz başı çekerken Başar Sabuncu kendi özgünlüğünü yansıtmaya çalışmıştır. Bu iki yönetmen haricinde Ömer Kavur, Yavuz Turgul, İrfan Tözüm ve Şerif Gören’in filmleri de mevcuttur. Bu yazıya...
Rüyalarda buluşalım
İki insanın aynı rüyayı görmesi mümkün mü? Yani, iki insanın önce rüyalarında tanışması? On Body and Soul ya da Macarca orijinal ismiyle “Teströl és lélekröl”, alışılmadık bir aşk hikayesi, izledikten sonra akla kazınan bir film. Macar yönetmen Ildikó Enyedi’nin son filminden 18 yıl aranın ardından çektiği filmi, karla kaplı bir ormanda, ağaçlar ve dallar arasında,...
METİN ERKSAN: YALNIZLIK SİNEMASINDAN TUTKU SİNEMASINA
Bir Fotoğraftan, Bir Filme… Kısa Kısa Anılar… – 1 Benzersiz bir filmdir, Sevmek Zamanı. Benzersizliği, ‘yalnızlık’ ve ‘tutku’sundan kaynaklanır. Aynı zamanda, atmosferinden. Müşfik Kenter’in, Sema Özcan’ın, görüntü yönetmeni Kriton İliadis’in benzersizliğinden. Filmin çekildiği yıl, 1965’di ve ben henüz doğmamıştım. John Berger henüz Görme Biçimleri kitabını yazmamıştı. Susan Sontag, otuz iki yaşındaydı. Eugene Atget tam otuz...
Mahalle-Sınıf-Sevgi Üçgeninde ‘‘Yoksul Kadının İstanbul’u’’
Kadir İnanır’a geçmiş olsun dileğiyle Türk sinemasının maddi ve manevi giderek içe kapandığı, fabrikasyon arabesk filmlerin ötesinde; geniş kesimlere seslenen güldürülerin, aile melodramlarının, avantürlerin gerileyip orta sınıf katmanında alıcısını arayan yeni bir dilin geliştiği 80’ler ikinci yarısında üç tip yerli filmin daha evvel olmadığı kadar çok arz edildiğini görürüz. Aydın/sanatçı sorunlarını işleyen ve umutsuzu, bocalayanı...
Pornografi ve Şiddet: Snuff, Taxi Driver ve Hardcore Üçgeni
Giriş Pornografi 1970’lerde Danimarka’dan yayılan cinsel özgürlük dalgasıyla altın çağlarını yaşamaya başlamıştı. Hiç kuşkusuz çıplaklık ve cinsellik kameranın icadından birkaç saniye sonra beyaz perde için vazgeçilmez hale gelecekti. Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa kıtasında farklı karşılanan ve aynı zamanda farklı anlatım dilleri kullanan pornografik filmler özellikle II. dünya savaşından sonra A.B.D de yeraltına inmişlerdi. Toplumlar...
Django Unchained, Aykırı Western
Quentin Tarantino tardından 2012 yılında çekilen film western yönüyle ilgi çekici filmdir. Film türün klasik öğelerini barındırırken bir o kadar ayrılıksı yapıya sahiptir. Tarantino bu filmde westerne bakışını kişisel üslubuyla yorumlamıştır. Filmin başrol oyuncusu Jamie Foxx’un canlandırdığı siyahî kovboy Django karakteri ile westernde alışılmamış bir durum sunar. Bilindiği üzere westernler beyaz erkeğin hikâyesini anlatan filmlerdir....









