2025 bitmek üzere. Tam da şu günlerde yepyeni bir yıla girmeye hazırlanıyoruz. Yılbaşı, bu anlamda, geçmişle geleceğin ekvatoru gibi. Her birimiz farklı hayatlar içinden geçsek de, yılın devrildiği böyle zamanlarda ortak bir duyguda buluştuğumuzu düşünüyorum. Geçmişi; üzerinde değişiklik yapamadığımız, geride kalmış bir zaman dilimi olarak düşünmeye meyilliyiz. Belki de o yüzden her yılın başında isteriz...
Son Yazılar:
Elliler Apartmanı: Öykünün ve Şiirin Yeniden İnşası Üzerine
Hasan Sarıtaş Gallery Sergi: COMMON GROUND
Sanat ve Ölümsüzlük Arzusu: Gılgamış Destanı Üzerine Felsefi Bir Deneme
11. Hitay Vakfı Sanat Yarışması Kazananları Belli Oldu
Teknofeodalizm: Kapitalizmi Öldüren Neydi?
Çatışan Laiklik Anlayışları Arasında Daralan Laiklik Ufku
Aşı Yarası
Odysseus ve Sisyphos’un “Korkunç İşkence”si
TOMITA: BİR JAPON MÜZİK DEHASI
TÜRK SANAT PİYASASINDA ELEŞTİRİNİN ÖLÜMÜ
YAPAY ZEKA FİLM YAPIMLARINDA
Frank Zappa: Sosyo-Politik Hicvin Bestecisi
TEKNİĞİN GÖLGESİNDE RUH ARAYIŞI: YARATICILIKSIZ SANATÇILIK
Doğanın Kanı, Şairin Mürekkebi: Kökler ve Kemikler
Hayatın Kıyısında Durmak: Erdost Akbaba’nın Neredeyse Romanı
Bodrum Golf Club’ta Ayla Turan ve Kemal Tufan’ın Heykel Sergisi Sanatseverlerle Buluştu.
EKSANAT 3. Seçki Çıktı!
Nizameddin Pirinççioğlu: Fotoğraf, Mezopotamya’nın Hafızasını Geleceğe Taşıyan Bir Tanıklıktır
Nihat Özdal’ın Bulut / Haiku Kitabı
Kategori: Manşet
Tozan Alkan seçiciliğinde #eklitera Aralık Şiirleri
https://ekdergi.com/category/litera/
Lapis Lazuli (Şiir)
Kader tabletlerinin yılda bir defa Güncellenebileceğine inandığım zamanlarda yeni bir hayata nasıl başlanır, eski bir bedenden nasıl çıkılır; göksel merdivenlerle mi? yoksa cismini aciz zihnimin anlayamayacağı, zamanı ve mekânı aşabilen kutsal hayvanlarla mı? orasını hiç kurcalamazdım, sonuçta kural basitti: do ut des yani “ver ki vereyim”. Sağlık karneme yazılan ilaçlar bozdurulan alyans ile ödendiği gün...
SAFRAN CÜMBÜŞÜ (ŞİİR)
I sarı bir gökkuşağıdır elleri çatılardan sarkan bulutun geçerken suyun aklına takılmış yerini yadırgayan konuk alışılmışın dışında bir hesap ateşle yarışan otlarınki çoklu ezgilerle söylenegelen bir saygınlık var telaşlarında külün ısrarı kime ve niçin nereden çıktıysa şimdi mırıldana mırıldana oyuyor hızını sele kaptıran yağmur ikiye ayrılmış ayva kokusunu ...
Vouloir et Pouvoir (Şiir)
gerçekleşmeyecek umutlarla teselli bulan o akıllı delilerden—— kendini sulara atmadan önce son şansını deneyen bir çılgın—– ___gökyüzünü yırtan bir resimde; vezüv ve etna’nın farklı—— _lav katmanlarından yapılmış bir mozaiğe dokunduğunda—— ____doğanın sade yaşantısı, kırık dökük eşyalar okyanusu—— ______________gerçek kimliğine yeniden kavuştuğunda—— __________________başka bir dünyadan gelirmişçesine—— _____toplumsal baskıların uzağında sürdürülen bir yaşam—— _______________hiç kuşku yok ki...
Çürümenin Estetiği: Lanetli Evin Hikâyesi
“Gotik” olarak adlandırılan edebi eserlerde uğursuz ev miti, iyi ile kötü, ışık ile karanlık arasındaki mücadeleyi somutlaştıran senaryoların mekânı. İçinde kötülüğün, deliliğin güçlerinin tepindiği; aşırılığın, entropinin, yıkıcı fantezilerin ve gerilemenin uzamı. Bu senaryolarda baskın duygu ve leitmotif, ıstırap, dehşet, korku, tiksinti, özdeşleşme nevrozu ve kimlik krizi. Gizemli, cinli evler, yıkık şatolar ve manastırlar gibi, güzellikle...
YAKINLIKTAN UZAK ADAM
Bazı insanlar vardır; bir mekâna girdiklerinde ortamdaki hava hissedilir biçimde değişir. Ne kahkaha patlatırlar ne kavga çıkarırlar ama odanın havası bir anda güneşliyken hafif bulutluya döner. Bu hikâyeye girmeyi hak eden müzik adamı da öyleydi. Girdiği yere gölge gibi oturur, kimsenin üzerine doğrudan düşmez ama herkesin ruhuna ince bir gölge serperdi. İnsan görünmez gölge olur...
Retorik İfade Özgürlüğünü Baltalayabilir mi?
İfade özgürlüğü, çoğu zaman yalnızca sözün serbestliği olarak düşünülür. Oysa asıl mesele, kimin konuşabildiği değil kimin duyulduğu, kime alan açıldığıdır. Günümüzde retorik, düşüncenin taşıyıcısı olmaktan çıkarak onun yerine geçtiğinde, ifade özgürlüğü biçimsel olarak varlığını korusa da içerik bakımından daralır. Çünkü bu durumda konuşma hakkı, fiilen belirli bir iletişim tarzının tekelinde toplanır. Retorik tam da burada...
AUGUR (ŞİİR)
düştüm, sırçaydım, sırlı bir periler halkasının son gümüş pulu bir kahkaha çiçeği büyüttü beni karnından ışıklar fışkıran bir şebçerağ benim de var mutluluk ve mutsuzluk kristallerim biri ak biri kara iki dizginsiz kısrağım ik’elim kande olsa sen çağır ben yeterim avucumdan suvarırım atımı hû ile yederim benim tilkilerimin kuyrukları birbirine değer melek öpücükleri verir birbirine...
Gece (Şiir)
bugün içim bana bir dağdan geldi ağaçlarını çizdi akan yağmuru eşiğinde durduğum avuntuyu dışımdaki zorluğun geçmesini bekledim zamanı sordum Tanrı’ya yerin göğsünde büyüyen ağrıyı ağacın ölümü giyinen çıplaklığını yaşamın kaçınılmaz yalnızlığını güller ülkesinde bir gül peçesini açtı at kervanlarının taşıdığı müjdeli haber oldun meleğin yeryüzünde belirdiği işaret sessizliğin mavi taşlardan yapıldı...









